İktisat çoğu zaman grafikler, denklemler ve matematiksel modeller üzerinden öğretilir. Oysa bu kitap bana, iktisadın her şeyden önce insanı, toplumu ve tarihi anlamaya çalışan bir düşünce disiplini olduğunu hatırlattı.
İktisat Düşünürleri, yalnızca büyük ekonomistlerin biyografilerini anlatan bir eser değil; aynı zamanda fikirlerin nasıl doğduğunu, hangi toplumsal koşulların bu fikirleri şekillendirdiğini ve birbirleriyle nasıl tartıştıklarını gösteren bir düşünce tarihi kitabı.
Robert L. Heilbroner'in en büyük başarısı, iktisat tarihini kuru bir kronoloji olmaktan çıkarıp yaşayan bir hikâyeye dönüştürmesi. Kitabı okurken yalnızca Adam Smith'in görünmez elini, Karl Marx'ın kapitalizm eleştirisini ya da John Maynard Keynes'in krizlere bakışını öğrenmiyorsunuz; aynı zamanda bu düşünürlerin yaşadıkları dönemin ekonomik ve sosyal sorunlarına nasıl çözüm aradıklarını da görüyorsunuz. Böylece fikirler, soyut teoriler olmaktan çıkıp yaşanmış tecrübelerin ürünü hâline geliyor.
Kitap bana önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı: Ekonomi yalnızca sayılarla açıklanabilecek bir alan değildir. Her ekonomik modelin arkasında insan davranışları, ahlaki tercihler, siyasi kararlar ve tarihsel koşullar vardır. Bu nedenle iktisat düşüncesini anlamak, yalnızca piyasaları değil, medeniyetlerin gelişimini de anlamaya katkı sağlar.
En beğendiğim yönü ise yazarın karmaşık iktisadi teorileri anlaşılır bir dille aktarabilmesi oldu. Akademik ciddiyetinden ödün vermeden, okuyucuyu yormayan bir anlatım sunuyor. İktisat eğitimi almayan biri bile temel düşünce akımlarını rahatlıkla takip edebilir; iktisatla ilgilenenler ise teorilerin tarihsel arka planını görerek bakış açılarını genişletebilir.
Benim çalışma alanım bütçe, planlama ve finansal analiz üzerine olduğu için kitap ayrı bir anlam
Çok severek okudum .
Kitap çok farklı bir hayal gücüyle yazılmış . Hiç aklıma gelmeyecek karakterlerimiz var . Başından geçen olaylarda bir masal gibi. Tavsiye ederim
Oz BüyücüsüL. Frank Baum · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202218,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu kitap esas olarak Nur suresinin 35. ayeti olan " Allah göklerin ve yerin nurudur." ayetinin yorumudur.
Sadece mealine bakmakla, hatta bazı tefsirlere müracaatla bu ayetin ne demek istediğini anlamak gerçekten zordur. Gazali, "Mişkatu'l-Envar"ında bu ayetle ilgili yorumuyla muhataplarının ufkunu açmaktadır.
Allah Her Yerdeİmam Gazali · Nesil Yayınları · 2023136 okunma
Komedi seklinde sonuclancagini umdugum bir trajedi oldu... zaten her sey belliydi ama bi yandan da ustunde durmama cabasi hani goruyoruz kanka... bu kadar uzatmasaydiniz keske ve neden bu ikili boyle oldu anlamadim alexender mesela gayet acik acik soyleniyor ama bunlar??? Ben shakespeare 2 3 kitabini okumusumdur ama yine de cok siirsel kacti yani iste bir olayi ne kadar siirsel yaparsan o kadar mesrulastirabilirsin sozu idi kitap ben daha cok olaya odaklanmaya calistim ana karakterle ozelliklerimiz benzer oldugu icin biraz icine cekildim bu kitabi okurken gizli tarihi okuyomus gibi hissettim yani atmosfersel acidan karakterler de benzer ozellikteydi francis alexander, meredith camilla, henry james, richard oliver falan sonuc olarak iyiydi sonunu merak ettigim icin okuttu kendini
Merhaba kitap dostlarım.
Bugün sizlere okurken beni hem duygusal hem de psikolojik anlamda etkileyen bir kitaptan bahsetmek istiyorum.Kutsal ve Araz'ın hikâyesi;yalnızca bir mafya romantizmi değil aynı zamanda kayıpların,intikamın,güvenin ve kaderin iç içe geçtiği güçlü bir yolculuk.
