lala

Puan vermedi·133 syf.··
Beğendi
·
2025 40. kitabı
Hüseyin Nihâl Atsız ve yanında sekiz arkadaşıyla beraber Çanakkale’ye düzenledikleri geziyi okuyoruz kitapta. Bir anı kitabı olmakla beraber tenkit kitabı demek de mümkün. Zira her sayfasında Çanakkale şehitlerimize gösterilmeyen saygının tenkidini okuyoruz. Çanakkale’de İngiliz ölülerinin anıtları -buradaki anıtı taş yığını anlamında kullanıyorum- arşa yükselirken bizim aziz şehitlerimizin bırakın anıtı, abideyi; mezarları bile derme çatmadır. Atsız ve arkadaşları bu durumdan epeyce müteessir olurlar ve öğrenci birliğince para toplayarak buraya şehitliklerimiz adına bir anıt yaptırmaya karar verirler. Tabi işin kanuni kısmı ve prosedürleri önce bu gençleri oyalar daha sonra da reddeder. Anıt bir zaman sonra jandarma ve köylünün işbirliği ve imecesiyle yapılır. Bu güzel bir şeydir elbette fakat kendi şehitlerimize bir anıt yapmak için bu kadar uğraşmak zorunda olmak utanç vericidir. Atsız ve arkadaşlarının ziyareti o günden sonra her yıl Çanakkale’ye ziyaret akınlarının yapılmasına ön ayak olmuştur. Aziz şehitlerimizden Ulu Önderimize, dönemin hükümet eleştirisinden yine dönenim gençliğine, kadınlarımızın öneminden Milliyetçilik temalarına bolca yer vermiş Atsız Ata. Ruhu şad olsun.
Çanakkale'ye YürüyüşHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Yayınları · 2020516 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·512 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2025 10:39
Bastian; dış görünüşünü beğenmeyen, içine kapanık bir çocuktur. Babası diş doktorudur, annesini ise küçük yaşta kaybetmiştir. Her şey kitapçıda bulup çaldığı “Bitmeyecek Öykü” adlı kitabı okumasıyla başlar. Kitabı okumaya başlayınca Fantazya dünyasına dalar. Başta sadece zihninde, daha sonraları tamamen fiziksel olarak. Fantazya evreni bildiğimiz hayal dünyalarımızdır aslında. Kitap boyunca başına birçok serüven gelir Bastian’ın. Kendini bulmaya çalışır ve bu kendini bulma yolculuğu çok çetin geçer onun için. Bazen de heyecan dolu… Ayçocuk, kitapta koşulsuz sevgi ve kabulün simgesi olarak karşımıza çıkar. O, Yaratıcı Ana’dır. Fantazya’nın Gaia’sıdır. Atreux, dostluğun simgesidir. Kendine ne kadar haksızlık yaparsa yapsın Bastian’ın dostluğundan bir an olsun el çekmez. Fuchur; bağlılığın ve şansın sembolüdür. Bu dört karakter etrafında şekillenen hikâyenin kahraman kadrosu oldukça çeşitli ve renklidir. Türlü canavarlar, devler, cüceler, periler, yarı insan yarı hayvan canlılar bize büyülü bir evrenin kapısını açar. Yer yer kendinizi Yunan mitolojisinin içinde gibi hissedebilirsiniz ve bu durum ben gibi mitoloji meraklılarını cezbedecektir. Öykümüzün sonunda Bastian hedefine ulaşır. Tabi bu hiç de kolay olmaz. Yaşadığı serüven boyunca yolunu kaybetmiş, kendini kaybetmiş, kim olduğunu bile unutmuş, kibrinin esiri olmuştur. En sonunda da en çok istediği şeyi bulur: “Kendini sevmeyi.” Kitap tamamen bu temadan yola çıkarak oluşturulmuş. “Kendimizi bulma yolculuğumuzda nihai hedefe ulaşmaya çalışırken yolda bulduklarımızdır bizi biz yapan. Son önemlidir elbette fakat “aslolan yoldur.”
