Fatih-Harbiye 1939’da yazılmış bir dönem romanıdır. Tarihte bu Tanzimat Dönemi’ne ve tanzimat fikrinin yeni yeni filizlenmeye başladığı zamana denk gelir.
.
.
Tanzimat’la birlikte gelen “yenileşme ve batılılaşma” hareketi, toplumsal/sosyal birçok alanda kendini hissettirdiği gibi edebiyat alanına da nüfuz etmiştir.
.
.
Peyami Safa’da bu romanında Tanzimat’tan kopup gelen, Milli Mücadele’de ve sonraki yıllarda alevlenen batılılaşma hareketinin Türk tipindeki ve cemiyetindeki etkilerini incelemektedir.
.
.
Eser Neriman, Şinasi, Macit ve Faiz Bey karakterleri üzerine oluşturulmuştur.
.
.
Neriman; uçarı, heyecanlı, yeni hayranı bir karakterdir ve mutaassıp bir aileye mensuptur.
Fatih’te yaşar ve bir zaman sonra yaşadığı semti, insanlarını, yaşam tarzlarını beğenmemeye, kendini içinde bulunduğu hayata ait hissetmemeye başlar. Öyle ki bir zaman sonra dükkanlar, dükkanların önündeki iskemleler bile gözüne çirkin görünmeye başlayacaktır.
O akranları gibi gezmek, giyinmek, eğlencelere katılmak, asrileşmek ister.
Yaşadığı hayata, çevresindeki insanlara, ailesine bile kendini o kadar yabancı hisseder ki onun için en doğru olan garptır. Öyle ki şarklıları lapacı, tembel, miskin kedilere; garplıları diri, çevik, atılgan köpeklere benzetir.
Garplılara sempati besler, onlar gibi olmak ister.
Şinasi’yle geçen bir konuşmalarında bu düşüncelerini şu şekilde dile getirir:
“Eski ve yırtık ve pis iğrenç bir elbiseyi üstümden atar gibi bu hayattan ayrılmak, çıkmak istiyorum. İhtiyar adam, bozuk sokak, salaşpur ev, gıy gıy, hey hey, ezan, helvacı...”
.
.
Neriman’ın sevgilisi olan Şinasi doğu kültürüyle büyümüş ve tüm benliğiyle kültürünü benimsemiş, vakur bir delikanlıdır.
Neriman’ı çok sever ve onun dış dünyasına da akseden iç dünyasındaki çalkantılarını fark eder ve Neriman’ı bu