harry potter serisini defalarca bitirdikten sonra her kelimesini ezberledim seriden başka birşey okumak için fantastik edebiyat kitaplarını araştırırken denk geldim kendisine. ilk kitap olmasına rağmen birden bire olayın içinde buluverdim kendimi. bir büyücünün büyücü olma yolunda ilerlemesi, bir okula başlaması, ondan önce hocası ile geçirdiği bir yıl. birden bire geçiverdi. jesper'ın hep onun içindeki aşağılık kompleksini tetiklediğini, kitapta o yönünü göstermek için yerleştirildiğini düşündüm. diğer arkadaşı ise, yüce gönül ve bilgelik sanırım. ged ise bildiğin ergen. çok affedersiniz bazen çat diye kafasına vurup n'apıyorsun sen demek isteğimi bastıramadım. gölgeyi çağırdığı an da tam böyle bir andı benim için. 190 sayfa çok çabuk bitti. kitabın final bölümündeki mücadelenin geçtiği kumsal, bana narnia günlüklerindeki aslanın kaybolduğu kumsalı anımsattı. birde, büyücü isminin başkaları tarafından bilinmemesi kısmı günümüzde de olan şu göbek ismi koyulması ve sadece annenin bunu bilmesi bunun sebebinin de büyüden korunma olması ile aynı olduğu için kitap bende çok yerel, bizden bir dünya hissiyatı oluşturdu.
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
Kumsal 3: Hindistan-Pakistan serinin önceki kitaplarındaki dostluk ve macera duygusunu korurken bu kez okuru daha karanlık ve düşündürücü bir hikâyeye götürüyor. Eyüp, Emre, İlker, Ahmar ve Yumi, yeni bir şifrenin peşinden İstanbul’daki Yerebatan Sarnıcı’na uzanan bir maceraya atılırken, sadece insanları değil toprağı ve bitkileri de etkileyen gizemli Medusa Virüsü’nün izlerini sürüyorlar.
Hikâye ilerledikçe virüsün arkasında, zenginlik ve güç uğruna tehlikeli seçimler yapan Faysal’ın olduğu ortaya çıkıyor. Ancak kitap, karakterleri yalnızca iyi ve kötü olarak ayırmak yerine; hata, pişmanlık, sorumluluk ve ikinci şans kavramları üzerine düşündürüyor. Faysal’ın yaptıklarının sonuçlarından kaçamaması, insanın bazen en büyük cezasını kendi hatalarının içinde bulabileceğini gösteriyor.
Serinin bu kitabında cevaplardan çok sorular öne çıkıyor. Medusa Virüsü’nün tamamen durdurulup durdurulamayacağı, insanların ve doğanın kurtulup kurtulamayacağı belirsiz kalıyor. Belki de kitabın en güçlü yanı bu: okuru kesin bir sona ulaştırmak yerine düşünmeye devam etmeye davet etmesi.
Ortaokul öğrencileri için sürükleyici bir macera sunarken; bilimin sınırları, sorumluluk, adalet, sessiz kalmanın bedeli ve affetme gibi konularla P4C tartışmalarına da zengin bir zemin hazırlıyor. Kapanışındaki soru işaretleri, kitabın son sayfası kapandıktan sonra bile hikâyenin zihinde yaşamaya devam etmesini sağlıyor
Kum Saati 3Fatih Tuncay · Bilgi Yayınevi · 202418 okunma
08 Haziran’da İnadına Edebiyat Klübü ile birlikte yazarını ağırladığımız Bir Kıbrıs Romanı Belki hakkında biraz konuşmak istiyorum.
Öncelikle epigraflardan bahsetmek istiyorum. Yazar öyle titizlikle seçmiş ki bölümde ne olacak merakından önce alıntılar üzerine düşündürüyor. Misal 13. Bölüm epigrafı:
“Dostunu, düşmanını bilemez bazen insan. Belki de tuttuğu eldir onu sırtından vurmaya hazırlanan.” Hem okunacak bölüm hakkında bilgi veriyor hem de insanı yaşantısı üzerine
düşündürüyor.
