Cebelavi Sokağı’nın Çocukları
Puan vermedi·454 syf.··
2026 17. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 17:32
Kitap insanlık tarihini, tamamen kurgusal betimlemeler üzerinden ele alıyor. Hz. Adem ve eşinin dünya sürgününe gönderilişini Ethem karakteri üzerinden anlatırken oldukça yanlı bir tavır sergiliyor. Tüm sorumluluğu Hz. Havva’ya yüklerken tanrıyı acımasızlıkla itham ediyor. Ancak buna rağmen dünya tasvirini anlatırken oluşturduğu çöl iklimi beni oldukça etkiledi. Ayrıca yazar üç kutsal dinin peygamberini de farklı isimlerle kurgusal karakterler olarak sunuyor. Bu kurgusal karakterler üzerinden dinlerin temel öğretilerine de değiniyor. Yazar yaşadığı dönemin de etkisiyle, dinleri tamamen dışlayıp aydınlanmayı ve moderniteyi ön plana çıkarıyor. Cebel, Rıfat ve Kasım’ın aksine aynı soydan gelen Arif, onların öğretilerinden farklı bir yolla Cebelavi Sokağı sakinlerini kurtarmaya çalışıyor. Arif karakterinin bakış açısıyla, dinlerin topyekün reddi ve aydınlanma çağına vurgu yapılıyor. Kitap üç büyük dinin tarihini kurgusal şekilde özetleyebilmekle büyük bir beceri gösterse de kutsal saydığımız peygamberleri sıradanlaştırması sebebiyle beni okurken zaman zaman rahatsız etti.
Cebelavi Sokağı'nın ÇocuklarıNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20202,587 okunma
Unutmak Kurtuluşsa, Hatırlamak Neden Hâlâ İnsan Kalmanın Bedeli?
Puan vermedi·274 syf.··
2026 133. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:13
I—BAŞLANGIÇ: Şimal Yıldızı: Unutmanın Kurtuluş, Hatırlamanın Yangın Olduğu Bir Dünya Bazı kitaplar vardır; kapağını kapatırsınız ama içindeki karanlık bir süre daha odada kalır. Şimal Yıldızı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Oğuz Yılmaz, bu eserinde sadece yıkılmış bir dünyanın hikâyesini anlatmıyor; yıkılmış insanın, kırılmış hafızanın, susmuş vicdanın ve hâlâ bir yerlerde titrek de olsa yanmaya çalışan umudun hikâyesini anlatıyor. Kitabı okurken şunu çok net hissettim: Burada asıl mesele dünyanın sonu değil; insanın, dünyanın sonundan sonra bile insan kalıp kalamayacağı. II—İNCELEME: Romanın atmosferi karanlık. Hatta yer yer insanın içine işleyen, boğucu, sisli ve soğuk bir karanlık bu. Ama bu karanlık sıradan bir dekor değil. Yazar, distopik bir evren kurarken aslında bugünün insanına da ayna tutuyor. Çünkü kitapta gördüğümüz o yıkım, sadece dışarıdaki şehirlerde, sistemlerde, düzenlerde yaşanmıyor; insanın içinde de yaşanıyor. Hafıza, unutmak, geçmiş, korku, kibir, inanç, yara, direniş ve insan kalma meselesi romanın damarlarında dolaşıyor. Hele bazı cümleler var ki, insan onları okuyup geçemiyor. Bir yerde durmak, nefes almak, hatta kendi içindeki eski defterlere bakmak zorunda kalıyor. Bu kitabın en güçlü tarafı bence tam da burada: Oğuz Yılmaz, büyük büyük olaylar anlatırken bile insanın en küçük iç sızısını unutmuyor. Distopya yazıyor ama kalbi ihmal etmiyor. Karanlık bir dünya kuruyor ama o dünyanın ortasına insanın iç yangınını yerleştiriyor. Kitapta unutmak bir nimet mi, yoksa insanın kendinden vazgeçmesi mi? Hatırlamak bir lanet mi, yoksa insan kalmanın son şartı mı? Geçmiş gerçekten geride bırakılabilir mi, yoksa insan nereye giderse gitsin kendi kuyusunu da yanında mı taşır? İşte
