Haziranda, İstanbul Hatırası
Puan vermedi·690 syf.··
2026 9. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 00:19
Haziranda, İstanbul Hatırası Geçtiğimiz günlerde polisiye romanın önemli isimlerinden Ahmet Ümit’in İstanbul Hatırası adlı romanının diziye uyarlanacağını öğrendim. Yazarın bir çok kitabını daha önce okumuştum. Dizi başlamadan önce romanı yeniden elime aldım ve şu satırlarla karşılaştım: ‘ ’’Seni özlemişim...’’ Gülleri zor kurtardı aramızda ezilmekten. ’Kaç gün oldu görüşmeyeli.’ ‘’ Bir başka bölümde ise şöyle diyordu: ‘’Evengia’nın dişi teninden yükselen bu lavanta kokusu... Bir de iri mayıs gülleri... Bir de batmakta olan güneşin son ışıkları... Bir de, ‘’Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç.’’ diyen Müzeyyen Senar’ın sesi... Yani şu anda beni sarıp sarmalayan ne varsa, hepsi, her şey sanki söz birliği etmişçesine, yaşadığım o vahşi, o cinayetlerle dolu acımasız dünyanın dışında, daha güzel, daha iyi, daha anlamlı bir hayat var diye sesleniyorlardı kendi lisanlarınca.’’ Bu satırları okurken yıllar önce dinlediğim bir şiir geldi aklıma: Haziranda Ölmek Zor. Hasan Hüseyin Korkmazgil’in kaleme aldığı bu şiir, haziran ayının taşıdığı güzellikler ile ölümün bıraktığı acıyı aynı mısralarda buluşturur. Şiir haziran ayında yaşamını yitiren Nazım Hikmet Ran, Orhan Kemal ve -bir söylentiye göre de- Ahmet Arif için yazıldığı söylenir. ‘’sokaktayım gece leylak ve tomurcuk kokuyor...’’ ve devam eder; ‘’bir de memed’in yüzü bir de güzel İstanbul bir de ‘’saman sarısı’’ bir de özlem kırmızısı demek ki göçtü usta kaldı yürek sızısı’’ Bu şiir yıllar boyunca birçok kişi tarafından farklı yorumlarla seslendirildi. Dilden dile kuşaktan kuşağa aktarıldı. Belki de bu yüzden, bir zamanlar sadece bir şiirde duyduğumuz duygu, bir bakmışsın roman olmuş sızmış yine yüreğimize. Aynı kelimeler olmasa da insanın içine aynı yerden dokunuyor. İşte buna metinlerarasılık deniyor: Bir eserle
Duygu ve Düşünce
İstanbul Hatırası (Cep Boy)Ahmet Ümit · Everest Yayınları · 201643,1bin okunma
10/10
·616 syf.·
Beğendi
·
2026 65. kitabı
Muhteşem Binyıl Tarihi kurgu, fantastik karışımını nadiren kitaplarda buluruz. Bulunca da okuru doyuran cinsten olanını isteriz. İşte bu kitap sizlere dizi tadında bir epik macera kurgusu vaat ediyor. İçerisinde Osmanlı imparatorluğu, yeniçeriler, Eflak Voyvodası - Kazıklı - Vlad , zamanlar arası yolculuk derken yok yok. İsmini aldığı kişiden mütevelli Alp Er Tunga adlı yiğit yeniçeri Sultan'ın en önemli adamlarından biri. Sultanın kendisini Vlad'a gönderme görevini aldıktan sonra kitap şekillenmeye başlıyor. Öbür yanda Alp Er Tunga'nın sevdiği Angela var. Kalbinde onunla çıkıyor bu göreve. Yeniçerinin Vlad , Kont Drakula ile tanışması ve Vlad'ın onu dönüştürmesini okumak çok heyecanlıydı. Onu duygusuz, kalbi atmayan, ölüden farksız yürüyen bir cesede çevirmesi kitabın geri kalanını nasıl etkileyecek merak edeceksiniz. Görevi ne olacak? Geride bıraktığı sevdiği Angela ne olacak ? " Kangren olmuş uzuvlar lavanta suyuyla iyileştirilemez. " Drakula'nın ölüme terk ettiği eşi Anastasia'nın geri dönüşü, yeni eşi Ilona'yı da benzer şekilde bırakması ironik bir karakter belirtisiymiş meğer. Aşk üçgeni, intikam ne ararsak var derken ciddiyim. Anastasia büyüsünü yaparken, daha önce Alp Er Tunga'nın kendisine verdiği şansı verip uzun bir ömür bırakıyor. Ve zaman. " Ama sevgi güç verir, zamanda imkan. Büyük engellerde bulur, büyük hazzı insan. " Peki Alp Er Tunga hatalarını telafi edebilecek mi? Zaman makinesi ile katman katman yaşanan , en başa dönüp tekrar sonu yaşamalar , hikayeyi bir sarmal içinde yaşatıyor. Güzel kısmı bunun okuru sıkmak yerine daha sonra ne olacağını merak ettirmesi. İlk sayfalardan beri söylediğim şey hiç değişmedi. " Ben ne okuyorum böyle ! " Sizlerde de aynı etkiyi bırakacağına eminim. Kitapları Kurtaran Kedi Muhteşem Binyıl Hazan Mengü
