anlıyorum. o da bilmiyor. bilse geceler boyu denize karşı şiir okur muydu benimle? bilse burada durur muydu? çekip gitmekten bahseder miydi hiç? —— çekip gidebilecek olsa tüm bunları bilirdi. kimselere dillendirmeden yarasını içinde taşımayı öğrenmiş olurdu
benim hiç eski dostum yok biliyor musun ahmet? tüm dostlarımın vücutları da başlarıyla orantılı bir şekilde büyüyüp gelişince alıştılar yaşamaya. bir ben kaldım bu halde. aralarına karışamayınca da başkalarının eski dostu hep ben oldum. unutulup unutulup içki masalarında hatırlanan bir özlü söze döndüm. oysa görüyorsun ya ne çok şeyim var anlatacak. bir gün otursak da hiç durmadan konuşsak. telaşa kapılmadan. böyle dediğime de bakma. iki dakika geçmeden sıkılır gitmek isterim. ah bir bilsen ne çok yoruyor şu yaşam denen şey beni