"Yarının Adamı" serisinin 5. ve son kitabı "Halaskâr Gazi" ile kesin zafere doğru koşarken, o en ateşli günlerde yaşanan, gerilimi, buhranları, inancı, azmi ve cesareti iliklerinize kadar hissedecek, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal'in neden Halaskâr Gazi (Kurtarıcı) olarak da anıldığını daha iyi anlayacaksınız.
Bazılarının oturduğu yerden ahkâm kestiğine, Kurtuluş Savaşını yok sayıp, alçakça cümleler sarfettiğine bakmayın. Onlar, mermiden hızlı koştuğunu sanan bazı alçaklardır. Alçak bile fazla, çünkü alçaklığın da bir yükseltisi vardır ki, onlar olsa olsa çukurdurlar.
Her neyse...
Kurtuluş Savaşı, kolay kazanılmadı. Sakarya, her şeyini kaybetmiş ve elinde avucunda ne varsa orduya vermiş bir milletin topyekün direnişi, Büyük Taarruz ise son mermisiydi. "Ya İstiklal ya ölüm" emri boşuna değildi.
Bir çok kahraman çıktı sahneye ama hepsi Gazi'nin kurmay zekasında, cesaretinde ve inancında birleşti. Gazi, sadece Yunan ordusu ile değil, ardındaki İngiliz aklı ve lojistiği ile, içerdeki işbirlikçi hainlerle, yokluk ve sefaletle de savaştı.
İşte bu seri bize, Mustafa Kemal'den Atatürk'e uzanan zorlu yolun, o müthiş hikayesini bir roman tadında, akıcı bir üslupla anlatması bakımından önemli. Sağlam bir kaynakçası, etkili anlatım dili ve ayrıntıları atlamaması eseri daha güçlü yapıyor ve kimi zaman acıdan, kimi zaman yokluktan, kimi zaman ise heyecandan göz yaşlarınıza hakim olmakta zorlanıyorsunuz.
Şiddetle tavsiye ettiğim gibi, yani bir serinin de müjdesini verebilirim: Yarının Adamı artık "Atatürk" olmuştur ve cephede gösterdiği başarıyı, yeni bir toplum inşaasında da gösterecektir. O bir asker olmanın ötesinde bir devlet adamı, kurucu, kurtarıcı bir liderdir ve tarihte çok az liderin başaranildiği şeyleri başarabilmiştir. Bize düşen onunla çatışmak ya da yarışmak değil,