Bitmeyecek ÖyküMichael Ende · Pegasus Yayınları · 20172,665 okunma
Kuyucaklı Yusuf
Puan vermedi·222 syf.··
2022 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2022 00:57
Ölüm ile başlayıp ölüm ile biten Yusuf’un hikâyesi… Sabahattin Ali’nin ölümsüz eserlerinden biri Kuyucaklı Yusuf. Geç okumanın verdiği hüzün, yetişkin çağlarımda okumanın verdiği bir mutluluk var üzerimde. Öncelikle kitaba sadece sığ bir aşk hikâyesi gözüyle bakmamamız gerektiğini belirtmek istiyorum. Her sayfasında farklı bir ders çıkarabileceğimiz müthiş bir eser. Yusuf’un hayatından ders çıkaracak olursak; okuyup bir yerlere gelebilmenin, kendini yetiştirmiş bir birey olmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor bize. Zira Yusuf okumayı, öğrenmeyi reddeden, sonucunda bir yerlere gelemeyip bir iş sahibi olamayan ve bunun cezasını en sevdiği insanı kaybetmekle ödeyen bir insan. Akabinde Muazzez’in hayatına baktığımızda her ne kadar 15 yaşında olsak bile bir su gibi yönümüzü ne tarafa çevirirlerse o tarafa akmayı reddetmeli, insanlara çok çabuk güvenmemeliyiz mesajı alıyoruz. Özellikle günümüzde artan taciz, tecavüz, cinayet gibi dehşet verici olayları da göz önünde bulundurarak bu mesajın altını çizmem gerektiğini düşünüyorum. Şahinde’ye bakarak anne nasıl olunmaz? Eş nasıl olunmaz? Bunların cevabını çok net bir şekilde alabiliriz. Eserin didaktik yönlerini bir kenara bırakacak olursak, ince ince işlenen aşk hikâyesi yüreğimde bir yerlere dokundu. Yusuf öylesine abi, öylesine baba ve öylesine koca idi ki; son anına kadar Muazzez’in yaptığı hiçbir şey için onu suçlamadı. Bir kocanın kaldıramayacağı hatalarına baba rolüne girip göz yumdu. Bu müthiş eseri okuyun okutturun. Herkesin kendinden bir şeyler bulacağına eminim.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,8bin okunma
Puan vermedi·211 syf.··
2022 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2022 22:56
Kırmızı Saçlı Kadın… Bir kuyucu ustası ile çırağının zor bir arazide kuyu kazıp su bulmalarının hikayesi. Batı’nın Oidipusunu ve Doğu’nun Şehnamesini sandviç yaptığımızda ortaya çıkan müthiş eser. •Olay 30 yıl önce İstanbul yakınlarında bir kasabada geçiyor. Özgürlük, özgür irade, yazgı ve özellikle de baba-oğul ilişkisi konularını ele alıyor. Basit şekilde ifade edecek olursak; Oidipus mitini ve Rüstem ile Sührab hikayesini, bugünün İstanbul’unda yaşatıp anlatan bir şaheser. Ben mitolojiyle yakından ilgilenen biri olarak eserin bu detayla ince ince işlenmesine bayıldım. Pamuk katıldığı bir Fransız programında da bu mitle alakalı şöyle güzel bir yorum yapıyor: “Oidipus babasını, Rüstem de oğlunu öldürmek istemiyordur aslında. Ama bu harika hikâyelerin sonucunda cinayet işlenir, trajedidir bu. •Her şey 50’lerine merdiven dayamış bir adamın geçmiş yaşamını hatırlaması ile başlıyor. 17 yaşındayken başından geçen bir olayın hayatını nasıl etkilediğini ele alıyor. Bu noktada kırmızı saçlı şuh bir kadınla karşılaşıyoruz. Babanın yokluğuyla, ustanın baba yerine geçmesiyle ve peşinden sürüklenen dehşet verici dramla örülüyor hikâye. •Peki nedir bizde kırmızı saçlı kadın karakterinin çağrıştırdığı şey? Bu soruya şöyle cevap veriyor Pamuk: “Benim yaşadığım bölgelerde çok fazla kırmızı saçlı kadına rastlanmaz. Eğer saçlarınız kırmızıysa, boyatmışsınızdır. Ve eğer o saçları kırmızıya boyadıysanız “Ben bu insan olmak istiyorum.” demişsinizdir. Olağana bir başkaldırıdır bu. Bu kadın müzikten, sanattan anlıyordur ve batılılaşmıştır, dini kurallara da uymuyordur vs. vs… Anlatıcının da kendisinden daha yaşlı, daha tecrübeli kırmızı saçlı kadına ihtiyacı vardır. Amerikalıların -coming of age- (olgunlaşma hikayesi) dedikleri bir türe de girebilir aslında.” •Kırmızı Saçlı Kadın, hem
Edebiyat
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2021 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2021 22:51
Fatih-Harbiye 1939’da yazılmış bir dönem romanıdır. Tarihte bu Tanzimat Dönemi’ne ve tanzimat fikrinin yeni yeni filizlenmeye başladığı zamana denk gelir. . . Tanzimat’la birlikte gelen “yenileşme ve batılılaşma” hareketi, toplumsal/sosyal birçok alanda kendini hissettirdiği gibi edebiyat alanına da nüfuz etmiştir. . . Peyami Safa’da bu romanında Tanzimat’tan kopup gelen, Milli Mücadele’de ve sonraki yıllarda alevlenen batılılaşma hareketinin Türk tipindeki ve cemiyetindeki etkilerini incelemektedir. . . Eser Neriman, Şinasi, Macit ve Faiz Bey karakterleri üzerine oluşturulmuştur. . . Neriman; uçarı, heyecanlı, yeni hayranı bir karakterdir ve mutaassıp bir aileye mensuptur. Fatih’te yaşar ve bir zaman sonra yaşadığı semti, insanlarını, yaşam tarzlarını beğenmemeye, kendini içinde bulunduğu hayata ait hissetmemeye başlar. Öyle ki bir zaman sonra dükkanlar, dükkanların önündeki iskemleler bile gözüne çirkin görünmeye başlayacaktır. O akranları gibi gezmek, giyinmek, eğlencelere katılmak, asrileşmek ister. Yaşadığı hayata, çevresindeki insanlara, ailesine bile kendini o kadar yabancı hisseder ki onun için en doğru olan garptır. Öyle ki şarklıları lapacı, tembel, miskin kedilere; garplıları diri, çevik, atılgan köpeklere benzetir. Garplılara sempati besler, onlar gibi olmak ister. Şinasi’yle geçen bir konuşmalarında bu düşüncelerini şu şekilde dile getirir: “Eski ve yırtık ve pis iğrenç bir elbiseyi üstümden atar gibi bu hayattan ayrılmak, çıkmak istiyorum. İhtiyar adam, bozuk sokak, salaşpur ev, gıy gıy, hey hey, ezan, helvacı...” . . Neriman’ın sevgilisi olan Şinasi doğu kültürüyle büyümüş ve tüm benliğiyle kültürünü benimsemiş, vakur bir delikanlıdır. Neriman’ı çok sever ve onun dış dünyasına da akseden iç dünyasındaki çalkantılarını fark eder ve Neriman’ı bu
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,2bin okunma