Puan vermedi·200 syf.··
2026 425. kitabı
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı (The Subtle Art of Not Giving a F*ck), Amerikalı yazar ve blog yazarı Mark Manson tarafından kaleme alınan, geleneksel kişisel gelişim kitaplarının "her zaman pozitif ol" dayatmasına meydan okuyan, küresel çapta büyük başarı yakalamış sarsıcı bir modern felsefe ve rehber kitabıdır. Yazar, alışılagelmiş pembe tablolar çizmek yerine, hayatın gerçekleriyle yüzleşmeyi ve acıyı kabullenmeyi temel alan ters köşe bir yaklaşım sunar. Mark Manson’ın ana tezi, her şeyi kafaya takmayı bırakıp sadece gerçekten önemli olan birkaç şeyi önemsememiz gerektiğidir. Yazara göre hayat kısıtlıdır ve enerjimizi her küçük soruna harcarsak mutsuz olmamız kaçınılmazdır. Kitap, "kafaya takmamayı" boşvermişlik veya umursamazlık olarak değil, neyin önemsenmeye değer olduğunu seçme becerisi olarak tanımlar. Manson, hayatın acılardan, başarısızlıkl屋さん ve pişmanlıklardan muaf olamayacağını savunur. Gerçek mutluluğun sorunsuz bir yaşam sürmekle değil, çözmekten keyif alacağımız doğru sorunları seçmekle mümkün olduğunu belirtir. Kitap boyunca; kusursuzluk yanılgısı, sürekli özel hissetme arzusu, kurban psikolojisi ve ölüm gerçeği gibi ağır konuları samimi, esprili ve bazen de oldukça sert bir dille masaya yatırır. Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı; modern dünyanın yarattığı sürekli mutluluk ve başarı baskısından yorulan okurlar için, sınırlarını kabullenmenin, sorumluluk almanın ve daha samimi, gerçekçi bir yaşam kurmanın yollarını gösteren pratik ve dürüst bir başucu eseridir.
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama SanatıMark Manson · Butik Yayınları · 201715,5bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 34. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 13:05
Zadie Smith'in, beş roman, üç deneme ve üç deneme kısa hikâyesi vardır. James Tait Black Memo-al Ödülü, Turuncu Kurgu Ödülü, Whitbread İlk Roman Ödülü ve Guardian İlk Kitap Ödülü olmak üzere edebi ödüllere layık görüldü ve kısa kurgu da-lında Man Booker Ödülü ve Baileys Women's Ödülü için listeye alındı. Zadie Smith, Amerikan Sanat ve Edebiyat Akademisi ve Kraliyet Edebiyat Cemiyeti (Royal Society of Literature) üyesidir. New Yorker ve New York Review of Book'a düzenli olarak katkıda bulunur. Ne anlatıyor? Sen nerden bildin bu kitabı? derseniz eğer :) buyrun cevaba 2019 Yılından itibaren içinde bulunmak tan büyük mutluluk duyduğum Kitap Dünyam Serkan hocamın sayesinde haberim oldu bu kitaptan. 2026 yılı temamız ise "Kitaplarla Dünya Turu" olunca bizde şöylece bir tura çıktık. Hangi ülkede neler yazılmış falan diye:)) gelin bekleriz :)) Ne anlatıyor' a gelince... Pandemi dönemiyle başlıyor..... Pandemiyle birlikte kendimize döndüğümüz zamanlarda, derinlere gömdüğümüz hangi taraf larımızla yeniden tanışıyoruz? Ayrıcalıklarımızı hangi noktaya kadar koruyabileceğiz? Bir anda ortaya çıkan devasa boş zamanlarla ne yapacağız? Ben daha yoğundum Pandemi de ya... Bu yepyeni koşullarda doğan ilişki biçimleri bize neler öğretiyor? Çektiğimiz sıkıntıları başkalarıyla karşılaştırmanın bir anlamı var mı? Virüs mü daha kötü, yoksulluk mu yoksa ırkçılık mı? Eski biz olabilecek miyiz? İlk romanı İnci Gibi Dişler'den bu yana adından övgüyle söz ettiren bol ödüllü yazar Zadie Smith, Yapacak Bir Şey'de, tüm dünyanın hazırlıksız yakalandığı küresel salgının ilk dönemlerinde hemen herkesin aklını kurcalayan sorulara yanıt arıyor. Smith, akıcı, yalın üslubuyla sakınmadan ortaya koyduğu endişeleri, sabırsızlıkları, bencillikleri ve ayrıcalıklarıyla okuruna çok öznel bir yerden
