noor

Savaşın yıkıcılığı (savaş değil, intihar anlamına gelen tam yıkıma henüz ulaşmamış boyuttaki bir yıkıcılıktır burada sözünü ettiğim), şiddetin hiçbir zaman haklı görülemeyeceğini, kaba kuvvete başvurmanın her zaman ve her koşulda yanlış olduğunu (yanlıştır, çünkü, Simone Weil'in 1940'da kaleme aldığı savaş üstüne nefis denemesi "The Iliad, or The Poem of Force"da [İlyada, ya da Şiirin Gücü] vurguladığı üzere, "Şiddet ona kulluk eden herkesi şeyleştirir" ) ileri sürmenin (ki çok az kişinin düşüncesi bu yöndedir) dışında, tek başına, savaşın sürdürülmesi aleyhine bir argüman oluşturmaz. Hayır; nitekim, belirli bir durumda silahlı mücadelenin alternatifi bulunmadığını savunanlara bakarsanız, şiddet ona bel bağlayan herkesi bir şehit ya da kahraman katına yükseltebilir.
Sayfa 11·Kitabı okudu
Reklam
Hakkın ve haklılığın bir tarafta, baskı ve adaletsizliğin diğer tarafta yer aldığına ve kavganın sürdürülmesi gerektiğine inananlar açısından önemli olan, tam da kimin, kim tarafından öldürüldüğüdür. (...) Militanın bakış açısıyla, kimlik her şeydir. Ve bütün fotoğraflar, altlarına eklenen yazılar ya da üstlerine konan başlıklarla açıklanmayı veya çarpıtılmayı beklerler. (...) Yazısını değiştirirseniz, çocukların ölümü kolaylıkla yeniden ve yeniden kullanılabilme özelliğine sahiptir.
Sayfa 8·Kitabı okudu
Savaş yırtar, savaş parçalar. Savaş iç deşer, savaş bağırsakları söküp boşaltır. Savaş teni yakıp kavurur. Savaş organları bedenden koparır. Savaş yıkıp yok eder. Bu fotoğraflara bakıp da yi ortadan kaldırmak için uğraş vermemek; bunlar, Woolf’ a göre, ahlâktan ve vicdandan nasibini almamış bir canavarın vereceği tepkilerdir. Ve Woolf sözlerini şöyle bağlar: Biz canavar değiliz, biz eğitimli sınıfın üyeleriyiz. Bizim başarısızlığımız tahayyülle, empatiyle ilgili bir başarısızlıktır: Biz bu gerçekliği zihnimizde tutmakta başarısız olduk.
Sayfa 6·Kitabı okudu
Ne desem, tuhafsayıp onlardan biri olmadığımı belli edecek şekilde bakıyorlar bana. Sonra, taviz vermiş gibi hissediyorum. Kendimle ilgili söylediğim her söz ayrı taviz. Canımdan bir parça koparıp masalarına koyuyorum ki bir şekilde aynı sofrada buluşalım. Şöyle bir kokluyorlar, didikliyorlar... Uzaklaşıyorlar.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Zaten şu yeryüzünde insanın iki ereği var: Bir, delirmemek; iki, ölmemek. Yıllarca kocama gıcık verir gibi yaşadım. Benim nefsi müdafaa biçimim: Yaşamak. Kocam beni öldürebileydi de yargılansaydı, mahkemede kendini savunmak için ağır tahrik unsuru olarak, "Kadın yaşıyordu hâkim bey, erkeklik gururuma dokundu," derdi.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Reklam