Zaafından korkmak
Puan vermedi·779 syf.··
2026 16. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 15:52
Dostoyevski-Budala Kitabımız 4 ana bölümden oluşuyor. Ana karakterimiz Prens Mişkin epilepsi hastalığına sahiptir,İsviçre’den tedavisini tamamlayıp ülkesine geri dönüyor.İlerleyen sayfalarda yine ana karakterlerden biri olan Nastasya Filippovna ile tanışıyoruz,Nastasya güzelliğiyle bilinen bir kadındır. Diğer karakterlerimiz prensin trende tanıştığı Parfyon Rogozhin ve Lebedev ile olan dostluğu kitabın sonuna değin devam edecektir. Prens Mişkin saflık derecesinde iyi bir insandır. Bana göre kitap bir aşk üçgeninden doğmuştur Rogozhin,Nastasya ve Prens arasında… Prens uzaktan akrabası olan Aglaya ile de bu kısımlarda tanışır,Aglaya da prensin bu son derece iyi ve saf hallerini kabullenemese de o da zamanla prense aşık olur. İkinci bir aşk üçgeni de burada doğar Nastasya,Mişkin,Aglaya arasında… Kitabı tamamen okuyan biri ne Nastasya’yı ne de Aglaya’yı hiçbir zaman anlayamaz ikisi de birbirinden kararsız ve farklı karakterlerdi. Öyle ya da böyle kitabın sonucuna gelirsek saf ve iyi niyetli insanların asla kazanamayacağını anlıyoruz.Kalbiniz ne kadar temizse o kadar kabullenilmez ve toplum için o kadar içten pazarlıklı görünürsünüz kitaptaki gibi olan insanlardan bile daha kötü görünürsünüz bunu kitabın sonlarına doğru daha iyi anladım. Kitaptaki aile kavramının yitirilmesi,ahlaksız toplumlar,çelişkili ilişkiler çok güzel anlatılmış… Kesinlikle okunmaya değer kitaplar arasında,ben çok beğendim daha da uzun uzadıya yazmak isterdim ama daha fazla spoiler olmasın… Bol okumalı günler
İnsan
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
Bu, hayatın baharı değil, ömrün hazanı...
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 13:00
Türk Edebiyatı okumayı severim. Her zaman dediğim gibi bende Türk Filmi izliyor hissi uyandırır. Bu kitapta ondan aşağı kalmadı. Anlatımı son derece güzeldi. Duygusal, romantik, betimlemeler kişileri canlı halde sunacak düzeydeydi. Kitabın bütününde akıcılık ve merak unsuru sizi sarıyor. Konu da oldukça bilindik. İki kadın bir adam... Türk edebiyatının klasik bir çerçevesi vardır. O çerçeve içinde kişiler kahramanlar değişir... Zavallı Necdet... Bence kitabın adı Zavallı Necdet olmamalıydı. Necdet'in neresi zavallı pardon? Kısaca konuyu özetlemek gerekirse, son derece çekici, yakışıklı, tahsilli, görgülü, zengin bir adam var : Necdet Feridun. O kadar kendini beğenmiş birisi ki bazı sayfaları okurken adama sinir olabilirsiniz. Zira ben fazlasıyla oldum. Ama ne derler bilirsiniz, Böbürlenme Padişahım Senden Büyük Allah Var.... Necdet Feridun ailesinin taşındığı yeri başta küçümser... Sonra ziyaretlerine gittiğinde yandaki pembe köşkte bir kız görür ve kalbine kurşunu yer. Hani kızları gönül eğlendirmek için kullanan, gelip geçici sevdalar yaşayan, kadınları önemsemeyen, sevmeyi seven Necdet Feridun aşkı tanır, hemde öyle böyle değil... "Budala! Hayatımı tamamen ona adayacağımı sanıyordu galiba. Hakikaten! Kadınlar fikirsizdir."(s.4) böyle düşünen bir adamın, bir kadın yüzünden perişan oluşunu izlemek için bile okunur bu kitap. Kitap boyunca Necdet'in yaşadıklarını, arkadaşı bizlere aktarıyor. İkili ilişkilerin geniş olduğu bir kitap diyebilirim... Necdet pembe köşkte gördüğü Meliha'ya aşık olur. Ancak Meliha, Necdet'in kötü şanından haberdar olduğu için ona asla yüz vermez. Meliha'nın abisi ile Necdet'in kardeşi evlenir... Eş zamanlı olarak Necdet'in okuldan beri tanımakta olduğu İbrahim Şemsi Bey ile Meliha da izdivaçta bulunurlar. Bu süreçlerde Necdet
