9/10
·256 syf.·
2026 50. kitabı
Susmasını bilmeyen dil beyhude konuşur Şemseddin Sivasî...İyiki tanımışım seni üstadım. Herkesle konuşmak yerine içindekileri yazmak, boş konuşmaktan ziyade sadece kelimeleri kağıda dökmesini en sevdiği meşgale olarak tanıdım, kitabın başlarında bu güzel insanı. Konuşamadığın zaman insanlar seni sağır sanıyorlar, ne garip. İlla bir isim seçeceksem kendime dilsiz değil de Lâl demelerini tercih ederim. Bir eksiklik değil de bir isim gibi, noksanlıktan ziyade bir hususiyet gibi. Hatta şiir gibi; Lâl. Syf 33 Fatih Duman beyefendiye de dua ettim içimden. Bu güzel insanları herkes okusun diye kağıda döktüğü için. Okurken faydalanmaktan ziyade, okuyucaya hissettiriyor kalemi. Yazarla ilk tanışmam olduğu halde samimi ve içten anlatımı etkiledi beni. Yazar önsözünde diyor ki: "Kim Bir Müslümanın hayatını yazarsa ona yeniden hayat vermiş gibi olur" diye okumuştum. Ve Hep de öyle inandım. Onun için belki de vazgeçmedim bunları yazmaktan. Unutulmasın, hatırlansınlar diye bir dert düştü nasibime o günden. Burası beni etkiledi ve bütün kitaplarını yavaş yavaş okumaya karar verdim. • Kitabı okurken biraz da araştırmalar yaptım tabi: (1520 - 1597) 16. yüzyılda yaşamış büyük bir Türk-İslam âlimi, mutasavvıfı, müderrisi ve şairi. Hem dini ilimlerde (tefsir, hadis) hem de edebiyatta derin izler bırakmış. Hem Türkçe hem Farsça şiirler yazmış. Divan'ının yanı sıra Mevlid, Mir'âtü'l-Ahlâk ve Süleymannâme gibi 20'den fazla eseri bulunmakta. Şiirlerinde ilahi aşkı ve ahlaki öğütleri samimi bir dille işlemiş. Çokta güzel ünlü bir beyiti varmış eklemeden olmaz: • Sür çıkar gayrı gönülden tâ tecelli kıla Hakk • Padişah girmez saraya hâne ma'mûr olmadan ​(__Gönlünden Allah'tan gayrı ne varsa sür çıkar ki, Hak oraya tecelli etsin. Çünkü saray temizlenip düzenlenmeden
Duygu ve Düşünce
LâlFatih Duman · Nesil Yayinevi · 20211,473 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 92. kitabı
Yalnızlık Kime Benzer- Semih Gümüş Yalnızlığın resmini yapacak olsam...resme kabiliyetim yok ama düşsel resimlerini yapabilirdim sanırım... Üsküdar sahilinden Eminönü'ne dalıp giden bir gölge adam çizerdim mesela...elinde sönmeye yakın bir sigara..acelesiz...ayakta bir yalnızlık... Yürürken...eski bir mezarlığın yanından geçerken...eskimiş isimler, kurumuş kemikler, derviş ridasıyla serviler... sessizliğin örttüğü yaşanmışlıklar...şu eski mezar taşında heceleyerek okuduğum eski harfler...bir silik isim...kimsenin umrunda olmayan aşkları, hayal kırıklıkları...ne aidiyet ne illiyet...sadece yan yatmış bir mezar taşı...yanından geçip gidiyorum işte...yürürken yalnızlık... Kitaba gelemedim hala...kitaptaki...aşkta yalnızlık...evin önündeki bir çift ayakkabı bile yalnızlık işareti aslında... İkinci bir çiftin olmayışı....dokunduğunda çekilen bir ten...azap...tekil bir yalnızlık...yanındakine ulaşamamak...gözlerine bakarken bir aynada kaybolmak... Nietzsche'nin dediği gibi. Uzun süre bir uçuruma bakarsan uçurum da senin içine bakar...ama kitaptaki...yazar düşmek istedikçe kaçan bir uçurum... Yalnızlık çoğaltılamaz...aslında tekrarlanamaz da olsa gerek... çünkü her defasında aynı yalnızlığı yaşamaz insan... Ve Lâl...o karşılıksız uçurum...ismi ne güzel seçmiş yazar...lâl û ebkem...konuşmayan bir mihrap sevgili...ve işte yalnızlığın hâtimesi...kime benzer yalnızlık? Kafka kadar yalnız!!! Gerçekten o kadar yalnız mısınız? Kısa bir gülüş... Franz Kafka kadar yalnız....
