Gregor’un bir aydan daha uzun bir süre acısını çektiği ağır yarası -hiçkimsenin cesaret edip çıkaramadığı elma o günün bir anısı olarak sırtında gömülü kalmıştı-, o acınacak ve iğrenç görünümüne rağmen babasına bile Gregor’un ailenin bir bireyi olduğunu hatırlatmışa benziyordu.
Her yıl, bahar çiçeğe durduğunda, dünya nennilendiğinde, Ağrıdağının çobanları dört yandan gelirler, kepeneklerini gölün bakır toprağına atıp üstüne otururlar. Tanyerleri ışırken kavallarını bellerinden çekip Ağrıdağının öfkesini, sevdasını çalarlar. Ve gün kavuşurken bir ak kuş gelir…