9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Yirminci Yüzyılda Paris, Fransız yazar Jules Verne tarafından, 1863 yılında yazılan ancak yayıncısı tarafından fazla abartılı bulunduğundan yayımlanmamış, 1994 yılında mirasçıları tarafından yayınlanmış bilim-kurgu romanıdır. Jules Verne bu romanında ütopik bir Paris'i anlatmaktadır. Sanayi devrimi sonrasında hızla gelişen ve makineleşen dünyada insanın kıymeti harbiyesi kalmamıştır. Tüm bu gelişmelerden Paris de nasibini almıştır. Teknolojik açıdan, bütün yenilikler bu kenti etkileyici ve büyüleyici kılmakta adeta yarış halindedirler: köprüler üzerinden giden, tamamen otomatik kent içi demiryolu hatları, sessiz kişisel otomobiller, parlaklıkta güneşle yarışan elektrikli aydınlatma sistemleri, sokakları, caddeleri, kurumları ve hatta kültürü bile bu makinalaşmış düzene ayak uydurmak üzere yeniden oluşturulmuştur. Bu yeni düzen içerisinde müziğin, resmin, heykellin kısacası sanata ve kültüre dair ne varsa hiçbirinin yeri yoktur. Sadece bir avuç insan, toplumun tüm dışlamasına rağmen bunlara değer verip yaşatmak için mücadele etmektedir. Victor Hugo, Balzac, LAmartine gibi yazarların olduğu kısım en çok dikkatimi çeken kısımlardandı. Çünkü gelecekte kimse kitap aramıyor, okumuyor, sanırım popüler kültürün ne olduğunu bilmeden de, adını anmadan da gerçek olabileceğine değiniyordu yazar. Kitapların okunmadığı, insanların kitap kapaklarını paylaşarak yahut sosyal medyadaki sözleri görerek her şeyi bildiğini zannettiği günümüz çağını görse, ya da okuma oranının yerlerde sürünmeye bile muhtaç olduğu bazı ülkeleri... Yazarın kitabı yazdığı dönemde ileriye yönelik tahminleri çok çarpıcıdır. Hızlı ulaşım sistemleri, teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesi, kapitalist odaklı toplumların oluşması gibi pek çok tahmin kitapta yer alır. Modern dünyaya ayak uyduramayan bireyin
Yirminci Yüzyılda ParisJules Verne · Alfa Yayıncılık · 2016242 okunma
Avrupa'yı hayran bırakan ama bizde değeri bulunmayan eser
8/10
·400 syf.··
2025 3. kitabı
·
110 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2025 12:58
Şeyh Sadî Şirazî tarafından yazılan "Bostan" ve "Gülistan" İslâm âlemi için son derece önem arz eden, içinde bolca hikâye ve nasihat içeren çok değerli iki eserdir. Öyle ki Osmanlı döneminde medreselerde dahi ders kitabı olarak okutulmuştur. Ayrıca Avrupa dillerine ilk defa bu iki kitap tercüme edilmiştir. Batılı aydınlar ilk önce bu kitap sayesinde İslâm dininin yüceliğini, Peygamberimiz’in büyüklüğünü ve Doğu’nun hârikulâde bilgeliğini okuyup öğrenmişlerdir. Fransa’nın dev şair ve yazarlarından Victor Hugo ile Lamartine, Peygamberimiz hakkındaki o eşsiz övgü dolu yazı ve şiirlerini bu kitabı okuduktan sonra yazmışlardır. Almanların her zaman iftihar ettikleri şair ve yazarları Goethe ise, Peygamberimizi göklere çıkaran o uzun şiirini, bu kitabı ve bunun hemen ardından çevrilen İslâm klasiklerini okuduktan sonra kaleme almıştır. Dünyanın en önde gelen şaheserlerinden olan bu kitap, verdiği öğütler, anlattığı hikâyeler, olaylar ve kıssalar aracılığıyla okuyucusuna hayatta huzurlu ve mutlu olabilmenin bütün yollarını öğretir. Bostan manzum, Gülistan ise iç içe manzum ve düzyazı şeklinde yazılmış iki kitabın birleşiminden oluşan bir eserdir. Kitabın kapağına ve sayfaların tasarımına, kalitesine ayrıca bayıldım. Çok güzel ve özenle hazırlanmış. Eserin "Bostan" bölümünü kendi orijinal dilinde okumayı çok isterdim. Türkçeye çevirilince eserin o ahengi ve anlamı pek kalmamış maalesef. İki puanı sırf bu yüzden kırdım :( Son olarak şuna da değinmeden geçemeyeceğim; Avrupa'ya İslâm'ı tanıttıran ve Batılı aydınları bu kadar etkileyen adeta bir şaheser niteliğindeki bu İslâmi klasikler günümüzde ne yazık ki çok okunmadığı gibi değerleri de pek bilinmiyor. Oysaki bu kitapların el üstünde tutulması ve hatta okullarda ders kitabı olarak okutulması gerekirdi. Ama
Edebiyat
Bostan ve GülistanŞeyh Sadi Şirazi · Beyan Yayıncılık · 20232,122 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Osmanlı Tarihi
Puan vermedi·1088 syf.··
2026 5. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 15:31
Hikaye tarzında döneme uygun yazılmış, padişahların önemli anektodları sıkmadan anlatılmış. Yazar aynı zamanda bir şair olduğu için sanırım, okuması insanı yormuyor.
