📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Babalarımız istedikleri adama bizi hediye verircesine verirler. O adamların huyuna suyuna hiç bakmazlar. Biz o adamlarla geçinebilecek miyiz? orasını hiç düşünmezler. Bize bir kere olsun "Falan adamı koca olarak ister misin?" yahut "Kimi koca istersin?" diye sormak yok. Bize sadece "İşte seni falan adama vereceğiz " derler; biz de ses çıkarmayız . Ama gönlümüz ne der? "Yarabbi, babamın söylediği adam genç olsun, güzel olsun, iyi huylu olsun." Gerçi bazen öyle çıkar. Fakat bazen de tam tersi olur. Gider bakarız ki bize koca olacak adam altmış yaşında yahut bir gözü kör yahut burunsuz yahut sarhoş yahut ahmak...
Ah siz erkekler, ne kadar zalimsiniz. Bir kızcağızın bir gözü birazcık şaşı olsa yahut bir ayağı hafif topallasa biçare evlenmeksizin ihtiyarlar gider. Kimse almaya tenezzül etmez. Ama sizin en fenanız, en uğursuzunuz, en sakatınız bakarsın kızların en güzelini, en uslusunu alır da biçareyi esir eder!
Bana öğüt vermiş olanlar
her gün daha da delileşti.
Çok şükür aldırmadım onlara
ve taşındı hepsi birlikte yaşadıkları
ve geniş gölgeli şapkalarını
sürekli değiştirdikleri başka bir kente.Saygıdeğer varlıklardı,
politik olarak derinlikli,
ve yaptığım her hata
acı çekmelerine yol açtı
ki griye döndüler ve kırıştılar,
bıraktılar kestane yemeyi,
ve bir sonbahar melankolisi
nihayet çılgınlaştırdı onları.Şimdi bilmiyorum nasıl olsam,
unutkan mı yoksa saygılı mı,
sürdürmeli mi öğütlerini,
ya da kınamalı mı deliliklerini:
bağımsız olamıyorum,
yitmişim onca bitki yaprağında,
ve çıksam mı yoksa girsem mi,
gitsem mi yoksa kalsam mı,
kediler mi satın alsam yoksa domatesler mi?Anlamaya çalışacağım
ne yapmamam gerektiğini
daha sonra yapmak için,
ve kafamı karıştıran yolları haklı çıkaracağım,
çünkü hata yapmazsam eğer,
kim inanır benim yanlışlarıma?
Eğer akıllı kalmayı sürdürürsem
kimse varmaz benim farkıma.Fakat değişmeyi deneyeceğim:
özenle selâm vereceğim,
bakacağım dış görünümüme
Yalnızlığın bir uçurtmadır ki takılacak yer arar
Denizlerin dibinde yürüdüğünü sanırsın
Ruhu olan bir gölgedir, bedeni kim bilir nerde
Önüne gelene kendi adını sorar
Bunun için sözlükleri devretti birkaç kere
Ölüm, denizde mahsur kalmış bir gemidir ona
Her kıyıda fener olmak gibi alışkanlıkları vardır
Bir yalnızlık üç diş ediyor dudaklarıma değdiği yerde
Dudaklarım ki kuru
Sakallarımsa hırçın
Portakallar soluk, lokantalar gösterişsiz
Ve orda burda buruk buruk duran birinin
Gövdesinden
Bu kış öğlesinin ayrıntılı içeriğinde
Uzakları iyi bilen bir adamın yakın elleriyim.
Kızgın bir sarmaşık gibi
Dolaysız ve anlaşılan
Özlemli ve sevgili
Ey toprağın güneşi, toprağın ıslak güneşi
Döndürdükçe sen başımı böyle
Takılıp kalıyor öyleyse neden
Gözlerim biliyor musun
Parıltısıyla
Bir bıçaktan hıncını alana kadar.
Yalnızsam böyle yalnızım bana çok azı kaldı
Çevirip göğsüme çoktan
Yalan mı yitirdiğim işaret parmağımı.