Aşka gelince, Vaiz Kitabı'ndakinden daha büyük bir uzlaşmazlıkla düşündüm üzerinde ve aşkın hakkını vermeyi, havanın eksik olduğu bir dünyada soluk almanın tek yolunu onda görmeyi, bu şaşkınlık çölünde biricik nefes, içerdeki boşluğun eli kulağındalığıyla dışardaki boşluk karşısında tamamlanmışlığımızın çılgın itirazı olarak görmeyi; ve sonuçta boşluğun baskın çıkacağını bilerek boşluğu yalanlamamıza yol açan tek yanılsamayı yine aşkta görmeyi başardım. Zira aşk nafilelik eşiğini aşmamamız için, bu eşiğin ezici güvencesini reddetmemiz için göstereceğimiz en yüksek çabadır, mahkum olduğumuz nihai yokluğa düşüşümüzü öteleyen zaman içinde etkili bir yanılsamadır. Yıkımımızın yolu üzerinde kadın beliriyorsa acele acele yürüyüşümüzü durdurmak içindir, acımasız ve mukadder koşumuzu frenlemek içindir. Kadının cazibesi olmasa kaçınılmaz ufkumuza doğru dosdoğru kayarız; kendimizi aşka sunduğumuzda bir sapaktan uçuruma gömülürüz. Hepimiz için olduğu gibi Adem için de Havva ölüme götüren en uzun yoldur.