tamamlanmamış, yarım kalmış yaratıklarız. bizden daha akıllı, daha iyi, daha candan biri -dostların öyle olması gerek- zayıf ve kusurlu tabiatımızı mükemmelleştirmek için yardım sunmadığı müddetçe öyle kalıyoruz.
ıstıraplar içinde ve hayal kırıklıklarının altında ezilmişken bile, kendi kabuğuna çekildiğinde sanki etrafı bir haleyle çevrelenmiş semavi bir ruha benzer; o çemberin içinde ne keder, ne de budalaca girişimler bulunur.
her gün gördüğümüz, varlığını varlığımızın parçası bellediğimiz birinin ebediyen çekip gittiğine zihnin ikna olması çok zaman alıyor... sevdiğimiz gözlerdeki parlaklığın söndüğüne, çok tanıdık, kulağımıza çok hoş gelen bir sesin susabildiğine, bir daha asla duyulmayacağına da...
İngilizler dünyanın dörtte birini işgal etti ve dev donanması sayesinde elinde tuttu. Ardından hangi yüzle dönüp de savaşın şeytanca olduğunu söyleyebiliyorlar?