Zavallı NecdetSafvet Nezihi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,2bin okunma
Reklam
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Herkesin acıyı karşılama ve yaşama şekli farklıdır. Elise’nin babası da eşinin ölümü sonrası bu acıyı bastıran, eve ismini bile anmayacakları kuralı ile birlikte beraberinde bir çok katı kural getiren, duygusunu dışa vurduğu belli olmasın diye türlü bahanelere sığınan ama kızına olan sevgisi kalbinde oldukça ağır basan bir babadır. . Elise ise küçük yaşta annesini kaybetmiş ama kafasındaki binbir soru ile büyümek zorunda bırakılmış gerçeğin ne olduğunu bilmeye hakkı olduğunu düşünde de babasının duvarlarına karşı yenik düşüp susmak zorunda kalmış, annesinin ona bıraktığı son hediyeye tutunup acısını her gün onunla paylaşmış ya da ondan çıkarmış bir çocuk. . 4 yıl boyunca süren bu düzen ise Elise’nin kuracağı bir arkadaşlık ve anneannesinin bu süreçte onlardan haber alamayıp bir gün ansızın çıkıp gelmesiyle değişecektir. . Uzun zaman üzerine soluksuz okuduğum bir kitap oldu En sevdiğim taraflarından biri ise onda kurala rağmen söylemek istediği şeyleri “yalana başvurmadan” halletmesi ve buna özellikle dipnot geçilmesi.
Sayonara Demek YasakAntonio Carmona · Genç Timaş Yayınları · 202616 okunma
10/10
·779 syf.··
Beğendi
·
2024 46. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2024 22:52
Budala: Masumiyetin ve Toplumun Çatışması Giriş Fyodor Dostoyevski’nin en önemli eserlerinden biri olan Budala, insan doğasını, ahlakı ve toplumun ikiyüzlülüğünü derinlemesine ele alan bir romandır. Eserin merkezinde yer alan Prens Mışkin, saf, iyi niyetli ve dürüst bir karakter olarak toplumun yozlaşmış yapısıyla karşı karşıya gelir. Ana Bölüm 1. Masumiyet ve Saflık Prens Mışkin, romanda “budala” olarak görülse de aslında saf iyiliğin temsilidir. Onun dürüstlüğü ve merhameti, çıkar ilişkileri üzerine kurulu toplumda bir zayıflık olarak algılanır. Bu durum, gerçek iyiliğin modern dünyada nasıl yanlış anlaşıldığını gösterir. 2. Toplumsal Eleştiri Dostoyevski, aristokrat çevreleri ve insan ilişkilerindeki yapaylığı eleştirir. İnsanların çıkarcı, ikiyüzlü ve yüzeysel tavırları, Mışkin’in saflığıyla daha da belirgin hâle gelir. Roman, toplumun ahlaki çöküşünü gözler önüne serer. 3. Aşk, Tutku ve Trajedi Eserde aşk, huzur veren bir duygu olmaktan ziyade çoğu zaman yıkıcı bir güç olarak karşımıza çıkar. Karakterler arasındaki ilişkiler, kıskançlık, tutku ve acı ile şekillenir. Bu da romanın dramatik yapısını güçlendirir. 4. Psikolojik Derinlik Dostoyevski’nin en güçlü yönlerinden biri olan psikolojik çözümlemeler, bu eserde de kendini gösterir. Karakterlerin iç dünyaları, çelişkileri ve duygusal kırılmaları detaylı bir şekilde işlenir. Sonuç Budala, insanın iç dünyasını, toplumun yapısını ve iyilik kavramını sorgulayan güçlü bir eserdir. Fyodor Dostoyevski, bu romanında okuyucuya şu soruyu yöneltir: “Gerçekten iyi olmak, bu dünyada bir zayıflık mıdır?” Eser, hem felsefi hem de psikolojik derinliğiyle dünya edebiyatının en önemli yapıtları arasında yer alır.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
Mesele “belki” ihtimalidir.
