Okuyan insanlar vardı,birde ötekiler. Birinin okuyan mı okumayan mı olduğu hemen anlaşılıyordu. Insanlar arasında bundan daha büyük bir fark yoktu.
Gregorius bunu idda ettiğinde insanlar şaşırıyorlardı, kimileri de böyle çarpık bir fikir karşısında başlarını iki yana sallıyorlardı. Ama böyleydi. Gregorius biliyordu bunu. Biliyordu.
Buna karşılık, Ocak ayının puslu bir gününde, şehrin ve ırmağın üstünde gölgesiz ışıktan ve mat griden oluşan bir kubbe oluştuğunda, şu diyeceğimden, kuşkuya yer bırakmayacak derecede emin oluyorum: İnsanın yaptığı her şey, bilinmeyen derinlikte saklı bir iç hayatın tamamlandırılmamış, adeta gülünesi çaresizlik teli ifadesidir sadece, bu iç hayat yüzeye çıkmaya çabalar ama onun uzağına bile ulaşmaz.