Genç olduğumuz sürece ve hiçbir şey bize acı vermezken, yalnızca yaşamın sonsuzluğuna inanıyor değiliz, ona sahibiz de. Sonra kırılma, sonra yılma, sonra da bundan yakarış ve son.
Sevdiğimiz bir insanı kaybettiğimizde, hiç değilse ona ait bir giysiyi, kaybettiğimiz kişinin kokusunu giyside aldığımız sürece tutarız ve gerçekten de kendi ölümümüze kadar tutarız, çünkü onun kokusunu bu giysinin bugüne taşıdığına inanırız her ne kadar çoktandır artık yalnızca bir hayal olsa da.