Muhteşem BinyılHazan Mengü · Gutenberg · 202610 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Lavanta Kokulu Sabahlar
10/10
·384 syf.··
2026 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 18:42
Roman, baş karakter Jocelyn Minton’ın hayatındaki kırılma noktasıyla başlıyor. Annesinin ölümünden sonra kendini ait hissetmediği bir hayatın içinde kalan Jocelyn, en yakın dostu olan yaşlı bir kadının ölümüyle bambaşka bir yolculuğa sürükleniyor. Ona miras kalan eski bir malikâne ve yıllar öncesine ait bir aşkın izlerini taşıyan mektup, Jocelyn’i küçük bir kasabaya götürüp burada hem geçmişte yaşanmış bir hikâyenin peşine düşer hem de kendi hayatına dair cevaplar aramaya başlar. Jocelyn, güçlü görünmeye çalışan ama aslında aidiyet duygusunu arayan bir karakter. Onun bu içsel boşluğu, kasabaya geldikten sonra karşılaştığı insanlarla şekillenmeye başlıyor. Özellikle Ramsey McDowell ve Luke Connor karakterleri, sadece romantik bir üçgen yaratmakla kalmaz; aynı zamanda Jocelyn’in kendini tanıma sürecine de katkı sağlar. Yan karakterler ise bana göre kasabanın sıcak ama bir o kadar da karmaşık yapısını yansıtarak hikâyeye gerçekçilik kazandırmış. Romanın atmosferi oldukça etkileyici bir şekilde kurulmuş. Küçük kasaba hayatı, geçmişten gelen sırlar ve yıllar önce yarım kalmış bir aşk hikâyesi, kitabın duygusal yoğunluğunu artırmış. Yazar, geçmiş ve bugün arasında geçişler yaparak okuyucuya iki farklı zaman dilimini aynı anda yaşatıyor. Bu geçişler sadece olay örgüsünü değil, aynı zamanda karakterlerin duygusal bağlarını da güçlendirmiş. Hem geçmiş hem de şimdiki zamana dönmek benim sevdiğim şeyler. Hikâye ilerledikçe sırların yavaş yavaş açığa çıkması, merak duygusunu sürekli canlı tutmayı başarıyor. Genel olarak Lavanta Kokulu Sabahlar, aşkın farklı yüzlerini, geçmişin izlerini ve insanın kendini bulma çabasını anlatan akıcı bir roman. Duygusal yönü ağır basmasına rağmen içinde gizem ve merak unsurlarını da barındırmış. Okuyucuya sadece bir aşk hikâyesi sunmakla
Edebiyat
Lavanta Kokulu SabahlarJude Deveraux · Pegasus Yayınları · 2014129 okunma
Nazan Bekiroğlu - Mücella
8/10
·344 syf.·
2026 35. kitabı
Türk Edebiyatının Naiflik Masterclass’ına Hoş Geldiniz :) Hemen baştan anlaşalım Sefiller incelememdeki Jean Valjean aksiyonunu, 'heey gidi koca yürekli adam' nidalarımı ve o yüksek enerjiyi şimdilik bir kenara bırakıyoruz. Bu sefer yanımıza Jean Valjean’ın gücünü değil, Mücella’nın sabrını alıyoruz. Biraz daha ağır, biraz daha buğulu bir camın arkasından bakacağız hayata (Gözleri dolu dolu olan emojiyi bıraktım buraya) Bazen hayatın başrolü değil de en sadık izleyicisi gibi hisseder ya insan, işte Mücella o hissin ete kemiğe bürünmüş hali. Nazan Bekiroğlu, bir kadının sessizliğini öyle bir dokumuş ki, sayfaları çevirirken sanki eski bir sandığı açmışım da içinden lavanta kokulu anılar taşmış gibi hissettim. Hani insanın boğazına koca bir cümle dizilir de, sadece 'nasip' diyerek yutkunur ya, Mücella tam olarak o sükutun hikayesi. Herkes hayatı doludizgin yaşarken, onun payına o meşhur pencere kenarında sabretmek düşmüş. Okurken bir çoğunuz gibi ben de ‘Ah be kızım!’ demekten kendimi alamadım. Mücella’nın bu sessizliği sadece kendi tercihi de değil. Kitabı okurken şunu çok net hissediyorsunuz: Mücella aslında bir devrin, o eski İstanbul ve Trabzon sokaklarının, el alem ne der korkusunun ve ağırbaşlılık geleneğinin bir yansıması. Bu sadece Mücella’nın değil, o dönemde hayatı ıskalamak zorunda kalan pek çok kadının ortak portresi aslında. Yalnız dürüst olmam gerekirse Bekiroğlu öyle çok sıfat ve öyle uzun betimlemeler kullanmış ki, ‘E hadi kardeşim, devam et’ diye söylene söylene okuduğum kısımlar da olmadı değil. Neyse ki kendime ‘kitapları bitirmeden bırakmama’ sözü vermiştim de sabırla okuyabildim o kısımları da. Ben sabırlıyımdır, betimlemeler, uzun anlatımlar beni sıkmaz, ‘Zaten Bekiroğlu’nun kalemini tanıyorum’ diyorsanız şimdiden keyifli okumalar dilerim
