[Makalede ] ciddi bir politika değişikliği söz konusudur. O güne kadar Meclisin egemenliği tartışma götürmez bir şekilde kabul edilmişken,
ilk kez bu egemenlik tartışma konusu edilmektedir. Gerçi egemenliğin
kaynağı olarak "millet'' gösterilmektedir, ama "milletin" düşüncesini açıklamasına imkan verecek siyasi mekanizmaların mevcut olmadığı düşünülecek olursa, Yunus Nadi'nin hangi güç adına ve hangi güce dayanarak Meclisin dağıtılabileceğini ileri sürdüğü kolaylıkla anlaşılabilir. Bu
güç "ordu"dur. Saltanatın kaldırılması sırasında da, Mustafa Kemal "gerçek yöntemine göre saptanacahtır; ama belki bir takım kafalar kesilecektir"
derken yine orduya dayanıyordu"1 18.
. Hüseyin Avni Bey, İstiklal Mahkemeleri
hakkındaki eleştirilerini şöyle sürdürür:
"Efendim, birinci günden beri İstiklal Mahhemeleri'nin aleyhindeyim. Bir
here TBMM'ne Allah'ın vermediği salahiyeti kendisi başkasına verdiğine hayretteyim ... Memleketimiz üç İstiklal Mahkemesiyle mi idare ediliyor? Efendiler, her kazada bidayet mahhemeleriniz vardır. Cinayet mahhemeleriniz
vardır. Memleketin bir tarafında kanaati vicdaniyesiyle üç adamı idam eder,
diğer tarafında hayatını idame eder. Ne güzel müsavat, ne güzel adalet (!) . . .
Şimdi Efendiler; bendeniz kanaatime göre bu suretle hendi hukuku adlimizin olmadığını iddia etmektir. Bu millet umüri adliyesi için iki buçuk milyon lira sarf ediyor. Mekteplere para veriyor. Mektepte okutuyor ve yetiştiriyor. Mebus olmakla her türlü evsafı aliyesi, her türlü ilmi iktisap mı eder,
rica ederim. Lalettayin üç kişiye "kanaati zatiyenizle siz hükmü verin" deyip
salahiyyet vermek, ilmi inkar etmek milletin hukukunu tepelemek demektir.
İhtilalin de bir hukuku vardır. Her milletin her zaman bir hukuku vardır. Hüner isyan ettirmemektir. .. Kanun hakim olmalı. Şahıslann hakimiyeti payidar olamaz ... Samsun ve hav alisinde 30-40 mahkememiz vardır. Bu mahkemeler ilimle mücehhezdir. Bu mahkemeler hakim hakkına bihakkın haizdir
ve bu meslekte çalışan adamlardır. Bu vazifeyi meslek edinmişlerdir. Herhangi bir şahıs sanat yapamazsa, mahkemeyi de yapamaz. Bu daha incediı;
daha dakiktir, daha mantıkidir. .. Elinizde bir kanun vardır. Bunu seyyanen
tatbihle mükellefsiniz. İçinizde hususi emel taşıyan, hühümetimizi yıkmak
isteyen bu gibi kimselere kanunu cezamız gayet vasi cezalar tayin etmiştir.
Bunlan ehline tevdi ile mütehassisini adaletle muvafık bir şekilde tatbikata
muvaffak olursanız, hühümet manası çıkar. Yoksa onlara karşı muamele
ALLAH Rasûlü (sa) zamanında bir adam
içki içiyordu ve her defasında yakalanıp kendisine
içkinin cezası tatbik ediliyordu. Bu olay tekerrür
edince, bir ceza tatbiki sırasında bir sahabî adama
sözlü olarak sataştı ve, "ALLAH sana lanet etsin!
Bu ne arsızlıktır!" dedi. ALLAH Rasûlü (sa), bu
sahâbiyi bu sözünden dolayı uyardı ve bu türlü
sataşmaların adamı daha da arsızlaştıracağını
söyledi. (Buharî)
O, Tanrı yagâne'dir,
bütün varlıklarda gizlidir
Her şeye nüfuz eder
Bütün varlıkların iç bilincidir
Her eylemin şuurudur
Bütün varlıklarda mevcuttur
Şahit'tir koruyandır,
Şekilsiz ve eşsiz Mutlak'tır