Doğduğumuz zaman yuvarlak, keskin, saf bir yüzümüz vardır. İçimizde evren bilincinin kırmızı ateşi yanar durur. Ama yavaş yavaş, bizi, ana babalar yer, okullar yutar, sosyal kuruluşlar emer, kötü alışkanlıklar kemirir, yaş ise tüketir. Sindirildiğimiz zaman, tıpkı ineklerde gibi altı mideden geçtiğimiz zaman, pis bir kahverengi tonunda çıkarız.
Pancardan almamız gereken esas ders şudur: İnsan, yanağındaki ilahi renge, içindeki doğal pembeliğe sarılmalı; yoksa kahverengi dönüşür.
"Bunun için neden korkuyorsun ki? - İnsanlar da ağaçlar gibidir. Ağaç yükseğe, aydınlığa çıkmak istedikçe, kökü de o denli güçlü bir şekilde toprağa, aşağıya, karanlığa ve derinliğe, kötülüğe gitmeye çabalar."