Tarih
Osmanlı TarihiAlphonse de Lamartine · Kapı Yayınları · 2008135 okunma
Bir Şairin Gözünden İmparatorluk: Lamartine ve Osmanlı Tarihi
6/10
·1080 syf.··
2026 3. kitabı
Bir Fransız düşünün ki; 1850'lerde tüm Avrupa’ya Türklerin sadece savaşçı değil, aynı zamanda dünyanın en nazik milleti olduğunu anlatıyor. 19. yüzyıl Avrupası’nın Osmanlı’yı "Hasta Adam" olarak yaftaladığı bir dönemde, Alphonse de Lamartine bu dev gövdenin ruhunu ve asaletini kaleme alıyor. ​ Şiirsel Bir Tarih Anlatımı ​Lamartine’in eserini diğer tarih kitaplarından ayıran en büyük fark, onun "hayranlık dolu tarafsızlığıdır." Yazar, dönemin pek çok Avrupalı yazarının aksine; Türklerin karakterine, misafirperverliğine ve adalet duygusuna derin bir saygı besler. Onun anlatımında tarih kuru bir kronoloji değil, bir biyografiler galerisidir. Padişahlar sadece birer yönetici değil; trajik, kahramanca ve edebi derinliği olan karakterler olarak karşımıza çıkar: ​Fatih ve İstanbul: İstanbul’un fethini, şehrin büyüsüyle Fatih’in dehasını birleştirerek destansı bir dille anlatır. ​Adalet Vurgusu: Osmanlı’nın başarısını sadece kılıca değil, "farklı milletleri bir arada tutan ilahi bir adalete" bağlar. ​Efsanevi Kuruluş: Özellikle Osman Gazi ve Orhan Gazi dönemlerini, adeta bir kader tecellisi gibi, masalsı bir atmosferde sunar. ​ Kitabın Öne Çıkan Temaları ​Kuruluş Efsanesi: Bir aşiretin cihan imparatorluğuna dönüşme serüveni. ​Biyografik Odak: Padişahların karakter analizleri (Özellikle Fatih ve Kanuni bölümleri). ​Doğu-Batı Sentezi: Osmanlı’yı Avrupa’nın vazgeçilmez bir parçası ve denge unsuru olarak görmesi. ​ Okuyucuya Not: Gerçeklik mi, Romantizm mi? ​Lamartine bir "vakanüvis" (resmi tarihçi) değildir. Bu yüzden kitabı okurken bazı detaylara dikkat etmek gerekir: ​Tarihsel Hatalar: İsimler karışabilir, tarihler kayabilir veya efsaneler gerçek gibi anlatılabilir. ​Oryantalist Bakış: Her ne kadar bir "Türk dostu" olsa da, olaylara bir Batılının "egzotik Doğu"
1000Kitap
Osmanlı TarihiAlphonse de Lamartine · İndie Kitap · 2019135 okunma
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 20:19
Alphonse de Lamartine'nin romantizmi bütün kelimelere nakış nakış işlediği aşk romanı. Elbette beşeri aşkı en yücelere çıkarıp ulaşılamaz bir niteliğe büründürüyor. Julie ve Raphael'in birbirlerine olan ruhi bağlılıkları ekseninde geçen romanda,A.de Lamartine'nin kendi hayatından izler taşıdığını görmek mümkün. Daha çok manevi duyguların dile getirildiği ve ruhsal coşkunlukların anlatıldığı eseri "olay ağırlıklı"anlatı sevenler beğenmeyebilir.
Edebiyat
RafaelAlphonse de Lamartine · Armoni Yayıncılık · 200370 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 995. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 16:28
GRAZIELLA (Roman) Alphonse de Lamartine 1790–1869 yılları arasında yaşamış Fransız yazar, şair ve siyasetçi Alphonse Marie Louise Prat de Lamartine (kısaca Lamartine) tarafından yazılmış bir romandır. Eser, yazarın henüz genç yaşta (yaklaşık 18 yaşındayken) İtalya’ya yaptığı bir gezi sırasında tanıştığı ve hayatı boyunca unutamadığı bir balıkçı kızı Graziella ile yaşadığı umutsuz aşk üzerine kuruludur. Lamartine, soylu bir aileye mensuptur. Bir arkadaşıyla birlikte kiraladıkları balıkçı teknesiyle denize açılırlar. Ancak fırtına çıkar ve tekneleri devrilir. Boğulmaktan son anda kurtularak kıyıya ulaşırlar. Onları kurtaran balıkçı da oğluyla birlikte aynı adada yaşamaktadır. Bu balıkçı ailesi, geçmişte soylu kökenlere sahipken, zamanla yoksullaşmış ve Procida Adası’na yerleşmiştir. Şimdi ise sade bir hayat sürmektedirler. Misafirlerini evlerine götürürler. Eve vardıklarında onları Graziella karşılar. Graziella; güzel, diri, saf ve doğayla iç içe büyümüş bir genç kızdır. Doğallığı onun hem davranışlarına hem de duygularına yansımıştır. Toplumun yapay kurallarını bilmez; hissettiklerini açıkça dile getiren, içten bir insandır. Lamartine ise aynı saflıkta değildir. Graziella’dan etkilenir ama duygularını tam olarak “aşk” olarak tanımlayamaz. Bir gün Graziella’nın babası, kızını nispeten zengin ama sevimsiz bir adamla evlendirmek ister. Graziella o anda kalbinin sesini duyar ve Lamartine’ye saf bir aşkla bağlandığını fark eder. Ancak karşılık bulamaz. Yıkılır. Lamartine’nin ilgisini çekmek için modern kıyafetler giyip değişmeye çalışır. Fakat Lamartine, Graziella’nın bu doğallığını kaybetmesinden rahatsız olur. Bunu Graziella yanlış anlar ve kendisini sevilmemiş, hatta aşağılanmış hisseder. Bunun üzerine babasının istediği kişiyle nişanlanmayı kabul eder. Ancak aynı
GraziellaAlphonse de Lamartine · Babıali Kültür Yayıncılığı · 2007485 okunma