merve

Reklam
Yavaşla
10/10
2025’te okuduğum en iyi kitap oldu. Camino yapmak istediğim bir dönemde, tesadüfen karşıma çıktı. Acele etmeden, sindire sindire okudum; doya doya… Hatta hiç bitmesin istedim. Frédéric Gros, yürümeyi bir spor ya da hedef değil; yavaşlamanın, düşünmenin ve kendine dönmenin bir yolu olarak anlatıyor. Hız çağında en büyük lüksün yavaşlamak olduğunu hatırlatıyor. Nietzsche’den Rousseau’ya, Thoreau’dan Kant’a uzanan örneklerle yürüyüşün bazen özgürlük, bazen kaçış, bazen de disiplin olduğunu gösteriyor. Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, yürüyüşün bir başarıya ya da verimliliğe bağlanmamasıydı. Yürümek burada bir yere varmak için değil, yolda olmak için. Her cümlenin altını çizmek istedim. Yürümeyi sevenler için değil sadece; kendine dönmek isteyen herkes için bir kitap.
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
9/10
·148 syf.·
2025 4. kitabı
Aylin Balboa’nın Belki Bir Gün Uçarız kitabı ilk başta dağınık gibi görünse de, ilerledikçe hepsinin aslında yazarın kendi hayatından parçalar olduğunu anlıyorsunuz. Kurmaca ile anı, mizah ile acı arasındaki sınırları bulanıklaştırarak yazıyor. En çok hoşuma giden tarafı, acıyı espirili bir dille aktarması oldu. Travmalarını, kayıplarını, yalnızlığını öyle hafifmiş gibi anlatıyor ki okurken çok güldüm ama arka planda derin bir hüzün de hissediliyor. Adeta kendi acılarıyla dalga geçiyor. Dili çok akıcı ve güçlü, biraz “erkek fatma” tavrı var belki ama o maskenin altında ciddi bir kırılganlık var. O yüzden kendime çok benzettim. Güçlü dururken aslında incinmiş olmayı anlatabilmiş. Bence bu kitap, kendini fazla ciddiye almadan hayatın yükünü dile getirebilmenin iyi bir örneği. Hem kahkaha attırıyor hem de insana “evet, ben de böyle hissetmiştim” dedirtiyor.
Belki Bir Gün UçarızAylin Balboa · İletişim Yayınevi · 20214,470 okunma
Yasalar varsa neden huzur yok?
9/10
·238 syf.·
2025 3. kitabı
Asimov’un “Ben, Robot” kitabı, ilk bakışta bir robot hikâyeleri derlemesi gibi durabilir ama aslında parça parça insanın özüne dair bir sorgulama yapıyor. Üç Robot Yasası’nın güvenli dünyasında bile kaosun doğması, sistemin değil yorumun sorun olduğunu gösteriyor. Her şeyin kontrol altında olduğu sanılan bir evrende, robotların kuralları insanlardan daha iyi yorumlaması hem düşündürücü hem de utandırıcı. Yalan söyleyen bir robot sizi daha az yaralayabilirken, kurallara körü körüne uyan bir insan bütün sistemi bozabiliyor. Kitabın en çarpıcı öykülerinden biri olan “Delil”de, belediye başkanlığına aday olan bir karakterin gerçekten insan mı yoksa robot mu olduğunu hiçbir zaman öğrenemiyoruz. Ama belki de mesele bu değil: İnsan gibi davranandan çok, insan gibi düşünen bir varlık daha mı güvenilir? Yıl 2025. Yapay zekâya hâlâ “bizi ele geçirir mi” diye sorarken, acaba bizi en çok kim ele geçiriyor? İnsanlar mı, makineler mi? Asimov’un robotları, sadece robot değil. Bize ayna tutuyorlar. Ve bazen o aynada gördüğümüz şey, insanlığın kendisinden çok daha sarsıcı oluyor.
Ben RobotIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 20229,4bin okunma
Reklam