Bizi, Peygamberimiz'e muhabbet duyanlardan, onun yanında kendisine sevgili olanların en hayırlılarından eyle. Bizi mahşer günü onunla sevindir. Onu bizim için naîm cennetinde zah-metsiz, meşakkatsiz, hesaba çekilmek-sizin (cennete girmek için irşad ve hidayet eden) delil eyle. Bizden razı olarak onu bize yönelt. (Biz ondan şefaat beklerken) onu bize darılmış ve kırgın bir halde bırakma!...Allahım! Bizi, anne babamızı, bütün müslümanları, onların ölülerini ve dirilerini bağışla. Son duamız, âlemlerin rabbi Allah'a hamdetmektir.
Sayfa 177
"Artık gerçeklesmeyen hayalleri için yas tutmuyordu."
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
'𝗔𝘀̧𝗶𝗾𝗲̂ 𝗯𝗲̂𝗰𝗲𝗴𝗲𝗿 𝗺𝗲𝗴𝗲𝗿, 𝘀𝗲𝗯𝗿𝗲̂ 𝗷𝗶 𝗰𝗮𝗻 𝘂̂ 𝗱𝗶𝗹 𝗱𝗶𝗸𝗲𝘁 𝗠𝗮𝗻𝗶'𝗲̂ 𝗴𝗲𝗻𝗰𝗶 𝗺𝗲𝗾𝘀𝗲𝗱 𝗲, 𝗵𝗲𝘆𝗯𝗲𝘁𝗲̂ 𝗲𝗷𝗱𝗲𝗵𝗮𝘆𝗲̂ 𝘇𝘂𝗹𝗳 Yanî: Ew aşiq, eger sebrê ji can û dilê xwe jî biket, derdê hîcranê û agirê evînê cegera wî sotî û çu tê nehêlayî; yanî: Tehemula hindê biket ku xwe nêzîkî can û dilê xwe neket, ku dilber yan bi taybetî dêmê wê ye, tiştê wî ji çûna ber bi xezîneyê ve didete paş heybeta zulfên wê yên wekî ejdehayan e, ew di vê malikê da îşaretê didete wê hizr û bîra kevn ewa digot: "Dema xezîneyên giranbiha dihatine veşartin, marekê ejdeha zêrevanî lê dikir." Di vê malikê da, şair dêmê dilberê bi xezîneyeka pirbiha teşbîh diket û dibêjit: Zulfên wekî ejdehayan li dor daliyayine û wî diparêzin, û ji tirs û heybeta wan da aşiq bê ceger sebr û tehemulê diket ku xwe nêzîk neket.
Kurdî
ABBASÎ HALİFELİĞİNİN ÇÖKÜŞÜ • 21 ​Nesâ'da 70.000'in üzerinde insanı katlettiler. Debdebesinin doruğunda olan Merv, İbnu'l-Esîr'e göre 700.000 insanını kaybetti, fakat Cuveynî, geri çekilirken sakladıkları cesetler hariç, bu rakamın 1.300.000 olduğunu söyler. Belh'teki gibi, burada da sağ kalanlar acımasızca öldürüldüler. Şehirler galaksisinde parlak Venüs gibi duran Nîşâpûr¹¹ tamamen harap edildi. Askerî zaferin korkunç bir göstergesi olarak kafataslarından piramitler oluşturuldu. Mirhvând'a göre belirsiz sayıda kadın ve çocuğun yanı sıra, 1.047.000 erkek kesilip biçildi.¹² ​Bununla beraber, kırk usta ve sanatkârın koruma altına alındığını ve Moğolistan'a götürüldüğünü de söyler. Bu barbar istilâcılar, Herat'ta 1.600.000 insanı kılıçtan geçirerek yeni bir rekor kırdılar. ​Bu rakamlar, Matthew Paris'in deyişiyle "yaş, cins, durum ayırt etmeyen"¹³ istilâcıların vicdansız ve duygusuz vahşeti hakkında bir fikir verir. Cuveynî, Horasan'daki hayatın yok oluşuna, aşağıdaki sözlerle şöyle matem tutar: "Nüfusun binde biri kurtulamadı... Eğer bugünden itibaren kıyamet gününe kadar Horasan ve Acem Irakı'nda nüfusun çoğalmasını engelleyen hiçbir şey olmasa, yine de önce olduğu rakamın onda birine bile ulaşamaz." ​Önemli pek çok şehrin tahribiyle birlikte, paha biçilmez sanat ve edebiyat hazineleri de yok edildi. İbn Hallikân'ın (608/1211-681/1282) Merv'den ayrıldıktan sonra Musul'dan, Halep kralının veziri Kadı el-Ekrem Cemâlüddîn Ebu'l-Hasan Ali'ye yazdığı mektup, Moğol tufanını acıklı bir şekilde dile getirir. 617/1220'de yazılan bu mektupta, yazan kişi, ona; yakınlarını, evini, ülkesini unutturan Merv'in kütüphanelerine ve kendisine göre "tek kelimeyle, mübalağasız, cennetin bir kopyası" olan Horasan'daki ileri medeniyete son borcunu öder. Bu bölgedeki yazarların erdemlerini,
"Aslında hiç değişmedim. Yalnızca budandığım için dallarım daha da uzadı. İçimdeki gerçek ben, hâlâ burada."
Alıntı
Bir defasında Resulullah Efendimize (S.A.V. ), “Ne zaman kamil bir mümin veya sadık bir mümin olurum?” diye soruldu. Resûl-i Ekrem (S.A.V. ), "Allah'ı sevdiğin zaman" buyurdu. "Peki, Allah Teâlâ'yı nasıl sevebilirim?' denildiğinde de şu cevabı verdi: 'Allah Resûlü'nü sevdiğin zaman!' Allah'ın Resûlü'nü ne yaptığım zaman daha çok sevmiş olurum?” sorusuna ise şöyle cevap verdi: "O'nun Resûlü'nün yoluna tâbi olur, sünnetini işler, onun sevdiğini sever, buğzettiğine buğzeder, dostluk kurduğu kimseyle dost olur, düşmanlık yaptığına da düşmanlık edersen, onu sevmiş olursun.”
Sayfa 18