Biz bu kentlere sığdık da,
bu kentler bize sığmadı Asiya
ve bir çığlık gibi günlerin çarmıhında;
arttıkça yalnız, sustukça silik...
Ay ışığı gölgeleri büyüttü,
son kuşlar da vuruldular dağlarda.
Yakamozları söndü sahillerin, ışıkları evlerin;
çağın vebalı gövdesinde
bir hayalet gibi gölgemizde yalnızlık.
Kaldık... Kırık bardaklar gibi,
içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi.
Birbirini tekrarlayan günlerin yaslı boğuntusunda nedir aradıkları insanların? Bu koşuşturmada, bin telaşla herkes birileriyle bir mutluluk düşü kuruyor; o düşle ıslanıyor, o düşle uyuyup uyanıyorlar; sonra düşleri yakıyor günler. Bu kez yeni bir düş daha kuruyorlar; sonra bir daha. Bütün düşleri yakıyor günler!