Bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım; Nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım. Şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı, Pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı. Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hılkat kesilmiş lâl... Bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl Muhîtin hâli "insâniyyet"in timsâlidir, sandım; Dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neden andım! Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd, Zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryâd, 0 müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu Ki vâdiden bütün, yer yer, enînler çağlayıp durdu. Ne muhrik nağmeler, yâ Rab, ne mevcâmevc demlerdi; Ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûya Sûr-i Mahşerdi! -Eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin; Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ? 0 zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun; Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun, Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen, Gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen. Hazansız bir zemin isterse, şâyed rûh-i ser-bâzın, Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın. Değil bir kayda, sığmazsın - kanadlandım mı - eb'âda; Hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dünyâda, Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır? Niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır? Hayır, mâtem senin hakkın değil... Mâtem benim hakkım: Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
Derler ya; Herkesin derdi kendine ağır, gerisinin dili lâl, kulağı sağır.
Reklam
Yüklediğin anlamdan vazgeç. Normale dönecek o zaman herşey. Lâl 🍂
Şair kadının karşılık bulmayan aşkları
Seni sevmekti muradım benim Yitip giden göğünde usul usul bir devinim Bana bakmadı o masum gözlü sevgilim Rüzgar hasret estirir yanar tenim Zülfün lüle yüzün ak Gümüşi çehren pek bir pak Nehir gibi çağla yüreğime ak Sana şiirler yazıyorum bak O zaman anlar ruhum, duyar lal kulaklarım Düzelir enginlerden koşarcasına da olsa bulanık bakışlarım Sen ve ben tamız lakin yine de iki yarım Olur musun eşim der misin bana karım Şair ruhlu kadın olmak da zor Kimse beğenmez gidersem demez dur Bu yaptığım ne cilvedir ne de kur Kölesiyim ben bu aşkın olsamda olabildiğine hür
Susalım.
Susup inkâr edelim; “Ardımızda verdiğimiz sözleri bozmak için can attığımızı” göz göze gelince. “Yalan” diyelim, — yalan yetiyor bize. “Özlemek için sevmişiz, kavuşmak ne haddimize?” Birbirine varmayan yolların aynı yağmurda ıslanışı gibi; uzaktan geçelim birbirimizden, bir ömür uzağından. Akıp gitsin iki yanımızdan iki ırmak gibi zaman. Kıyılarında adımız unutulsun, suya düşen gölgemiz bile söz etmesin bizden. Dillendirilmeyince vuku bulmamış sayılan derin acıların sükûtunda lal olalım. Ne sen sor, ne ben söyleyeyim.
Şiir
Benim Acılarım Felsefedir.
Muhabbet bağında bir gül açıldı Muhabbet bağında bir gül açıldı Bir derdim var bin dermana değişmem Yüküm lal-i gevher mercan saçarım Bir derdim var bin dermana değişmem Bir derdim var bin dermana değişmem Cümle kuşlar dile gelir yazım der Gövel turnam Şam'dan gelir güzüm der Benim yarelerim tuzum tuzum der Bir derdim var bin dermana değişmem Bir derdim var bin dermana değişmem Bir derdim var bin dermana değişmem Şah Hatayi'm muhabbete bakarım Şah Hatayi'm muhabbete bakarım Men doluyum men dolana akarım Güzel pirim bir dert vermiş çekerim Bir derdim var bin dermana değişmem Bir derdim var bin dermana değişmem Garip bülbül gönlüm eğler ses ile Nicelerin ömrü gitmiş yas ile Aratıp bulduğum pir heves ile Aratıp bulduğum pir heves ile Bir derdim var bin dermana değişmem Bir derdim var bin dermana değişmem Bir derdim var bin dermana değişmem open.spotify.com/track/6L1rcHCJf...
Felsefe
Reklam
Reklam