Amerika’da 1930-1940 yıllarında yaşanan Büyük Bunalım döneminde eserlerini kaleme alan John Steinbeck o dönemde insanların ruh hallerini eserlerinde müthiş işlemiş. Gazap Üzümlerj, Fareler ve İnsanlar’dan sonra bu kitabını da çok sevdim. John Steinbeck eserlerinde her zaman umudu işlemiş. Her zaman çıkar yolun olduğuna inanmış ve o zorlu dönemlerde umudun peşinden gitmeyi kitaplarında içtenlikle işlemiş. Kasabada yaşayan yoksul bir ailenin çocuğunu akrep sokar ve doktora götürürler. Doktor, paraları olmamasi sebebiyle cocuga bakmak istemez. Aile korkuyla ne yapacağını bilemeden çocuğun babası midye yakalayıp inci bulmak ister. Kocaman bir inci bulur fakat o incinin ailenin başına neler getireceğini bilemezler. Okumakta geç kaldığımı düşündüğüm bir kitap oldu. Çok severek okudum. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
“Benim oğlum okuma öğrenecek, kitaplar karıştıracak, yazacak da, yazmayı da öğrenecek. Oğlum sayılarla da uğraşacak, onun bunları bilmesi bizi özgürlüğe kavuşturacak o öğrenecek, onun aracılığıyla bizler de öğreneceğiz.”
Herkesin yüzünün güzelliğine aşık olan Dorian Gray, portresini ressam Basil’e çizdirir. Basil, Dorian Gray’in güzelliğinden ilham alır ve onun portresine kendinden çok şey ekler. Dorian Gray güzelliğinin farkına portresine bakınca varır ve bir gün güzelliğinin gidip yaşlanacağını hatırlayınca portresinin yaşlanmasını kendisinin hep genç kalmasını ister. Böylece yaptığı her hatada, işlediği her günahta değişen bir şey vardır fakat bu kendinde değildir. Okuduğum en güzel kitaplardan biri oldu. Kitaptaki cümleler okuyanı çok etkiliyor ve defalarca okumak istiyor insan. Kitapta altı çizilmesi gereken çok cümle var. Her cümlesi ayrı bir önem taşıyor. Ben kesinlikle herkese öneriyorum. Dorian Gray'in Portresi