Puan vermedi·136 syf.·
2026 9. kitabı
Filistinliler gerçekten başka hissettiriyor. Allah'a olan inançları, teslimiyetleri bizler için büyük örnek. En zor anlarında bile Allah'a küsmek, darılmak yok. Allah'a olan inançlarını haykırma var. Bu kitabı okurken ilk başta yazara ait bilgi derinden etkiledi. Gençliğimi yaşayamadım, diye düşünüyordum. Korona, 6 şubat vs. derken Filistinli çocuk mahkumlar aklıma geldi. Onlar çocukluğunu hiç yaşayamamıştı. Evin içi çok karanlık diye dert yanarken karanlık hücrede kalan Filistinli bir mahkum olmadığımı düşündürdü. Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir ayetini daha sık hatırlamamız gerekiyor. Özgürlüğün Fecri
Roman
Özgürlüğün FecriAbdullah Galib Bergusi · Ekin Yayınları · 20212,746 okunma
Bir İnsanlık Dramı ve İnanç Sınavı Üzerine Eleştirel Bir Bakış
Puan vermedi·628 syf.··
2026 27. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 22:27
Sinan Akyüz’ün Meyra adlı eseri, Bosna’da yaşanan o büyük trajediyi siyasi dengeleriyle, askeri stratejileriyle ve en önemlisi iliklere işleyen duygusal yoğunluğuyla muazzam bir şekilde resmediyor. Okurken her sahne zihninizde bir film karesi gibi canlanıyor; dökülen her damla kanı, çekilen her acıyı birebir içinizde yaşıyorsunuz. Yazarın görsel anlatım gücü ve tarihi tahlilleri takdire şayan. Ancak madalyonun diğer yüzünde, bir okur olarak beni derinden düşündüren ve ruhu yaralayan bir "temsil" sorunu var. Teslimiyet mi, İsyan mı? Kitabın geneline yayılan "isyan dili", Bosna halkının kimliğini oluşturan en temel değerle, yani İslam’ın özü olan "teslimiyet" kavramıyla ciddi bir tenakuz (çelişki) oluşturuyor. Bilindiği üzere "İslam", Arapça s-l-m kökünden türeyen; Allah’ın emir ve yasaklarına gönüllü bir boyun eğişi, O’nun hükmüne rıza göstermeyi ifade eden bir dindir. Kitapta ise garip bir tezat göze çarpıyor: Kendi batıl inançlarını kutsallaştıran Çetniklerin karşısında; sürekli kaderi lanetleyen, yaratıcıyı sorgulayan ve isyan bayrağını indirmeyen Müslüman karakterler görüyoruz. Özellikle Samir gibi karakterlerin "Allah bize nasıl yardımcı olacak? Gözlerini kan bürümüş Çetniklerin ellerindeki silahları mı toplayacak?" şeklindeki çıkışları, savaş psikolojisinin ötesinde, sanki köksüz bir inançsızlık gibi yansıtılmış. Şehadet: Bir Onur mu, Yoksa "Alçakça" Bir Son mu? Beni en çok yaralayan noktalardan biri de karakterlerin ölüme bakış açısı oldu. Şeref ve izzet sahibi her Müslüman için şehadet, ulaşılabilecek en yüce makamdır. Ancak kitaptaki kahramanların bu kutlu makamı arzulamak yerine, tam o mertebeye erecekleri sırada: "Böyle alçakça ölmek ne kadar acı" (syf. 554) "Lanet olsun böyle zalim, acımasız kadere. Hâlâ süründürüyor, öldürmüyor." gibi ifadeler
1000Kitap
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Bu kitap çocuklara kendilerine karşı şefkatli olmayı, bir şeyi tek seferde yapamadıklarında küsmek yerine sabırla denemeye devam etmenin en değerli güç olduğunu öğretiyor.
