Yalnız ilköğretimde çocukların başına tek öğretmen olmalı. Anne-baba gibi, tek bir öğretmen olacak ve çocuk da tek öğretmeni tanıyıp onu model alacak. Birden fazla öğretmene ilköğretimden sonra geçilmesi gerekir ve bu çok önemlidir.
Öğretmenden sonra eğitimin araçları sonsuz..Saymakla da bitmiyor ki.. Ama sistematik düşünmeyi öğretmeyen, renksiz, kokusuz bir eğitimimiz var. Ders kitapları da ona göre, aralarında çok fazla derleme bulunuyor. Matematik ders kitapları bile rastgele bir şekilde yabancı kitaplardan derlenmiş. Elbette matematiğin millisi olmaz ama müfredatın iyi takip edilmediği açık... Eğitimini geliştiren ülkeler çoktan bu tür problemleri aştı, ne var ki bizim sistemimiz aşamadı. Talebeye aşırı ders yükleyip matematikte-geometride düşünmeyi, temel kavramları, postulatları yeterince öğretmeden;onu doğrudan problem çözmeye sevk eden bir sistem bu.
Özel okullardaki öğretmenler zor durumda. Oraya vasıflı insanlar dayanamaz. Bir defa öğretmenin tepesinde bir müdür duruyor, okul sahibi duruyor. Karşıda da çoğu gayet edepsiz, müdahaleyi kendine iş edinmiş veliler var. İşleri güçleri yok; okula gelip öğretmene, müdüre akıl öğretiyorlar. Neredeyse bütün gün orada çadır kuruyorlar. Bunlar okulların çalışmasını adeta sabote ediyorlar.
Günün ilk saatlerinde bir incelemeyle güne başlayalım. Eser okumadan önce ismine oldukça aşina olduğum, heyecanla okumaya başladığım ancak beklentilerimi tam olarak karşılamadığını söyleyebileceğim bir eserdi. Kitabın soru cevap şeklinde ilerlemesi beni oldukça sıktı. Ayrıca bana göre İlber Ortaylı'ya yöneltilen birçok sorunun da gereksiz ayrıntı içerdiğini düşünüyorum. Evet eserin içerisinde altını çizdiğim benimsenmesi gereken çok öneri var ama dediğim gibi beni okurken oldukça sıktı ve bitirmekte zorlandım. İyi okumalar..