Yalnızlık Kime BenzerSemih Gümüş · Can Yayınları · 2017150 okunma
Reklam
8/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 76. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:03
Herkese selamlar Bugun size sevgili @_mehsaa_ nin yeni serisi olan #firuze nin ilk kitabi #kehribarateşi yorumu ile geldim. Bu seriye başlamadan evvel töreler, ağalık kliselerine sahip, klasik bir doğu kitabi okuyacağımi sanmıştım. Aman Allah'im nasil buyuk bir yanılgıya düştüm Ay kırk yil dusunsem boylesi farkli bir kurgu ummazdim. Bayildim Oldum olası Mardin'in o sokaklarının bir büyüsü, tılsımi olduguna inanırdım. Nitekim Mehsa'da benimle ayni sekilde düşünmüş ve bu tılsımı kelimelerle imkansız bir askin ortasına yerleştirmiş. Ustelik yine fena dusulesi bir erkek karakter ortaya çıkarmış ki, off Ezraaaaaaaaa Iki dusman ailenin gecmisten gelen bir lanetin golgesinde sekillenmelerini okudugum bu kitapta, her iki karakterinde bakis acisi kullanılmıştı. Yazar gizem faktörünü öylesine guclu kullanmıştı ki, nerdeyse sonuna kadar ne oldugunu anlayamadim. Bu kismi da kitabin merakla okunmasini sagladi. Hatta kitapta küçükte olsa fantastik yanlar vardi ve bence bu da olmasi gerekiyordu. Karakterlerin her ikisi de cok guclu kisilerdi. Usteluk kiitaba adini veren Firuze ile Ezra arasinda hem imkansız hem de dokunsaniz alev alacak bir tutku vardi. Ezra her ne kadar az konuşan biri gibi dursa da bos konuşmadığı icin bana cok ayarında geldi. Adamcağız askindan lal olmus kimse farkinda değil. Firuze'yi gordugu zaman bulbul olup, nağmeler sakidi. Ayyy bayilcam Cok karizmatik be Firuze'de az degildi ama Adama yapmadigi eziyet kalmadı. Kiz gunah, bu adam senin hasretinle senelerdir yanmis, o isveler, çileler, danslar nedir oyle? saka bir yana guclu halleri, kiz kardeşinin basina gelen trajediyi tek basina sahiplenip intikam alma isteği, hepsini cok takdir ettim. Sadece Ezra'cigima bu kadar eziyet etmesen iyi olur, adam bir kibrite bakıyor, alev almak üzere Sonuna dogru Ezra'nin
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202643 okunma
Puan vermedi
Bazen bir cinayet hikayesi sadece ölen insanları anlatmaz.Bazı hikayeler,ç yıllarca saklanan gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak için mutlaka yol bulduğunu anlatır. Beş Duyunun Kasabı — Cihangir Işık Kitap peş peşe işlenen cinayetlerle başlıyor. Her yeni olay soruşturmayı biraz daha karmaşık hale getirirken Savcı Volkan, Soner ve ekip kendilerini sıradan bir seri katil vakasının çok ötesinde bir olayın içinde buluyor. İlk başlarda her şey birbirinden bağımsız gibi görünse de sayfalar ilerledikçe parçalar birleşmeye başlıyor. Geçmişte yaşananlar, insanların sakladıkları sırlar ve yıllardır konuşulmayan gerçekler birer birer ortaya çıkıyor. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey ise olayların arkasındaki insan hikayeleri oldu. Çünkü burada sadece bir katili aramıyoruz.Aynı zamanda yaşananların insanları nasıl değiştirdiğini,öfkenin ve acının yıllar içinde nasıl büyüyebildiğini de görüyoruz. Özellikle bazı karakterler var ki hikâye boyunca sessiz kalıyorlar ama aslında bütün olayların ağırlığını taşıyorlar. Kitabı bitirdiğinizde dönüp en başa baktığınızda birçok detaya farklı gözle bakmaya başlıyorsunuz. Hazırsanız... cevapların geçmişte saklandığı,hiçbir karakterin göründüğü kadar basit olmadığı ve bazı isimlerin sayfalar kapandıktan sonra bile akılda kaldığı bir hikayeye yaklaşabiliriz... Belki de Lal olmak her zaman sessiz kalmak değildir...Bazen bütün hikayeyi sessizce sırtında taşımaktır.