Başaramıyorum ama Pes EtmiyorumMerve Atila · Mahlas Çocuk Yayınları · 202644 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 18:52
Harika bir kitapp boşa geçmiş bir ömür derler ya tam anlamıyla öyle bir kitap. Kızgınlıklarım ve kırgınlıklarım var bu kitaba, öncelikle Raif kardeş 10 yıl boyunca kadına küsmek yerine bir gidip bakaydın öldü mü kaldı mı diye trip atıp küsmek böyle bir aşka yakıştı mı yani. Hadi bir çocukluk yaptın yıllar sonra çocuğun olduğunu öğrenince onun elini tutacağına gitmesine izin verdin. Kendi hayatını böyle bitiriyor işte insan. Mariaya da çok kızdım bazı yerlerde adamı mala çevirdi bir git diyor bir öpüyor bir gel diyor bir itiyor ama genel itibariyle kurgu çok iyiydi hayattaki seçimlerşn nelere mal olabileceğini çok güzel yansıtmışlar. Hayata bir kere geliyoruz doğru kartları oynamak bizim elimizde.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,7bin okunma
Yaşamak İncelemesi
10/10
·210 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 16:33
Yu Hua’nın Yaşamak adlı eseri, insanın ruhuna saplanan kıymıklar gibi; acıtıyor, sızlatıyor ama bir yandan da orada olduğunu hissettirerek "canlı" olduğunuzu hatırlatıyor. Kapağını kapattığınızda odadaki sessizliğin bile ağırlaştığını, kalbinizin üzerinde fiziksel bir baskı oluştuğunu hissedeceksiniz. Bu kitap, sadece bir adamın başından geçen talihsizliklerin kronolojisi değil; aksine, insanın kadere, zamana ve kayıplara karşı verdiği o sessiz, vakur ve tüyler ürpertici direncin öyküsü. Yazar, kelimeleri o kadar sade ve gösterişsiz kullanıyor ki, anlatılan trajedinin büyüklüğü bu sadeliğin içinde daha da devleşiyor. Sanki Yu Hua bağırmadan çığlık atıyor ve o sessiz çığlık, okuyucunun içinde yankılanıp duruyor. Fugui’nin hikâyesine tanıklık ederken, aslında bir insanın hayatının nasıl yavaş yavaş eksildiğini, tıpkı sonbaharda yapraklarını tek tek döken ulu bir ağaç gibi nasıl çıplak kaldığını izliyorsunuz. Ancak bu çıplaklıkta, acınası bir halden ziyade hayranlık uyandırıcı bir güç var. Fugui, başına gelen her felaketten sonra hayata küsmek ya da vazgeçmek yerine, yaşamın o en yalın, en saf haline tutunuyor. Onun bu hali, modern insanın "anlam arayışı" süslü cümlelerini yerle bir ediyor. Çünkü bu kitap bize yaşamın, başarılarla ya da mutluluk hedefleriyle değil; sadece nefes alıp vermekle, toprağa basmakla ve gün batımını izlemekle ilgili o ilkel gücünü hatırlatıyor. Okurken boğazınızda düğümlenen o yumruyu yutkunmakta zorlanacak, bazen kitabı göğsünüze bastırıp bir süre tavanı izleme ihtiyacı duyacaksınız. Kitabın en vurucu yanı, acıyı ajite etmeden, onu hayatın su içmek ya da uyumak kadar doğal bir parçası olarak sunması. Karakterlerin yaşadığı her kayıp, okuyucunun kendi hayatındaki sevdiklerine daha sıkı sarılmasına neden oluyor. Sayfalar arasında ilerlerken,
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,8bin okunma
7/10
·112 syf.··
2026 6. kitabı
Perec burada hikaye anlatmıyor, bir bilinç halini sabitliyor. İsimsiz genç adamın yaptığı şey tembellik değil, daha sert bir şey: Dünyayla bağını kesme kararı. Asıl mesele bu gencin kim olduğu değil, neyi reddettiğidir. Bu reddediş tembellik değildir. Hayata küsmek de değildir. Daha ileri bir noktadadır: Hayatı yok sayma kararı. Kitap boyunca anlatılan şey bir bunalım değil, bir kriz anı da değil. Aksine, son derece sakin, kontrollü ve neredeyse metodik bir geri çekilme halidir. Bu genç adam ne acısını anlatır ne isyan eder ne de kurtulmak ister. O, yalnızca çekilir. Kitabın en rahatsız edici ve en iyi yanı ikinci tekil şahıs kullanması. “Sen” diye hitap edildikçe şunu fark ediyorsun: Okur değilsin, tanık değilsin, hedef sensin. Bu yüzden metin sakin değil; sessiz bir baskı kuruyor. Bu kitap huzursuz eder. Çünkü sana şunu sorar: “Ya sen de bir noktada çekilmek istediysen?” Ama bunu açıkça sormaz. Daha kötüsünü yapar. Bu ihtimalle baş başa bırakır. Uyuyan Adam’ı varoluşçu metinlerle aynı sepete koymak kolaydır ama yanıltıcıdır. Camus’daki gibi absürdle mücadele yoktur. Sartre’daki gibi özgürlük sancısı da yoktur. Burada anlam arayışı bile reddedilmiştir. Perec’in sunduğu şey şudur: Anlam aramayı bile reddeden bir bilinç. Metnin dili bilinçli olarak tekdüzedir. Tekrarlar, sıradan ayrıntılar, gündelik rutinin neredeyse mekanik bir aktarımı… Bunlar okuru sıkmak için değil, okuru hissizliğin içine çekmek için vardır. Okurken insanın üstüne bir ağırlık çöker. Bitirdikten sonra ise garip bir berraklık kalır. Sanki kitap değil de, bastırılmış bir düşünce okunmuştur. Romanın asıl gücü şuradadır: Herkesin içinde bir yerlerde duran ama çoğu zaman adını koyamadığı o hissi fazla dürüst bir şekilde dile getirir. Ve bunu yaparken ne umut satar ne çözüm
Duygu ve Düşünce
Uyuyan AdamGeorges Perec · Metis Yayınları · 20205,1bin okunma