Melisa

Melisa
@painauchocolat
Analist
İstanbul
8 Mayıs
37 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
@painauchocolat·
·
sabitlendi
Demek hakikî ve elemsiz lezzet yalnız imanda ve iman ile olabilir.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Din
Asıl mesele Allah'i, Resülü'nü ve O'nun dostlarını sevmek ve sevdirebilmektir. Çünkü seven sevdiğine benzer, seven sevdiğinin yolunda yürümeye çalışır, seven sevdiğinin sevdiklerini de sever. Hz. Peygamber'i (sas) gerçek manada sevmeyen "Gözümün nuru namaz" sözünü nasıl anlasın? Eğer bir insan peygamberi gerçek manada severse namaza peygamberin gözlerinin nuru olarak bakar. Her namaz, artık o insan için farklı bir değer kazanır. Allah ile buluşma, her namaz bir miraç, her namaz peygamberin gözünün nuruna dokunma olarak anlaşılır.
Sayfa 105
Mün’im-i Hakiki, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiyat ise; üç şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir. Başta “Bismillâh” zikirdir. Âhirde “Elhamdülillâh” şükürdür. Ortada, “Bu kıymettar harika-yı sanat olan nimetler; Ehad-i Samed’in mucize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek” fikirdir. Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün’imleri medih ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakiki’yi unutmak ondan bin derece daha belâhettir. Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver.. Allah nâmına al.. Allah nâmına başla.. Allah nâmına işle.. vesselâm.
Sayfa 26
Harun yalnızlaşmadı okudukca. Yalnızlığının farkına vardı olsa olsa. Daha önce adını koymadığı, avluda dolaştığını görmediği, varlığından bihaber olduğu kücük ve cirkin bir çocuktu yalnızlık. Onu avluda dolasırken görünce kim olduğunu anlamadı önce. Ama hüzün verdi çocuğun bakışları, hareketleri. Daha sık görmeye basladı onu, hep orada bir yerlerdeydi, dolaşıyordu, oynuyordu belki çocuk, avluya inen kuşları seyrediyordu, onlara taş atıyordu, birden koşmaya başlıyordu, birden duruyordu. Daha da hüzün veriyordu sık görmek onu. Görmezden gelmeye çalıştı bir süre, hem de uzun bir süre. Avluda dolaşırken çocuk, döndü arkasını Harun, başka yerlere baktı. Kafasını kaldırdı yukarıya doğru, göğe baktı. Kafasını indirdi aşağıya doğru yere baktı. Uzaktaki trene baktı, yakındaki ağaca baktı. Gözlerini yumdu bakacak yer bulamadığında. Ama çocuk vücuda giren bir mikrop gibiydi. Yok saymak değiştirmiyordu vücuttaki varlığını. Sonra alıştı zaten onu görmeye. Başka kimseyi göremediği için onu görüyor olduğunu anlayınca da adını koydu onun. Adını yalnızlık koydu avluda dolaşan çirkin çocuğun. Ki başka bir şey de koysa fark etmeyecekti zaten. Çocuğun kim olduğu belliyse, sen istediğin ismi ver ona. Ne değişir?
Sayfa 206
Kırılmasından korktuğu için kalbini hiç kullanmadı. Bu cümleyi okumuş bir arkadaşından duydu Harun, kim bilir ne zaman, muhtemelen 40 yaşına birkaç ay kalmıştı. Kırılmasından korktuğu için kalbini hiç kullanmadı.Ne güzel söz, nereden okudun? Arkadaşı cevap veriyor, okumadım, ben yazdım, öykü yazıyorum ben.
Sayfa 203