Hikâye daha ilk sayfalarda Rusya'nın soğuk ve kasvetli atmosferine çekiyor sizi.O karanlık sokaklar,gizemli olaylar ve bitmek bilmeyen tehlike hissi,kitabın temposunu bir an bile düşürmüyor.Her bölümde yeni bir sır açığa çıkarken bir diğerinin kapısı aralanıyor ve elinizden bırakmanız neredeyse imkânsız hâle geliyor.
Kutsal,okurken en çok hayran kaldığım karakterlerden biri oldu.Yaşadığı büyük acıya rağmen dimdik ayakta kalması,pes etmemesi ve gerçeğin peşinden cesaretle gitmesi onu benim gözümde çok güçlü bir kadın karakter yaptı.Mantığıyla hareket ederken duygularını da hissettirmesi karakterini çok gerçekçi kılmış.
Araz ise;tam anlamıyla gizemli bir adam.Gücü, soğukkanlı tavırları ve korumacı yönüyle dikkat çekiyor.Onun geçmişini,kararlarını ve iç dünyasını keşfettikçe karaktere bakışım sürekli değişti.Kutsal ile arasındaki ilişki ise klasik bir aşk hikâyesinden çok daha fazlasıydı. Güvenmeyi öğrenmeleri,birbirlerine rağmen birbirlerini seçmeleri ve birlikte verdikleri mücadele oldukça etkileyiciydi.
Yan karakterlerin de hikâyeye katkısı çok güçlüydü.Özellikle F.A.L.A.K üyeleri sadece arka planda duran isimler değildi;her biri olayların akışına farklı bir renk ve derinlik katıyordu.Bu da evreni daha gerçek ve daha etkileyici hissettirdi.
Yazarın akıcı anlatımı sayesinde sayfalar su gibi aktı.Gerilim dozu,duygusal anlar ve romantizm birbirini bastırmadan dengeli bir şekilde ilerliyordu.Her bölümde "Bir sayfa daha..." derken kitabın sonuna geldiğimi fark ettim.
Final ise beni hem mutlu
Bazı kitaplar sizi ismiyle çağırır. Kayıtsız kalamaz mutlaka kitap raflarından alıp en azından bir bakınırsınız. Derya Şafak’ın Uzaktan Sevmek Kudüs kitabını elime aldığımda, sadece bir roman okuyacağımı değil, ruhumun derinliklerinde bir sızıya dönüşen o kadim şehrin tozlu sokaklarında bir vefa yolculuğuna çıkacağımı biliyordum. Bu kitap, benim için sadece kâğıttan bir eser değil; Kudüs'ü doğrudan görmese de onu kalbinin en derin köşesinde hissedenlerin, ecdadın mirasına duyulan o büyük özlemin bir yansıması oldu.
Okurken içimden şu mısralar geçti: "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez!". İşte yazar, silinen hafızalarımıza inat, "kim olduğumuzu" hatırlatmak ve zalimin zulmünü yanlarına kâr bırakmamak için bu satırları kaleme almış. Ben de bu satırları, hırsızın ev sahibine baskın çıktığı bu düzende, kendi ismim, cismim ve insicamımla o sokaklarda yeniden var olmak için okudum.
Kitaptaki Muzaffer, Merve Lina ve Burak karakterleri benim için çok özel bir yere sahip. Yazar, Asr suresini bilen iki gencin ismini bu karakterlere vererek, aslında isimlere karakterleri değil, o güzel isimlere Kudüs bilincini yüklemiş. Burak zaten evvelden Kudüs yolcusuydu; bizler de onun gibi o kutlu emanete sahip çıkacak olan "Burak Ordusu" nun birer neferi olduğumuzu bu sayfalarda yeniden idrak ettik.
Kitabın her satırında bir özür ve bir söz var: "Aksa'nın şanlı yiğidi! Affet!.. Sana özgür Kudüs'ü miras bırakmak yerine, Kudüs'ü özgür kılmayı miras bıraktığımız için...". Biz şikâyet etmiyoruz; biliyoruz ki bu toprakların imtihanı Peygamberlerin imtihanı gibi ağırdır. Yusuf gibi kuyuya atılsak, Yakup gibi ihanete uğrasak, hatta Zekeriya gibi biçilsek de bedeller ödeyerek direnmeye devam ediyoruz. Peygamber Efendimizin sırtına deve