Puan vermedi·272 syf.·
2026 33. kitabı
İlhami Algör ‘den Aziz İnsanlık Kitap içeriği P24 internet sayfasındaki “Okumalar, değinmeler” isimli yazı dizisinden alınmış. Kitabı bitirince p24 blog sayfasını da ziyaret edip oradan da inceledim. “İlhamice” yorumlar olarak isimlendiriyor bunları. Bu kitabı kendisiyle çay içerken imzalattığımı da belirtmek isterim ve ayrıca paylaşım fotoğrafındaki genç ve dinamik yazarımızın ta kendisi. İçeriğinde bir çok kitap hakkında düşünceleri, incelemeleri okuyoruz ve bir sürü kitap önerisi almış oluyoruz. İncelemeyi de kendine göre yorumluyor ve kafamda girdaplara sebep oluyor (Bu iyi yönde bir girdap). Sadece kitaplar değil elbette; tarih, film ve elbette olmazsa olmazımız birazcık, ucundan siyaset. Aman mazallah fazla siyaset bize çimdik falan atar. Neyse… Okurken keyif aldım; haftalık, aylık dergi/gazete takip etmenin güzel olacağını düşündüm. Bir yerden başlamak lazım. Selam sevgiyinen…. “Korku, bu gezegen canlılarının temel ihtiyaçlarından biridir.” “Tapınak, iktidarını insanlara terk etmek zorunda kalan Tanrı'nın yaldızlı hapishanesidir.” “Herkes nabzının attığı zaman ile meşgul. Fakat bazı hallerde geriye dönük bir sağırlık ve hatta ileriye dönük bir körlüğe yol açıyor şimdicilik.” “Bazılarımız ruhları rüzgârlı insanlardır. Risk algıları farklıdır. Onlar için "uyumsuz" derler. Belki de uyulması istenen nasıl bir hayat örüntüsü ise, o örüntünün rollerine ikna olmamışlardır.”
Aziz İnsanlıkİlhami Algör · İletişim Yayınları · 20247 okunma
İnceleme yazmayı erteleyip duruyordum
Puan vermedi·288 syf.··
2026 27. kitabı
·
99 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 17:51
Bu kitabı bitirmek benim için gerçekten çok zordu. Karakterlerin duygu dünyasını okumayı sevsem de kafamın dağınık olduğu zamanlarda okuyabileceğim bir kitap kesinlikle değildi. Bu kitabı okumayı düşünenler sakin olduğu bir zamanda okusun derim. Kitabın, anlatımı olsun yazım dili olsun gerçekten beğendim. Kitap resmen diyor ki; "Ben sana huzur vereceğim ama bunun için önce senin sakin olman lazım. Yoksa beni okuyamazsın." Tavsiye eder miyim? Kesinlikle evet.
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 166. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
"GÜÇLÜ BİLİNÇALTI MÜKEMMEL ZİHİN" "Başarılarının başkaları tarafından takdir edilmesini bekleyen insanlar bu duyguya bağımlı olur. Onlar amigdalanın etkisi altındadır ve dış etkenler duygularını manipüle eder. Gerçek özgürlüğünüze kavuşmak istiyorsanız sizin için -başkası için değil, sizin için gerçekten önemli olana bağlı kalmanız çok önemlidir. Amigdalanız devreye girdiğinde körleşirsiniz ve sizin için gerçekten önemli olana veya size soru soran kişinin amacına odaklanma yetinizi kaybedersiniz." Hepimiz hayatımızda daha başarılı olmak, ilişkilerimizi güçlendirmek ve zorluklarla daha kolay başa çıkmak isteriz. Peki ya tüm bunların sırrı beynimizin derinliklerinde saklıysa? Nörobilim alanındaki son çalışmalar, zihinsel performansımızı artırarak hem kişisel hem de profesyonel hayatımızda çığır açabileceğimizi gösteriyor. Kötü düşünceler çoğu zaman farkında olmadan zihnimizi işgal eder ve iletişimimizi zehirler. Peki bu döngüyü nasıl kırabiliriz? Beynimiz değişime dirense de, doğru tekniklerle olumsuz düşünce kalıplarını yeniden şekillendirebiliriz. Günlük farkındalık egzersizleri, düşüncelerimizi gözlemlemeyi ve onları yargılamadan kabul etmeyi öğretir. Bu, zihinsel gürültüyü azaltmanın ilk adımıdır. Dr. Biliana Todorova, nörobilim ve psikoloji kökenli bir yazar. Kitabın merkezinde şu iddia var: Hayatını değiştiren şey “bilinçli irade” değil, bilinçaltı programların. Yani %95 oranında düşüncelerini, alışkanlıklarını, duygularını bilinçaltın yönetiyor. Sen sadece sonucu yaşıyorsun. Yazar bize “mükemmel bir zihin” vaat etmiyor. Amacı: Bilinçaltındaki negatif kayıtları silip, yerine seni destekleyen yeni programlar yüklemek. Tıpkı bilgisayara format atıp yeni yazılım kurmak gibi. Bilinçaltı Nasıl Çalışır? Bilinçaltı 0-7 yaş arası kurulan inançlarla doluyor. “Yeterli
Edebiyat
Güçlü Bilinçaltı Mükemmel ZihinBiliana Todorova · Altın Kitaplar · 202674 okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 158. kitabı