Edebiyat
MücellâNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202112,9bin okunma
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
"Zaman denilen tek bir an; öncesiz, sonrasız, sadece şimdiye ait." Arafta sıkışan bir ruh Firuzan.Zamansız yaşıyor... Durun Aaa dostlar kızmayın hemen, tadınızı kaçıracak bir bilgi vermedim. #spoiler sayılmaz. Çünkü kitap baştan böyle başlıyor, bunu söylemeden ben dimağımdaki yaşatamam canım Firüzan'ı. " Gülmeye unutanlardan kahkaha ummak boşunadır. Firuzan'ın hikâyesinin sırrına; kendilerine açtıkları savaşı kazananlar, başkasının yaşadıklarını dinlemeye derman bulanlar erecek. Konuşamaz artık o, Öldü. Korkularıyla, sitemleriyle, gökyüzüne saldığı keşkeleriyle tam da şöyle:" Firüzan'ı anlatırken önce büyük ninesi Umay çıkıyor karşımıza. Umay ninenin ömrüne yoldaş oluyoruz. Bir hayvanın başını sevgiyle okşayan ele kapılır gönül diyoruz. Çok da ötesini aramaz çünkü #kadın ruhu. Saf, katıksız sevgiyi tanır yalnızca. Sonra anneannesi Dapir alıyor sözü ve kendi hikayesini seriyor ortaya. Bildiğinden ötesini yaşayamayan kadınlardan ama gün gelince kızı için de güçlü olmasını bilen, bilenenlere dur diyebilen bir kadın. Kızı dediğimiz ise Rojda, Firuzan'ın annesi. Bir şişe lavanta kolanyasının büyülü cazibesinde, Firuzan'ı ana rahmine düşüren hikaye tam da burada başlıyor. Rojda'nın lavanta kokulu hayallerinde... Dördüncü kuşak Firuzan'a kulak verdiğimizde, aslında yaşanan bireysel acıların ötesinde, bize toplumsal travmaların farkındalığı sunuluyor. Okul sıralarında aniden sessizleşen, ders başarısı düşen kız çocuğu olabilir Firuzan. Kitapta susturulan kadınlar konuşuyor diyorsun. Firuzan binlercesinden biri... Bizim payımıza, onları daha hassas kulaklarla duyma zorunluluğu düşüyor. Acıların aile mirası olduğu, kadına dair katman katman bir hikaye. Toplumsal gerçekçi romanları sevenlerin ilgisini çekecek, ustalıkla kaleme alınmış bir anlatı. Böylesine acılarla dolu bir
FiruzanFatih Gezer · Everest Yayınları · 2025462 okunma
10/10
·288 syf.··
2026 45. kitabı
Geldik #tılsımlıkoy serisi 3ncü ve son kitabına Valla bu seri uzasaydı da güzel olurdu. Karakterlerin hepsi farklı ama ortak nokta bizim sihirli koy ve halkı. Bir Vampirle aşk oyunu nasıl olur, diye hayal gücümüzü zorladık. Ama Kurt adamlarla aşkın kuralları da kolay değil Aslında da sadece bir fantastik kurgu gibi görünse de, hikâyelerin her biri bir mesaj taşıyor. İlk kitap cesareti, ikinci umudu ve son kitap ise vazgeçmemeyi. Ama her bir karakterin kendini keşfetme öyküsü de diyebiliriz. Karakterlerin adını unuttum çünkü ikinci kitap sanıp 3ncüyü okumuştum. Esas kızın manipüle eden, üstüne üstlük de aldatan sevgilisi vardı. Ve hikaye tam da ona sürpriz yapacağını düşünüp bir başka kadınla basmasıyla başlıyordu. Bu adam onu her şeyle manipüle etmişti ve karakterimiz bunu sevgi sanıyordu. Her şeyin bittiğini düşündüğü o anda ona büyükannesinden miras kaldığını öğrendi. Evet, Tılsımlı Koy'da. Ama şartlar vardı. 1 ay içinde Lavanta Evi'ni tamir etmeliydi. Yoksa miras parayı çok seven kuzenine geçecekti. Kolay değil çünkü evin kendine ait bir bilinci var ve kesinlikle dokunulmaktan hoşlanmıyor tek sorun bu da değil. Kalacağı evin kendine ait olduğunu sanarken aslında sürüsüz bir kurt adama da satıldığını öğreniyor. Kurt adamımız da çok seksi Sadece sorun bunlar değil. Kurt adam geçmişte bir cadı tarafından lanetlenmiş. Sürüsünü ve ailesini hatırlamıyor, keza onlar da onu. Yaa biraz üzücü. Ama hikaye çok keyifli bayıldım. Aralara farklı tür kitap koyduğum için ben hikaye keyfini çıkarabiliyorum siz de öyle yapın ve bu seriye şans verin
Kurt Adamlarla Aşkın KurallarıLinsey Hall · Phoenix Yayınları · 20264 okunma