hem her yol gitmek için değil ki. Bazen de gelmek içindi; kendine gelmek için. Bazı yollar dönmek içindi; aslına dönmek. Ve bazı yollar bulmak içindi O'nu bulmak.
Denizlerden
Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin.
Bilsen
Melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şama bakan
Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
Ne sen,
Ne ben,
Ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
Ne de alam-fikre bir mersa,
Olan bu mai deniz
Melali anlamayan nesle aşina değiliz.
Sana yalnız bir ince taze kadın
Bana yalnızca eski bir budala
Diyen bugünkü beşer
Bu sefil iştiha, bu kirli nazar,
Bulamaz sende bende bir mana,
Ne bu akşamda bir gam-ı nermin
Ne de durgun denizde bir muğber
Lerze-i istitar ü istigna.
Sen ve ben
Ve deniz
Ve bu akşam ki lerzesiz sessiz
Topluyor bu-yı ruhunu guya,
Uzak
Ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz..
O belde,
Durur menatık-ı düşize-i tahayyülde;
Lal kırmızısı beşiklerde doğmuş, istedikleri her şey önlerine gelmiş olanlar yaşam mutluluğunun ne demek olduğunu bilmezler, aynı şey hayatlarını, öfkeyle kabaran bir denize atılmış dört tahta parçasına hiç teslim etmemiş olup mavi bir göğün kıymetini bilmeyenler için de geçerlidir.
Sayfa 681 - Türkiye İş Bankası Kültür Yay., I. Cilt·Kitabı okudu