Yapacak Bir ŞeyZadie Smith · Everest Yayınları · 202163 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·336 syf.··
2026 9. kitabı
Kitabın ismi öz şefkatli farkındalık olmasına rağmen daha en başında bize vaat ettiği şeyin yalnızca bireysel refah giden bir yoldan değil, bizi eş zamanlı olarak küresel refaha da götürecek bir yoldan söz ediyor. Hayatta başımıza her şeyin gelmesinin mümkün olduğundan ve sadece bizim başımıza olumsuz şeylerin gelmediğinden acının evrensel olmasından ve insanlığı bir araya getiren ortak bağ olmasından bahsediyor. Neye direnç gösterirsek o varlığını sürdürür bizler olumsuz duygular deneyimlediğimizde onlara direnç göstermek yerine onları nasıl şefkatle sarıp sarmalarız, kitap aşamalı olarak bunları öğretiyor. Açıkçası ben formal meditasyon yapmayı sevmediğimi düşünüyorum bu yüzden kitabın bazı yerlerinde benden istenilenleri yapmakta zorlandım ama bunu yapmakta zorlandığım için kendimi suçlamadım ya da yapmak zorundaymışım gibi hissetmedim yetersiz olduğumu düşündüğümde bu beni olumsuz etkilemedi çünkü kitabın vermek istediği asıl şey bu. Onun yerine yapmaktan hoşlandığım hatta farkında olmadan yaptığım öz şefkat içeriğine odaklandım. Kitap okumaya başladığımdan beri kendimde fark ettiğim şey ben bir süredir kendime şefkat gösteriyormuşum zaten. Bunun farkındalıkla yapmak bilincinde olmak bana mutluluk verdi. Farkındalığın önemini fark ettim. Çünkü farkındalık insanın kendisine şahitlik etmesiymiş. Yaptığım her şeyin kendimi daha iyi hissetmek için olduğunu anladığım kabul ettim benimsediğim bir dönemdeyim. Bunun bile öz şefkat sayıldığını bilmiyordum. Öz şefkat ya da benlik kelimeleri sanki bencilce bir yerden yaklaşıyormuş gibi düşündürebilir ama insanın kendisine her şeyin bir parçası olduğunu kabul ettiğinde kendisi için yaptığı her şeyin aynı zamanda insanlık için yaptığı her şey olduğunu gösteriyor. Evrende hiçbir şey bağımsız değildir. Kitabın bir yerinde ne
Öz Şefkatli FarkındalıkChristopher K. Germer · Diyojen Yayıncılık · 20181,107 okunma
​ Kitap İncelemelerimde Yeni Dönem: Profesyonel Standartlar
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 18:26
​Kitap dünyasının küresel otoriteleri olan Amazon ve Goodreads'in de uyguladığı gibi, bir eserin edebi değerini en saf haliyle yansıtan 5 Yıldız Sistemi'ne geçiş yapıyorum. 10 üzerinden puanlama bir kitabın ruhunu sayılara boğarken; 5'li sistem, eserin kütüphanenizdeki gerçek yerini ve bende bıraktığı izi çok daha şeffaf bir şekilde görmenizi sağlar. ​"Bu sadece bir puanlama değil; bir eserin niteliğine, emeğine ve okurda bıraktığı derinliğe tutulan profesyonel bir aynadır." ​ Hizmetçi – Teknik Analiz ve İnceleme ​Aşağıdaki kategoriler üzerinden, spoiler (sürprizbozan) vermeden kitabın teknik röntgenini çıkardım: ​ İnceleme Kartı ​Kurgu ve Olay Örgüsü: 4 / 5 (Olayların birbirine bağlanma mantığı ve hikayenin ana iskeleti) ​Karakter Derinliği ve Gelişimi: 4 / 5 (Karakterlerin gerçekçiliği ve hikaye içindeki evrimleri) ​Dil ve Anlatım Tarzı: 5 / 5 (Yazarın akıcılığı, üslubu ve okuma kolaylığı) ​Tema ve Özgünlük: 5 / 5 (Kitabın işlediği ana fikir ve benzerlerinden ayrılan, kendine has tarafları) ​Genel Memnuniyet ve Etki: 4 / 5 (Kitabın beklentiyi karşılama oranı ve bıraktığı genel iz) ​ Benim Genel Puanım: 4.4 / 5 ​ Global Platform Puanları: ​Amazon: 4.5 / 5 ​Goodreads: 4.3 / 5
HizmetçiFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 202311,6bin okunma
«Biz sadece bu bir kereliğine bu dünyadayız.» S. 144.