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202650 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yorumum ️
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:47
Veeee bitti! Asena Nişikli'nin kaleminden Harzemşah Moloz Yasası benim için hem çok eğlendiğim hem de okurken ara ara çıldırdığım bir kitap oldu. Öncelikle Kutsal ve Araz uyumuna tek kelimeyle bayıldım. Ama bazı yerlerde gerçekten "Kutsal,Araz'ı biraz salak mı sanıyor?" diye düşünmeden edemedim. Özellikle Erdem Amca meselesinde resmen çıldırdım. En sevdiğim tropelardan biri olan anlaşmalı nişan olayını okumak da ayrı keyif verdi. Bir de Kutsal'ın Engin Bey'e söylediği yalanlar... O sahnelerde çok eğlendim. F.A.L.A.K. üyelerine ise hayran kaldım. Keşke daha fazla sahnelerini okuyabilseydik. Yazarın kalemi yine su gibi akıyordu. Özellikle son 100 sayfada temposu iyice arttı. Araz'ın Meksika maceraları en sevdiğim kısımlardan biri oldu ama o son... Gerçekten beni mahvetti. Araz, Kutsal'ı affedebilecek mi hiç emin değilim. Bir yandan da o siyah kapıların anlamını sonunda öğrenmiş olduk. Benim için bol bol heyecanlandığım, güldüğüm, sinirlendiğim ama bir o kadar da keyifle okuduğum bir kitaptı. Keşke ikinci kitap elimizin altında olsaydı ama artık beklemekten başka çaremiz yok. ️ 9/10
Duygu ve Düşünce
Harzemşah 1: Moroz YasasıAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 202634 okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2026 53. kitabı
Herkese merhaba Bugün, Elif Şafak’ın yazarken çok ağladım dediği kitabı; Gökyüzünde Nehirler Var ile geldim. Kitap, zamanlararası bir kurgu. Kahramanlarımız Arthur, Narin ve Züleyha. Arthur.. 1870’de Londra Thames Nehri kıyısında doğan, fakir annesinin çaresizlikten göle atmak istediği zeki bir çocuk. Lakabı: lağımlar ve gecekondular kralı. Arthur’un hayatı; British Museum girişindeki Asur imparatoru Asurbanipal’ın Kütüphanesi’nin koruyucu Lamassuları (boğa gövdeli kuş kanatlı insan başlı heykeller) ile karşılaşmasıyla değişir. Mezopotamya’yı ve antik eserleri araştırmaya başlar, Asurbanipal’ın Kütüphanesinden gelen kil tabletlerini okumayı öğrenir. Bu tutkusu; onu Gılgamış Destanı’nın kayıp tabletinin peşinde, Mezopotamya’ya uzanan bir yolculuğa çıkarır. Narin.. 2014 yılında 9 Yaşını dolduran bir Ezidi kızı. Doğduğunda sağlıklı bir bebekken, bir hastalık nedeniyle duyma yetisini gitgide kaybetmeye başlar. Annesi doğum sırasında öldüğünden, Ilısu Barajı sonrası zamanla sular altında kalacak olan Hasankeyf Kasabası’nda anneannesi Besma ve onun masallarıyla büyür. Irak-Laleş Vadisi’nden getirilen kutsal suyla vaftiz edilmek üzere yola çıkar. Züleyha.. Küçük yaşta annesiyle babasını selde kaybederek yetim kalır ve maddi durumu iyi olan dayısının yanında büyür. Üniversitede Hidrolog olarak çalışır. 2018 yılında evliliğinin yıkıntıları arasından sıyrılmak için Thames Nehri üzerinde yüzen bir eve taşınır. Bakalım Ninova’dan Londra’ya, Dicle’den Thames’e uzanan; birbiriyle hiç alakası olmayan üç farklı zamandaki bu üç kişi nasıl bir hikayeyle birleşecek? Elif Şafak, ülkemizde en fazla eleştirilen yazarlardan biri. Ki ben de bunlardan biriyim ama kalemi öyle güzelki mahrum kalmak istemiyorum. Kitap, içindeki su metaforu gibi aktı gitti ; mitoloji ve tarih okuması
