Bir kedinin, köpeğin, uçan kuşun, neyin üstüne bu kadar varırsan birincisinde korkar, ikincisinde. Üçüncüsünde canını dişine takar kaplan kesilir. Parçalar seni. İnsanların üstüne bu kadar varmamalı.
İnançları farklı, dilleri farklı, kimlikleri farklı diye insanlar birbirine düşman olmamalı. İnsan bir kimliğe, bir dine, bir dile sahip olarak dünyaya geliyor ve bunlarla büyüyüp yaşıyor. Bunda insanın günahı, suçu ne?
Ey ayın yankısı
Ki şimdi
Serabı Dicle de
Fırat’ta parıldıyor
Ya da bir peri gibi oynuyor
Van gölünün üzerinde
Ve ey Diyarbakır’ın siyah taşı
Ki şimdi
Güneşinin önünde parıldıyor:
Siz bilmiyorsunuz yüreğim
Nasıl size bağlı,
Sizin özleminizle nasıl çarpıyor
Nasıl ufalıyor
Her çarpışında.