Betül Zehra

Betül Zehra
@labeis
İnsan sadece aklına ehemmiyet verip onu âdeta putlaştıracak derecede yegâne hakîkat pusulası zannetme gafletine kapılırsa, kalbinin ve rûhunun bütün idrak kanallarını kendi eliyle tıkamış olur. Nefsin oyuncağı ve şeytanın maskarası olan bir akıl, kalbi karartır, rûhu felç eder.
Sayfa 93
Felsefe ve Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Materyalist felsefe, mevcudâta mevcudat için bakar. Yani varlıkları -Yaratıcı'sını göz ardı ederek- maddeci bir nazarla seyreder. Sanatı gördüğü hâlde sanatkârı görmek istemez, esere bakıp müessirini düşünmekten kaçınır. Bu da materyalist felsefelerin kâinâta bakışındaki kısırlık ve noksanlığa mukâbil, İslâm'ın bakışındaki genişlik, derinlik ve mükemmelliğin bir misâlidir.
Sayfa 62
Felsefe ve Din
"Akıl, sağlam bir terazidir. Ama onunla Allâh'a ve âhirete âit meseleleri, peygamberlik hakîkatlerini, akıl ötesi gerçekleri ölçemezsiniz. Bu boş bir gayret olur ve bir kişinin; 'Ne kadar da hassas tartıyor!' diye, kuyumcu terazisinde dağları tartmak istemesine benzer. Terazinin sağlamlığına bir şey denilmez ama, onun gücünün bir sınırı vardır. Aynı şekilde aklın bilme, bulma, anlama gücünün de bir sınırı vardır, onun dışına adım atamaz." / İbn-i Haldûn, Mukaddime, s. 473.
Sayfa 25
Felsefe
Aklın belli bir hududu vardır ve onun arkası ya cinnet, ya da dalâlettir. Ne kadar mükemmel olursa olsun, 220 volt elektrikle çalışmak üzere îmâl edilmiş bir cihazı, 2500 volt elektrikle çalıştırmaya kalkarsanız, o mükemmel âlet derhâl infilâk eder. Nitekim aklın salâhiyetini hudutsuz kabul eden bâzı felsefecilerin, ömürlerini akıl hastahanelerinde veya intihar ederek tamamlamış olmaları da, bu gerçeğin bir başka ifâdesidir.
Sayfa 26
Felsefe
Batı felsefesine duyulan hevesin temel sebebi, İslâm dünya görüşünün ihtişâmından lâyıkıyla haberdâr olunmamasıdır. Bu hâl, Güneş'i bilmeyenlerin, rastladıkları cılız bir mum ışığına hayranlık duymalarından farksızdır.
Sayfa 13
Felsefe ve Din