Bazen hayat bizi o kadar çok sağa sola savuruyor ki, günün sonunda aynaya baktığında karşındaki kişiyi kendine yabancı biri gibi görüyorsun. Sanki bir başkasının hayatını yaşıyormuşsun, sürekli birilerine bir şeyler kanıtlamaya çalışıyormuşsun gibi... Yorgunluk dediğimiz şey de tam burada başlıyor zaten; omuzlarımızdaki yükten değil, aslında kendimiz olmaktan vazgeçtiğimiz için yoruluyoruz.
Özüne dönmek dediğimiz şey öyle çok matah, üzerinde uzun uzun konuşulacak felsefi bir olay değil. Sadece durup kendine şu soruyu dürüstçe sormak: "Ben gerçekten ne istiyorum?"
Başkaları ne der, ayıp olur mu, yeterince başarılı mıyım, o ne düşünür... Bunların hepsini bir kenara bırak. İnsanlar her zaman konuşacak bir şey bulur, sen en doğrusunu yapsan da bulurlar. O yüzden hayatını onların gözünden değil, kendi içindeki o pusulaya bakarak yaşamaya başlamak lazım.