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,777 okunma
10/10
··
19 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:45
Elimden düşürmeden okuduğum bir kitap oldu, din tarihi anlatımının sorgulanması kadar sevdiğim bir diğer şey ise Saramago’nun zaman akışında oynayarak Kabil’i zamanda bir ileri bir geri götürmesiydi, kitabın akışı bence bu kadar referansa rağmen hiç bozulmadan ilerliyor. Kitabın merkezi temalarından bazıları ilahi adalet anlayışının sorgulanması, kazananın tarih anlatısı algısının sorgulanması ve genel olarak dini figürlerin provokatif bir şekilde ele alınması. Bahsi geçen kişi ve olaylara kutsal gözüyle bakmak yerine mitolojik anlatı olarak bakıldığında çok keyifli bir yeniden ele alış biçimi. Zaten kitap kurgu olduğu için buna kutsal değerlere hakaret gözüyle bakmamak da gayet mümkün. Yorumların üzerine Han ve Nuh’la ilgili ensest kısmı araştırdım, Eski Ahit’te çok örtük bir şekilde anlatıldığı için çeşitli dönemlerde bu olayı böyle yorumlayan teologlar da varmış. Saramago’nun anlattıklarının gerçekliği yönünde bir iddiası zaten yok, ama hiç araştırmadan yazıyor diyenlerin belki biraz daha çeşitli kaynaklardan faydalanması gerekiyordur.
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
8/10
·168 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 09:35
Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi romanı, ilk bakışta masum bir çocuğun trajik sonunu anlatan bir taşra hikayesi gibi görünse de, aslında insanlığın en derin sorunlarını ve temiz kalma mücadelesini işleyen çok güçlü bir eserdir. Eser, Sovyet dönemi Kırgızistan’ı üzerinden, bürokratik yozlaşmanın ve doğadan kopuşun insan ruhunu nasıl çürüttüğünü çarpıcı bir biçimde gözler önüne serer. Romandaki karakterler zıtlıklar üzerine inşa edilmiştir. Orozkul karakteri gücü, acımasızlığı, köksüzlüğü ve mülkiyet hırsını sembolize ederken; Mümin Dede ise saf iyiliği, köklere bağlılığı fakat aynı zamanda zalim otoriteler karşısındaki çaresiz baskılanıp boyun eğmek zorunda kalışını temsil eder. Kitapta asıl dikkat çeken şey, bu sert gerçekliği "Boynuzlu Maral Ana" mitolojisiyle harmanlamasında yatar. Mitoloji, burada sadece masalsı bir unsur değil; halkın hafızası, vicdanı ve ahlaki pusulasıdır. Maralın katledilmesi, aslında modern insanın kendi geçmişini, kutsallarını ve doğasını kendi elleriyle yok etmesinin bir dışavurumudur. Çocuğun trajik sonu ise çok güçlü bir protesto olarak yorumlanabilir. Çocuk, yetişkinlerin dünyasındaki ikiyüzlülüğe ve vahşete uyum sağlamaktansa, saflığını korumak adına ölmeyi (veya kendi inancıyla balık olmayı) seçer. Eser, Türk kültür dünyasından bir parçayı da bize anlatıp bu hikaye üzerinden insanın yüzüne sert bir tokat gibi çarparken şu evrensel soruyu miras bırakır: Dünyanın hırsları uğruna daha kaç çocuğun hayallerini ve kaç maralın kutsallığını kurban edeceğiz? Her devirde güncelliğini koruyabilecek olan bu eser, insan kalabilme mücadelesinin en berrak aynasıdır.
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,6bin okunma