İnsan bazen hayatın gürültüsünden kaçmak ister ama en çok kendi içinde yankılanan seslerden yorulur.
Kabukları kaldırayım deme, derin yaralar açarsın.
Reklam
Unutamayanlar intikamlarını almalı galiplerden, cellatlardan... Damarlarımızı açıp mı girmeliyiz onların o pek gösterişli, nazik, korunaklı dünyalarına ve yüzlerine, o temiz, şık giysilerine, eldivenli ellerine mi sürmeliyiz belleklerimizden akan kanı ki alkışçıları, seyircileri şaşırsın hiç olmazsa bu oyun niye bozuldu, görgü kuralları niye böyle hiçe sayıldı diye? Hatırladıkça susuyorum. Konuşursam unutmaktan korkuyorum. Sözcüklere döküldükçe anlamsızlaşacak, evrende yok olup gidecek her şey diye korkuyorum. İçimin boşalmasından korkuyorum.
1000Kitap
Sönüp gitmesin sezgilerim, bilgece düşüncelerim, hiç değilse sevinçli anlar... Benimle kalsın, yönünü, kavramaya uğraşıyorum, karşı durmamak için, anlayabilsem, gücünden yararlanırım belki, geçmişe doğru mu esiyor....
Alıntı
İşte küfür bir divaneliktir, dalalet bir sarhoşluktur, gaflet bir sersemliktir ki bâki meta yerine fâni metaı alır. İşte şu sırdandır ki ehl-i dalaletin hissiyatları şiddetlidir. İnadı, hırsı, hasedi gibi her şeyi şedittir. Bir dakika meraka değmeyen bir şeye, bir sene inat eder. Evet küfrün divaneliğiyle, dalaletin sekriyle, gafletin şaşkınlığıyla fıtraten ebedî ve ebed müşterisi olan bir latîfe-i insaniye sukut eder; ebedî şeyler yerine fâni şeyler alır, yüksek fiyat verir. Fakat mü'minde dahi bir maraz-ı asabî bulunuyor veya maraz-ı kalbî var. O dahi ehl-i dalalet gibi ehemmiyetsiz şeylere ziyade ehemmiyet verir. Lâkin çabuk kusurunu anlar, istiğfar eder, ısrar etmez. رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَسٖينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَا
"Saçlarıma kıydım kendime kıymamak için."
Reklam
Reklam