Yaşamımın en kötü saatlerinden birini yaşayacak olduğumu ve bunun olabilecek en yararlı değişime kaynaklık edeceğini bilmekten uzaktım. Hayat böyledir; güç anların gizli bir işlevi olduğu, bizi büyüttüğü, o anda ender olarak fark edilir.
O günlerde tıpkı kendi kendine afyonlu bir iksir salgılayarak uykuya dalan nadir safsa çiçekleri gibi kafamın kendi kendine sürekli salgıladığı bu hayalleri daha fazla anlatmamın gereği yok aslında.
Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu ânını yaşadığını bilmez. Bazi insanlar kimi coşkulu anlarında hayatlarının o altın ânını "şimdi" yaşadıklarını içtenlikle (ve sık sık) düşünebilir ya da söyleyebilirler belki, ama gene de ruhlarının bir yanıyla bu andan da güzelini, daha da mutlu olanını ileride yaşayacaklarına inanırlar. Çünkü özellikle gençliğinde, hiç kimse bundan sonra her şeyin daha kötü olacağını düşünerek hayatını sürdüremeyeceği gibi, insan eğer hayatının en mutlu ânını yaşadığını hayal edebilecek kadar mutluysa, geleceğin de güzel olacağını düşünecek kadar iyimser olur.