kendime bir türlü anlatamadım, özlemek ne? özlemek birini yanında istemek ama onu asla ve asla bir daha görememek. ben onu görmesem o yaşasa, dünyanın öbür ucunda olsa, sesini hiç duymasam, yüzünü hiç görmesem ama bilsem o hayatta, özlemek öyle bir şey mi?
anlardan ibaretti hayat. bir şeylerin yer değiştirdiği, yitirildiği, farkına varıldığı, unutulduğu anlardan ibaret. diğer sonsuz anların belki hiç kıymeti yok. ama bazı anlar gözle görülecek, elle tutulacak, koklanacak kadar keskin…
pek çok sıkıntılı duyguyu bir arada yaşıyordum. bildiğim alıştığım içinde rahat ettiğim bir duygumu yitirmiş, yerine bilmediğim, tanımadığım beni telaşlı biri yapacağı besbelli yeni bir duygu yerlermiş, öte yandan eski duygumu geri alabilecek gücümün olmadığını anlamış ve kabul etmem gerekliliğiyle yüzleşmiştim. en zor geleni de bu gerekliliğe boyun eğmekti. istemiyordum. kabul edemezdim. nasıl yapacaktım bilmiyorum ama direnecektim. nasıl yaşardım korkarak?endişeyle? ne sevimsiz duygulardı bunlar. nereden ve neden gelip çöreklenmişlerdi içime?