ASAF HÂLET ÇELEBİ’Yİ NASIL BİLİRDİNİZ:
ŞAİRİN ALIMLANIŞ TARİHİNDEN KESİTLER
Hazal Bozyer
Türk edebiyatında hem şiiri hem de kişiliğiyle özgün bir yeri olan Asaf Hâlet Çelebi, ölümünün üzerinden altmış yedi yıl geçmesine rağmen bu özgünlüğünü koruyan nadir şairler arasında yer alır. Bu süreklilik; şairin şiirinde başvurduğu çok katmanlı ve kültürler arası kaynaklara karşın, taklide dayalı bir estetik üretime yönelmemesiyle açıklanabilir. Asaf Hâlet’in poetik evreni, farklı gelenekleri eklektik bir biçimde bir araya getirmekten ziyade, bu unsurları özgün bir şiir dili içinde dönüştürerek yeniden kurduğu için biriciktir. Onun şiirlerinde yer alan izlek ve metaforlar, Türk şiirinde başka şairler tarafından sıklıkla kullanılıyor olsa da Çelebi’nin bu unsurları ele alış biçimindeki özgünlük şairin poetik özerkliğini belirler. Kimi şiirlerinde Budist bir rahibin sesini çağrıştıran söyleyişler öne çıkarken, kimi metinlerindeyse İslam tasavvufunun figürleri ya da düşünsel özleri şiirsel yapının kurucu birer unsuru olarak karşımıza çıkar. Okurda Cüneyd-i Bağdâdî ya da Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî gibi isimleri çağrıştıran bu izlenim, Asaf Hâlet’in tasavvufi ve metafizik referansları doğrudan aktarmaktan ziyade, şiirsel bir özümseme yoluyla yeniden
kurmasından kaynaklanır. Şiirlerinde “om mani padme hum”, “halakassemâvât-i vel-ard”, “adonay elehenu adonay ehad”, “ammon ra’hotep veya tafnit”, “dut bu a’ru ünnek pahper/kama pet kama tâ”, “evlôimeni i vasilîya tu patros” gibi farklı dil ve kültürlere ait formüllere yer vermesi nedeniyle anlaşılmamakla eleştirilen Asaf Hâlet, bu eleştirilere poetik nitelikli yazılarla karşılık vermiştir. Şair, söz konusu metinlerde şiirini ve sanat anlayışını savunarak temel estetik tercihlerini okuyucuyla paylaşır. Bu tutum, onun şiiri bilinçli bir