"Yahu, ne oluyor bunlara? Hemen ölüyor muyuz?" diye söylenmişti. "Ölsek ne olacak sanki... Onlara ne? Ben onlar için neyim?..." Sonra daha acı, ve insafsız bir tavırla ilave etmişti:
"Ben onlar için hiçbir şey değilim... Hiçbir şey değildim..."
En çok kahkahanı sevdim sanırım. Basit gelecek belki ama soğuk, karlı bir kış gününde ısınmak için sığındığım bir sıcaklıktı. Benim için değildi, bana karşı aralanmamıştı güzel dudakların ama kulaklarıma yayılan o melodiyi duymak yeterliydi kutsanmam için.
Werther'i anlayabilmeniz için Werther olmanız gerekiyor. Hayatınızın orta yerine koyacağınız kişiyi bulamadıysanız, muhtemelen kitap sizin için anlamsızlaşacaktır. "Bu kadar genç ne diye intihar etmiş?" düşüncesiyle okudum her satırı aslında. Okudukça da kitap bana ağır geldi. Enerjimi emdi, nefesimi kesti açıkçası. Kitabın son sayfasını da okuyup kapağını kapattığımda üstümden tır geçmiş gibi hissettim. Sanırım, Werther olabildiğim için.
Ruhsal kederinden kurtulmaya çalışan zavallı genç Werther'in mektuplarını okuyoruz bu kitapta. Çok anlamlı, fakat bir o kadar da yorucuydu. Hayatında bir kez aşık olmuş, ama kavuşamamış herkesin okuduktan sonra afallayacağına eminim.
Spoiler olmaması adına buraya koymayacağım fakat aslında kalp acısının Werther'i ve bazı insanları neden bu kadar yaraladığını kitabın bir bölümünde, Werther'in Albert'a anlattığı küçük kızın hikayesinde görebiliyoruz.
Tavsiye eder miyim? Hiçbir fikrim yok. Ama ben okuduğuma pişman değilim, bana ayna tutan bir kitaptı.