Daktilocu cennet ile cehennem arasında bir tür sersemletici karabulutta yaşıyordu. Hiçbir zaman "ben benim" diye düşünmemişti. Buna hakkı olduğunu düşündüğünü de sanmıyorum, o bir rastlantıydı. Bir gazete kâğıdının içinde çöpe atılmış bir döl. Onun gibi binlercesi var mı? Evet, hepsi de sadece rastlantı. Şöyle bir düşününce: hayatta kim bir rastlantı değil ki? Bense bir rastlantı olmaktan zar zor kurtuldum çünkü yazıyorum, ki bu da gerçek bir eylem. Böylece iç güçlerime dokunabildim, kendi içimden sizin Tanrınıza ulaştım. Neden yazıyorum? Ne biliyorum? Hiçbir fikrim yok. Evet, bu bir gerçek, bazen kendim olmadığımı düşünüyorum, uzak bir galaksiye aitmişim gibi geliyor, kendime o kadar yabancıyım ki. Bu ben miyim? Kendimle karşılaşmaktan korkuyorum.