10/10
·152 syf.·
2026 4. kitabı
Jostein Gaarder Norveçli, 8 Ağustos 1952’de Oslo’da doğmuş, felsefeci ve yazardır. Onu dünya çapında, özellikle gençlere felsefeyi sevdiren "Sofi'nin Dünyası" adlı eseriyle tanıyoruz. Annesi edebiyatçı ve babası bir eğitimci olmasından ötürü entelektüel bir ortamda büyümüş. Oslo Üniversitesi'nde İskandinav Dilleri ve Teoloji alanında eğitim almış. Yazarlığa başlamadan önce, uzun yıllar boyunca Bergen'de lise düzeyinde felsefe ve dinler tarihi öğretmenliği yapmış. Bu tecrübesiyle karmaşık konuları daha genç bir kitlenin anlayabileceği bir düzeyde anlatma becerisi kazanmış. Genellikle hikaye içinde hikaye anlatmayı, çerçeve öykü tarzını benimsemektedir. O, sadece bir yazar değil, aynı zamanda çevre ve insan hakları konularında aktif bir sestir. Eşiyle beraber 1997 yılında, çevre ve kalkınma projelerini destekleyen Sophie Prize’ı (Sophie Ödülü) kurmuş. Bu ödül, 2013 yılına kadar her yıl çevre bilincine katkı sağlayan kişilere verilmesi hedeflenmiş. En bilinen eserlerinden "İskambil Falı (1990)" kader ve özgür irade üzerine kurgusu olan bir yolculuk hikayesini anlatıyor. Yazar küresel başarısını "Sofi'nin Dünyası (1991)" eseriyle kazanmış. Bu metninde, genç bir kızın posta kutusunda bulduğu anonim mektuplarla felsefe tarihine giriş yapmasını konu alıyor. Yazarın bu eseri 60'tan fazla dile çevrilip, 40 milyondan fazla satması sebebiyle onu yaşayan en popüler yazarlardan biri haline getirmiş. "Aynadaki Muamma (1993)", yaşam, ölüm ve varoluş üzerine hüzünlü ama umut dolu bir diyalogtur. "Hayat Kısa (1996)" Aziz Augustinus'un hayatına ve aşkına dair kurgusal bir mektuptur. Ve bir diğer eseri ise "Maya (1999)", yaşamın evrimi ve genetik miras üzerine felsefi bir romandır. Gaarder'ın 2003 yılında yayımlanan "Portakal Kız (Appelsinpiken)" adlı okumuş olduğum bu eseri, ölüm, yaşam ve sevgi
Edebiyat
Portakal KızJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 2021804 okunma
Anestezi
Puan vermedi·80 syf.··
2026 8. kitabı
Öncelikle şunu söylemek isterim, burada yaptığım paylaşımların tamamı okuduğum kitaplarla ilgili olarak kendime aldığım notlar mahiyetindedir. Özellikle roman, öykü türü olmayan bilgi içeren kitaplarda çok fazla alıntı içermektedir. Hatta kitabın kısa bir özeti de diyebiliriz. Gelelim kitabımıza. Palyatif Toplum - Günümüzde Acı; Palyatif bakım, ciddi ve kronik hastalıklar yaşayan kişilerde semptom giderimi ve rahatlık sağlayan özel bir bakım biçimidir. Günümüz toplumunda da acıya neden olan yapısal hiçbir soruna el atmadan sadece acının dindirilmesi amaçlanır. Kitabımızda acının neoliberal süreçte geçirdiği değişimi aşağıda belirttiğim noktalar üzerinden ele almaktadır. Palyatif toplum da bu bağlamda algofobi(acı korkusu) üzerinden konumlanıyor. Genel bir acı korkusu hakim. Acı toleransı da giderek düşüyor. Algofobi sürekli anesteziye yol açıyor. Toplumsal alanda acı verecek tartışmalardan dahi kaçınılır, siyasal alanda uyum ve uyuşma baskısı artar, alarnatifsizlik, muğlak orta yol siyasi bir ağrı kesici rolü görür. Psikolojide negatif psikolojinin yerini pozitif psikoloji alır, olumsuz düşüncelerden uzak durulur. Palyatif toplum bir beğendim toplumudur. ‘Like’ günümüzün imi hatta ağrı kesicisidir. Sanat da ‘beğendim’ korsesinin içine tıkılmaktadır. Halbu ki sanat yabancılaştırmalı, rahatsız, huzursuz etmeli hatta acı vermelidir. Tamamen farklı olanın olumsuzluğudur, sanatın hakim düzene karşı bir anlatı oluşturmasını sağlayan. Beğenilirlik ise aynı olanı sürdürür. Şiddet toplumundan disiplin toplumuna geçildiğinde artık doğrudan fiziksel cezalandırma yoktur, cezai baskının ana hedefi beden olmaktan çıkmıştır. Disiplin toplumu üretim aracı olarak öğrenmeye yatkın bedenler imal eder. Neolibaral performans toplumunda emir yasak ya da cezalandırma yerine
1000Kitap
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,367 okunma