Puan vermedi·177 syf.·
2026 13. kitabı
7.5/10 Selam herkesee :) “Kumarbaz”, sadece bir kumar hikâyesi değil; insanın tutkularıyla, zaaflarıyla ve kendi kendine koyduğu sınırlarla mücadelesinin edebî bir yansıması. Dostoyevski’nin kendi yaşam deneyimlerinden süzülen eser, okuyucuya hem psikolojik bir derinlik hem de felsefi sorgulamalar sunuyor. Kitap boyunca ana karakterin kumar masasında yaşadığı iniş çıkışlar, aslında insanın kendi iç dünyasındaki karmaşanın bir metaforu gibi. Her kazanış bir kısa süreli zafer; her kayıp, kendi sınırlarını fark etmenin acı gerçeği. Dostoyevski, burjuva toplumunun, aşkın, para arzularının ve insan doğasının çatışmasını ustalıkla aktarırken, okuru kendi iç hesaplaşmasına davet ediyor. Bu Kitap Bana Neyi Çağrıştırdı: • İnsan doğasının kendi kendine açtığı kumar masası: Hayatta hep riskler var, kazanç ve kayıp her zaman yan yana. • Tutku ile akıl arasındaki sonsuz mücadeleyi; her seçim, bir tür kendi sınavımız. • Küçük zaferlerin geçici, kayıpların kalıcı etkisini, hayatın kırılgan dengelerini. “Kumarbaz”, felsefi bir ayna gibi; hem kendimize bakmamızı hem de insan olmanın karmaşıklığını anlamamızı sağlıyor. Ve belki de en çarpıcı ders: Hiçbir kazanış, kaybedilen aklı geri getiremez. •Aleksey, her zaman kazanma umudunu elinde tutan, kendini hem aşkta hem kumarda sürekli bir ihtimale sığınarak sınayan biri. Kitap boyunca kazansa da kaybetse de, son sayfalarda bile hâlâ bir beklenti içindedir. Hayat, onun için her zaman bir sonraki kazanışta mutluluğu aramak demektir; bu, insanın kendi umutlarıyla oynadığı en büyük kumardır. •Polina, Aleksey’e karşı karmaşık duygular besleyen karakter. Onun varlığı, Aleksey’in tutkularını ve zaaflarını besler, ama Polina da kendi sınırlarını ve beklentilerini taşır. Bu ikili, aşkın da bir tür kumar olduğunu gösterir; kazanabileceğini
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,5bin okunma
Ciddiyet çoğu zaman samimiyetsizliğin maskesidir.
Puan vermedi·112 syf.·
2026 12. kitabı
Oscar Wilde bu eserinde Viktorya dönemi İngiliz toplumunun yüzeysel ahlak anlayışını ve sahte ciddiyetini alaya alır. Hikâyede karakterler sürekli yalan kimlikler kullanır. Jack şehirde “Ernest”, Algernon ise başka bir kimlikle yaşar. Ama ironik olan şudur: Herkes dürüst görünmek ister ama kimse gerçekten dürüst değildir. Buradaki en önemli ironi şudur: “Ernest” kelimesi İngilizcede hem bir isim hem de “ciddi/dürüst” anlamına gelir. Yani Wilde aslında şu soruyu sorar: İnsanlar gerçekten dürüst mü, yoksa sadece dürüst görünmek mi istiyor? Kitabın Ana Teması Kitap üç temel konuyu eleştirir: 1. Toplumsal ikiyüzlülük Viktorya dönemi toplumunda insanlar ahlaktan söz eder ama davranışları çoğu zaman bunun tersidir. 2. Ciddiyet takıntısı Toplum “ciddi” görünmeyi erdem sayar. Ama Wilde’a göre çoğu zaman bu ciddiyet yapaydır. 3. Kimlik meselesi Karakterlerin sahte kimlikleri şu soruyu doğurur: İnsan gerçekten kimdir? Toplumun görmek istediği kişi mi, yoksa içindeki kişi mi?
Ciddi Olmanın ÖnemiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,653 okunma
Reklam
Reklam