🅳🅸🆂🆈 🅳🆁🅺🅴🆁 Herkese Merhabalar... Bugün sizlere kalemini severek okuduğum yazardan bir kitap ile geldim. Her kitabı beni benden almayı başarıyor. Yine severek ve büyük bir heyecan ile okudum. Ve elime alır almaz da bitirmeden bırakmak istemedim. Tabi yazar beni yine şaşırtmayı başardı ve sağlam bir ters köşe yaptı. Nasıl ya derken amanın bu nasıl son böyle nasıl ters köşe demedim dersem yalan olur. Başından beri bir tahminim vardı zaten onu da gözler önüne seriyor. Ama sağ gösterip, sol vuruyor resmen. Aslında sağı gösterip sağdan da vuruyor bir bakıma tahminim tuttu ama yanında olan üstüne eklenen en lezzetli yeriydi. Yine muhteşemdi. Elimde okumadığım bir kitabı daha var ama yepyeni bir kitabı daha çıktı onu da almam ve okumam lazım. Keşke gelip beni bulsa Daisy Darker ailenin en küçük kızıdır. Ondan büyük ve araları çok az olan iki ablası vardır. Ve kırık bir kalp ile doğmuştur. Zaten erkek olmadı beklenirken kız olması da biraz aileyi uzer. Ama büyükannesinin en sevdiği torunudur. Büyükannesi bir yazardır. Harika çocuk kitapları yazan ve resimleyen ve Daisy Darker'in Küçük Sırrı diye de bir kitap yazar. Deniz Cam'ı adını verdikleri Blacksand Koyu'nda yer alan aile mirası olan Büyüka nesin'in evine gitmek ise onu en çok mutlu eden şeydir. Bu sene gidiş nedenleri farklıdır. 29 yaşına basan Daisy büyükannesinin 80.yaş günü için ailesini toplaması üzerine gider. Anne ve babası ayrılmış ablalari kendi halinde ve birinin de kızı vardır. Ailede hep yok sayılan Daisy olmuştur. Büyükanne bu akşam mirasını da aldığı kehanet üzerine açıklar. Herkes bir isyan eder ama o geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Daisy DarkerAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20241,373 okunma
9/10
·352 syf.··
2026 79. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 11:14
İnsanın donması için illa karın altında kalması gerekmiyor, bazen hatıralar da insanı yavaş yavaş donduruyor. Soğuk sadece mekânın soğuğu değil burada; insanın içine, geçmişine, vicdanına, hatta aklına kadar işleyen bir şey. Kitabı okurken sürekli o ayazı hissettim. Sanki her cümlede biraz daha nefes buğulanıyor, insan biraz daha kendi içine kapanıyor. Romanın merkezinde doğuda askerlik yapan Asil var. Nöbetler, kar, disiplin, yalnızlık, ölüm fikri ve insanın kendi zihninin içinde dönüp duran o karanlık sesler… Ama Ziyan sadece askerlik anlatısı gibi kalmıyor. Bir noktadan sonra geçmiş bugünün içine hayalet gibi sızıyor. Ziya Hurşit’le kurulan o yarı gerçek yarı sanrılı alan kitabı bambaşka bir yere taşıyor. Tarih dediğimiz şey de bazen böyle değil mi zaten? Bitmiş gibi duruyor ama bir yerden çıkıp insanın boğazına yapışıyor. Bir de Asil’in bizi ister istemez Azil'e doğru yönlendiren tarafı var. Bunu sadece iki roman arasında bağlantı kurulmuş diye okumamak lazım. Günday’da bazı karakterler kendi romanlarında kapanıp kalmıyor; başka bir kitabın kapısını da aralıyorlar. Asil’in içindeki soğuk, yabancılaşma ve kendine bile uzak düşme hâli *Ziyan*da başka bir renge bürünüyor. Sanki Azil de başlayan karanlık, burada askerî bir ayazın içinde tekrar nefes alıyor. Bu bağlantıyı fark etmek, kitabı benim gözümde daha da ilginç yaptı. Hakan Günday’ın dilini seven biri olarak burada yine o sert, karanlık, bazen insanın yüzüne tokat gibi çarpan cümleleri buldum. Adam bazı şeyleri süslemiyor; acıyı da, çürümeyi de, insanın içindeki karanlığı da doğrudan koyuyor önümüze. Ama dürüst olayım, bazı yerlerde o keskin tespitler hikâyenin önüne geçiyor gibi geldi bana. Günday okurken bunu bazen yaşıyorum: Cümle çok güçlü, fikir çok sert, ama bir noktadan sonra metin “bak şimdi sana ne
ZiyanHakan Günday · Doğan Kitap · 20196,3bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2026 13. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 05:32
Malzeme olarak çok güçlü bir yere sırtını dayamış, Türkiye’nin elli yıl önceki siyasi çalkantılarını, toplumsal değerlerini ve Ermeni çetelerinin suikast hazırlıklarını konu alması bakımından dönem ruhunu yakalamış bir iş. Gelgelelim, hikayenin işleniş kısmı açısından, yazarın kullandığı dil maalesef çok sığ ve kelime dağarcığı epey dar kaldı. Özellikle karakterlerin kendi kendilerine konuştuğu sahnelerde hep aynı tarz, kalıplaşmış cümleler dönüp durdu. Olaylar okuyucuya yaşatılmadı, yani gösterilmedi, onun yerine sürekli "anlatıldı.". Dolayısıyla kurgu derinleşemedi ve üslup epey zayıf kaldı. Dönem hikayelerini sevenler şans verebilir ama edebi bir derinlik beklentisiyle açmamak lazım.
Melek Terörist FahişeOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20221,892 okunma