Çünkü, aslında, her şeyi unuttuğumu, her şeyi unuttuğumu, her şeyi unuttuğumu anlattım. Çünkü aslında yaşlı, mutsuz, huysuz ve yalnız olduğumu ve ölmek istediğimi anlattım. Çünkü aslında, Nişantaşı Meydanı'ndan akşam trafiğinin gürültüsü ve radyodan insanı kederle gözyaşına boğan bir müzik geliyordu. Çünkü aslında, ben de bütün ömrüm boyunca hikaye anlattıktan sonra, ölmeden önce Alaaddin'den unuttuğum her şeyin, dükkanındaki kolonya şişelerinin, damga pullarının, kibritlerin üzerindeki resimlerin, naylon çorapların, kartpostalların, artist resimlerinin, seksoloji yıllıklarının, firketelerin ve namaz kitaplarının hikayelerini bir bir dinlemek istediğimi anlattım.