Bir adım arkanda değil kanka gözünün içinde sen körsün
6/10
·432 syf.··
2026 95. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:07
Selam dostlar. Hikayemiz Laura ve Daniel adlı çiftimizin bir Avrupa gezine çıkması ile başlıyor. İlk başta olaylar ne kadar ilginç gelsede özellikle ilk 100 sayfa, ondan sonra seri heyecanını tamamen kayb etmeye başlıyor. Buda kitabın korku-gerilim türüne göre aşırı uzun olmasından kaynaklı. Misal olarak Freida McFadden'ın kitapları daha kısa oluyor neredeyse 200, 300 sayfa falan ama onu okurken aşırı eğleniyorum. Kitap beni içine çekiyor halbuki kısa. Şimdi öncelikle yazım dili aşarı berbat olduğu için kitap bana kuru bir sahrada susuz kalmışım gibi hissettirdi. Hikâyenin potensialı çok yüksek, zekice kurgulanmış buna bir sözüm yok ama yazım dili o kadar vasatdı ki, kitapda bana hiç bir şey geçmedi. Bütün 400 sayfa boyu yüzümde mimik bile oynamadı. Bunun bir sebebi de ters köşelerin tahmin edilebilir olması. En azından benim için öyleydi. Türü güya gerilim ama 1 sayfasında bile gerilmedim açıkcası. Karakterler de yazım dili gibi vasatdı. Kitap da tek iyi şey olaylar ve kurguydu geçekten. Benim açımdan diğer her şey vasat yani. Karakterler bir olaya aşırı yapay tepkiler veriyordu ve dialoglar da gerçek insanların konuşacağı türden olana benzemiyordu. Vee Allahım bütün kitap boyu Daniel'e gıcık oldum. Aynı anda hem zeki hemde salak olmayı başara bilen ilk ve tek karakter sanırsam. Artı yönleri ise yine dediğim gibi kurgu güzeldi ve sürükleyiciydi, bölümler çok kısa ve punto büyük buda demekdir ki, sizi rs'den çok güzel çıkartır. Burda tek eksiği uzun olması çünki ben son 100 sayfada biraz sıkıldım. Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim >3
1000Kitap
Bir Adım ArkandaMark Edwards · Guardian Yayınları · 2025157 okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Agatha Christie 'nin Mary Westmacott takma adıyla yazdığı unutulmaz altı aşk(Giant's Bread,Bitmemiş Portre,Sensiz Bir İlkbahar,Gül ve Porsuk Ağacı,Annem ve Ben,Sevginin Bağladıkları)romanından biridir. Kitap; 4 ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde Laura'yı, 2. Bölümde kardeşi Shirley' i okuyoruz. 3. Bölümde ise Llewellyn adında bir adam kitaba dahil oluyor, önce her şey karışıyor, bir şeyler olacak ama olamıyor derken 4. Ve son bölüm olan Aynen Başlangıçtaki Gibi bölümünde kitaptaki bütün soru işaretleri cevaplanıyor. Laura erkek kardeşi Charles ölünce evin tek çocuğu olmaya kendini kaptırmıştır. Bir süre sonra Laura'nın hiç beklemediği bir şey olur ve Shirley adını verdikleri bir kız kardeşi dünyaya gelir. Laura ondan nefret eder. Bir gece yaşanan bir olayla kardeşine duyduğu nefret sevgiye dönüşür ve onu yaşadığı sürece koruyacağına yemin eder. İki kız kardeş arasındaki sevgiden yola çıkılarak sevginin omuzlara bindirdiği yük ustaca işlenmis. Kitap okuduğum tüm polisiye kitapları gibi akıcıydı ama tabi ki polisiye kitaplarının yeri benim için çok başka.
Sevginin BağladıklarıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2017154 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çarkların dişleri arasında bir yaşamla nasıl mücadele edilir?
7/10
·328 syf.·
2026 13. kitabı
Rachel Kushner, 1968 doğumlu Amerikalı bir yazar. California Üniversitesi’nde Siyasal İktisat okuduktan sonra Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi almış. Genellikle siyasi gelişmeleri, toplumsal sorunları ve farklı alt kültürleri eserlerinde ele almayı tercih ediyor. İlk romanı "Küba’dan Teleks (2008)" ile dikkat çeken yazar, 70'lerin sanat ve siyaset dünyasını işlediği "Alev Püskürtenler (2013)" ve ABD hapishane sistemini anlattığı "Salon Mars (2018)" kitaplarıyla tanınıyor. Son olarak "Creation Lake (2024)" adlı romanı yayımlanan yazar, kariyeri boyunca Booker, Ulusal Kitap Ödülü, Fransa'nın saygın Prix Médicis gibi prestijli edebiyat ödüllerinde finale kalmış. Gerçekçi gözlemleri ve toplumsal konulara yaklaşımıyla günümüz edebiyatının dikkat çeken isimleri arasında yerini bulmuş. Ayrıca, Kushner’ın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir deneme yazarı olduğunu da belirtmek isterim. Yazarın "The Hard Crowd: Essays 2000–2020 (2021)" adlı yirmi yıllık siyaset, sanat, müzik, adalet sistemi ve kişisel anılarını içeren ödüllü deneme derlemesi ve "The Strange Case of Rachel K (2015)" adında yayımlanmış bir kısa öykü derlemesi de bulunuyor. Kushner ile ilgili bir diğer önemli ve dikkatimi çeken detay ise kitap yazarken adeta bir gazeteci gibi derin araştırmalar yapması oldu. Çünkü "Salon Mars" romanını yazabilmek için yıllarca Kaliforniya'daki kadın hapishanelerini ziyaret etmiş, mahkumlarla ve gardiyanlarla görüşmeler yapmış. Yeni romanı "Creation Lake" için ise Fransa'nın kırsalındaki aktivist komünleri ve mağara tarihini yerinde incelemiş. Bu bakımdan araştırmacı yönünü takdir ettim. "Salon Mars", Amerika’daki kadın cezaevi sistemini, yoksulluğu ve hukuk sisteminin açıklarını birçok karakterin kesişen hayatları üzerinden anlatmaya çalışan bir
Edebiyat
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 2024194 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 7. kitabı
Yazar Laura ablamız, Yılmaz Erdoğan misali edebi eseri libidosuyla harmanlayarak sunmuş bize. Ben ne okuyorum ya böyle dediğim çok fazla yer oldu. Yine de kitapta entrika hiç bitmediği için okutturdu kendini. Kadın karakterler ağırlıklı. Ana karakter Tita'nın aşkı Pedro hariç diğer erkekler yan karakter zaten. Olaylar genellikle kadınların etrafında dönüyor. Kadınların içinde bulundukları ailenin veya toplumun baskıları altında kısıtlandıkları durumlar ve katı kurallara karşı verdikleri tepkiler anlatılıyor.