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202615 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 24. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 15:04
Lal Umutlar, sevgi, kayıp, özlem ve umut duygularını derinden hissettiren bir hikâye. Karakterlerin yaşadıkları duygusal yolculuk, okurken onlarla bağ kurmanızı sağlıyor. Akıcı anlatımı ve kalbe dokunan sahneleriyle bazı sayfalarda durup düşünmenize neden oluyor. Özellikle altı çizilesi cümleleri ve duygusal yoğunluğu kitabın en güçlü yanlarından biri. Duygusal hikâyeleri sevenlere tavsiye ederim.
Lal - UmutlarDilek Tarıncı · Ephesus Yayınları · 2023573 okunma
9/10
·66 syf.··
Beğendi
·
2026 121. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00
Selam kitap dostlarım! Bugün kalbe dokunan, kelimelerin su gibi akıp gittiği sarsıcı bir eserle, Madonna kitabıyla karşınızdayım. ​"Yedi sene önce bir kadın sevdim. Tam yirmi sekiz yaşındaydım..." diye başlıyor bu derin iç döküş. Bugüne kadar hep prenseslerin parıltılı masalını dinledik; oysa bu kez sahne arkasından, hikayeyi bir kurbağa fısıldıyor kulaklarımıza. Karşılıksız, tek taraflı ama satır aralarına daldıkça dipsiz bir kuyuya dönüşen, insanı uykusuz gecelerin koynuna bırakan bir aşkın anatomisi bu. ​Aynı çatının altında çalışıp da ona bir adım bile yaklaşamamanın o amansız sızısı... Çünkü o bir Madonna; varlığı yüzünüze bir tokat gibi çarpan, kelimelerinizi boğazınıza düğümleyen ulaşılamaz bir büyü. Karşısında lâl olduğunuz, kendinizi ona layık göremediğiniz o ince çizgi... Kader mi dersiniz buna, yoksa büyük bir şanssızlık mı? ​Yazar, öyle ustalıklı betimlemeler ve hüzünlü sözler kullanmış ki sayfalar elinizde adeta akıp gidiyor. Basit bir çakmak ateşinde umut arayan, sırf onun yokluğunda zamanın çarklarında ezilen ve koca on dört günün karanlığında kaybolan bir yüreğin fırtınasına şahit oluyorsunuz. Dünyanın bütün ışıkları sönmüş de sadece o ışıldıyormuş gibi hisseden bir adamın sessiz çığlığı bu. ​Bu sadece sıradan bir aşk hikayesi değil; bu bir isyan, tek taraflı akan gözyaşlarının kağıda dökülmüş en yalın hali. ​"Bu Madonna’ya aşık mıydım, yoksa bu başka bir şey miydi?" ​Siz de bu sorunun peşinden gitmek, kahve ve sigara kokulu o buğulu atmosferde bu hüzünlü iç döküşe ortak olmak isterseniz, Madonna kesinlikle radarınızda olmalı. Okuyanlar ya da listesine ekleyenler yorumlarda buluşalım!
MadonnaMuhammet İlkay Kaynak · Luna Yayınları · 20262 okunma
Reklam
Reklam