görevlerime, yaptığım işlere ve çektiğim çilelere baktığımda tüm bunların ruhani bir işkenceden başka bir şey olmadığını anladım, zira göğün altında yapılan işlerin hiçbir faydası yoktu.
ruhumun derinliklerinde hayatın bir anlamı olduğuna inanırken eğlenmek benim için iyiydi. eskiden ışık ve gölgelerin bu oyunu, hayatın bu komik, trajik, etkileyici, güzel ve berbat yönleri beni rahatlatırdı. fakat hayatın anlamsızlığını gördükten sonra aynada gördüğüm berbat oyun beni eğlendirememeye başladı.
hayata sanatın aynasından bakmak hoşuma gidiyordu. fakat hayatın anlamını aramaya başladığım an, bu ayna ızdırap verici ve gereksiz, lüzumsuz ve gülünç hale geliyordu.