Gerçek mutluluk budur: hiçbir yükselme tutkun olmadan bütün o tutkulu olduğun yüksekliklere erişmişsin gibi köpekçesine çalışmak. İnsanlardan uzak yaşayıp onları sevmek ve onlara gereksinme duymamak.
Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan, avara et ve korkma!
Koridordaki öpüşten beri, saatler tüyler ürpertici bir hızla uçup gidiyordu Eugénie için. Bazı bazı kuzeninin ardından gitmek istiyordu. Tutkuların en bağlayıcısını yaşamış insan, süresi yaşla, zamanla, ölümcül bir hastalıkla, kaçınılmaz bazı insan yazgılarıyla her gün kısalan tutkuyu yaşamış insan, işte o, Eugénie'nin sıkıntılarını anlayabilir.
"Sanatın işi, büyük bir ayna gibi tarihin bütün çalkantılarını, değişimlerini, ardı arkası kesilmeyen tekrarlarını kaydetmek değildir. Sanat, ilerleyişi içinde tarihi adım adım takip eden bir koro değildir. O, kendi tarihini yaratmak için vardır. Bir gün Avrupa'dan geriye kalacak olan, kendini tekrar eden ve içinde hiçbir değer taşımayan tarihi olmayacaktır. Ayakta kalma şansı olan tek şey, sanatlarının tarihidir."
"Eğer estetik değer olmasa, sanat tarihi, kronolojik sıralaması hiçbir anlam taşımayan muazzam bir eser hurdalığından başka bir şey olmaz. Dolayısıyla: estetik değer, bir sanatın tarihsel evrimi bağlamında algılanabilir ancak."