“Bir resim binlerce kelimeye bedeldir” diye eski bir söz vardır.
Bilinçaltının, zihinde tutulan ve inançla desteklenen her resmi
hayata geçireceği gerçeği vurgulanmalıdır: Öyleymişim gibi
davranıyonım ve öyle oluyorum”
“Dileğim oldukça basit ve dolaysızdı.
Bedenim ve bütün organlarım, bilinçahımdaki Sınırsız Zeka
tarafından yaratıldı. O, beni nasıl iyileştireceğini biliyor. Onun
bilgeliği bütün organlarımı, dokularımı, kaslarımı ve kemikleri-
mi şekillendirdi. İçimdeki bu sınırsız iyileştirici güç varlığımın
her hücresini dönüştürüyor; beni eksiksiz ve kusursuz kılıyor. anda içimde gerçelcleştiğini bildiğim iyileşme için teşekkür-
lerimi sunuyorum. İçimdeki yaratıcı zeka harikalar yaratıyor.
Bu basit dileği, günde iki ya da üç kez beşer dakika süreyle
yüksek sesle tekrarladım. Üç ay kadar sonra, cildim tamamen
iyileşmiş, kusursuz olmuştu. Hastalık geçmişti. Doktorum şaş-
kına döndü, ama ben ne olduğunu biliyordum. Bilinçaltıma iyi-
lik, güzellik, kusursuzluk konusunda hayat dolu iletiler gönder-
miştim. Bunlar, bilinçaltımdaki sorunlara neden olan olumsuz
imge ve kalıpları dışarı atmıştı.
Zihninizde denge oluşmadığı sürece, bedeninizde hiçbir şey
gerçekleşmez. Zihninizi sürekli olumlu fikirlerle besleyerek de-
ğiştirirseniz, bedeninizi de değiştirebilirsiniz.
Etiketlemedeki en tuhaf şey, bu etiketlerin doğru görünmesidir. Sonuçta yoktan var olmazlar. Fark edilir bir özellik ya da davranış biçimi ile ortaya çıkarlar. Mesela Johnny bir sene tüm zekasına rağmen okulda başarısıyla ve daima beklentiyi karşılayamayan olarak kalacak. Suzi yedi yaşındayken düzenli öfke patlamaları yaşardı ve sonsuza kadar öfke sorunu olan olacak. Fakat şunu bilin: peygamber değilsiniz. Büyük ihtimalle genetik mühendisi de değilsiniz. Çocuğunuzun nasıl bir insan olacağını, kendi sezgileriniz ya da ailenizin fiziksel, zihinsel ya da duygusal özellikleri üzerinden tahmin edemezsiniz.