“Belki” anavatanın yavrusu Kıbrıs’ın romanlaştırılmış hali. Yiğit ve Sevgi ile temellenen roman Türkiye ve Kıbrıs’ı bu bağlamda ele almış. Rumlar ve Türklerin oluşturduğu
Kıbrıs’ın tarihçesi derin bir araştırma sonucu okuyucuya aktarılmış. Tabii bu iki milletin nasıl birbirlerine kışkırtıldığı da anlatılmış. Fakat aynı zamanda kardeşlik bağlarını
bozmadan devam edenler de unutulmamış.
Sanmayın ki sadece Kıbrıs anlatılmış. Hayır! İngiltere Osmanlı Yunanistan Kudüs gibi bağlantılı birçok ülke yarar ve zararlarıyla aktarılmış. Bununla birlikte EOKA- Enosis-
Kumsal Katliamı- 2. Abdulhamit yönetimi- İngiliz Yönetimi ve dahası kitap bitimi araştırılacaklar arasında yerini alıyor.
Tarihe olan merakıma bilgi tohumlarını atan Sema Soykan, söyleşide de bir o kadar kıymetli fotoğraf ve videoları bizlerle paylaştı. 3 saatlik sohbet esnasında her bir okuyucusunun sorularını sıkılmadan büyük bir nezaketle cevapladı. Ve anavatanı anlattığı “Keşke” 497 sayfa iken, Kıbrıs Romanı 496 sayfa. Bunun bilinçli yapıldığını da söyle
Her birimiz kendi küçük kumsallarımıza ihtiyaç duyarız. Gidip ağlayacağımız bir yere. İşte Yeonnam-dong’da beyaz köpüklü dalgalarıyla gözyaşlarımızı ve hüznümüzü sessizce yıkayıp götüren bir yer var.
His üzerine yazılmış bir kitaptı. Kısa bir zaman dilimini ele alıyordu. Bunun gibi, bir geziyi ele alan birkaç kitap hatırlıyorum; hepsini sevdim. Kendi dünyasını aktarmada başarılıydı.
KumsalCesare Pavese · Can Yayınları · 2021306 okunma
Kitabı bitirdikten sonra bir de filmini izledim: The Beach. Açıkçası film beni biraz şaşırttı çünkü kitapla arasında oldukça ciddi farklar var. Film daha romantik ve maceracı bir tona sahipken, kitap çok daha karanlık ve psikolojik bir yere gidiyor. Bu yüzden bana göre romanın ruhunu anlamak için kitabı okumak şart.
Yazarı Alex Garland romanı henüz çok gençken yazmış (kendisi bir gezgin) ama buna rağmen kitap oldukça berrak bir fikre sahip. Garland bir röportajında romanın merkezindeki düşünceyi şöyle özetliyor: “İnsanlar cenneti değil, kaçışı romantize eder.” Kitabı bitirdiğimde bu cümlenin ne kadar doğru olduğunu düşündüm. Çünkü romandaki karakterler aslında bir cennet aramıyorlar daha çok bir hikayenin içinde olmayı, sıradışı bir deneyim yaşamayı arzuluyorlar.
Richard bana göre plajı gerçekten seven biri değil. Daha çok hikayenin kahramanı olma fikrini seviyor. Sürekli denenmemiş olanı denemek isteyen, adrenalin ve macera peşinde koşan biri. Bu yüzden plaj onun için bir amaç değil; daha çok bir sahne gibi. Filmde ise Richard karakteri biraz daha yumuşatılmış, daha sempatik ve klasik bir macera kahramanı gibi sunulmuş.
Duck karakteri ise bence romanın en trajik figürü. Daffy Duck plajın aslında bir ütopya olmadığını ilk fark eden kişi gibi geliyor bana. Başlangıçta herkesin büyülendiği o “gizli cennet” fikrinin altında aslında paranoya, yalnızlık ve dışlanma olduğunu görüyor. Bir anlamda diğerlerinden önce gerçeği fark ettiği için sistemin dışına düşüyor. Onun intiharı da bana göre romanın kırılma noktası. Sanki Garland daha baştan bize şunu söylüyor: Bu hikayenin sonu iyi bitmeyecek.
Sal karakteri ise başlı başına ayrı bir tartışma konusu. Sal ilk bakışta güçlü ve organize bir lider gibi görünse de aslında plajın diktatörü. Elbette plajın sır