saçlarını okşayarak gözlerinin içine daldım gittim. saflık içindeki, acınacak kadar güzel yüzünü görmek büyülüyordu beni. seviyordum onu. anlamak, tanımak başka şeydi demek, sevmek başka. yaşam gibiydi o, son soluğumuzda bile anlayamayacağımız fakat kanımızla, canımızla bağlı olduğumuz
şimdi düşünüyorum da insan geçi geçivererek gördüğü şeyler arasında bunlardan hangisinin ileriki yaşamında unutulmaz bir yer tutacağını bilemiyor, nerden bilsin!
yitiren kazanır, evet ama o’nu bir akşamüzeri, karanlık bastığı saatlerde, bir daha hiç görmemek üzere yitiren ben, nasıl olur da kazançlı sayılabilirim?