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20214,302 okunma
10/10
·128 syf.··
2026 48. kitabı
Sheridan Le Fanu’nun Carmilla adlı eseri, okuduğum en rahatsız edici ve aynı zamanda en büyüleyici gotik romanlardan biriydi. Kitap boyunca üzerimde sürekli bir huzursuzluk hissi vardı. Özellikle Carmilla karakterinin gizemli tavırları ve Laura ile arasındaki tuhaf yakınlık, sayfalar ilerledikçe gerilimi giderek artırdı. Romanın en etkileyici yanı, korkuyu doğrudan göstermeden hissettirebilmesi. Le Fanu, karanlık şatolar, yalnızlık ve belirsizlik atmosferiyle okuyucunun zihninde sürekli bir tehdit duygusu yaratıyor. Birçok sahnede gerçekten tüylerim diken diken oldu. Özellikle Laura’nın geceleri yaşadığı açıklanamaz olaylar ve Carmilla’nın ortaya çıkışıyla birlikte gelişen durumlar oldukça ürkütücüydü. Carmilla sadece bir korku hikâyesi değil; aynı zamanda arzu, kimlik ve bağımlılık gibi temaları da işleyen katmanlı bir eser. Bu yönüyle döneminin çok ötesinde olduğunu düşünüyorum. Vampir figürü burada yalnızca bir canavar olarak değil, aynı zamanda çekici ve tehlikeli bir yabancı olarak karşımıza çıkıyor. Bu da hikâyeyi sıradan bir korku anlatısından ayırıyor.
CarmillaSheridan Le Fanu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20186,4bin okunma
8/10
·224 syf.··
2025 25. kitabı
ispanyol yazar laura esquivel'in kaleminden çıkan okuması oldukça güzel bir kitap. uzun zamandır başladığım kitapları bitiremem, yada çok zor bitirme hastalığına yakalanan biri olarak, kitap kulübünün ayın kitabı seçmesi sayesinde bu kitaba başladım. 1 günde bitti kitap. şaşkınım. neyse kitaba ve konusuna gelelim. önce sadece yemek tarifi okuyacak gibi gelse de kitap, hayatı mutfakta geçen bir kızın annesi.işe, kardeşleri ile, mevcut siyasi durumlar ve en çokta kendi benliği ile çabalayıp durmasını okuyoruz. annesi oldukça despot bir lider olan tita, ailenin en küçük kızı. aile geleneğine göre, hiç evlenemeyecek ve annesine bakacak ömrü boyunca. ne yazık ki, evdeki gelenek çarşının kurallarına pek uymuyor. ee tita da biraz asi bir kız. öyle kalıplara uymaya pek hevesli değil. ( yanlış olmasın, ergenlikten falan değil anladığım doğumundan beri asi çocuk. ) erken doğan tita, mutfakta nacha tarafından büyütülüyor. (hemen parantez, kitapta en sevdiğim karakter. naif, bilge, öğretici. yok yok kadında.) asi kızımız tabii ki bir beyefendiye aşık oluyor ve evlenmek istiyor. herşey biraz da burdan sonra başlıyor zaten, titayı istemeye gelen aileye annesi büyük ablasını teklif ediyor. onlarda tamam diyor! (ne saçma iş, okurken gidip dövesim geldi pedro yu net.) sonrası biraz sarkastik bir hal alıyor bence, değer yargıları, hak adalet, yaşam, kim neyi neden yaşıyordu, hayat bu muydu falan diye düşünmeden edemedim. tita birçok haksızlığa uğrasa da, aşk gerçekten bu kadar güçlü bir duygu muydu? bunu hep sorguladım. sanırım bi noktadan sonra asla hak veremedim tita'ya. ama olsun, en azından o seçimi ile mutlu oldu. aşk romanı olduğuna kanaat getirdim bitirdikten sonra, herkese uymayabilir ama en azından bir şans verilebilirbelki.
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20194,302 okunma