Her ulus kendine özgü bir erdem yarattığına göre, erdem diye bir şey yoktur. Çok saçma bir görüş bu. Bir ırmak binlerce ufak kola ayrılır diye o ırmağın varlığından kuşkulanabilir miyiz? İnsanın gereksinimlerine bakalım; insanın temel gereksinimleri erdemi bütün geleneklerine uygulamıyor mu? Erdemin varlığı ve gerekliliği bundan daha iyi nasıl kanıtlanabilir? Bana tek bir halk göstersinler ki erdem düşüncesi yer etmemiş olsun, tek bir halk göstersinler ki iyilik ve insanlık kavramlarını temel bağ olarak almamış olsun.
İyilik tohumlarını yüreklerinden atan çocuklarının elinden kim tutacak? 'Erdem bir düşten ibarettir, cezasızlıklar kollar sizi,' diyorlar. Peki o zaman özgürlüğümüze, mülkiyet hakkımıza nasıl bir saygı bekleyebileceğiz? Kısaca, bu mutsuzların durumları ne olursa olsun, karı ya da koca, zengin ya da yoksul, efendi ya da köle, ne olursa olsun, kendi yarattıkları tehlikeler en sonunda yine kendilerini bulacak, havaya kaldırdıkları hançer kendi böğürlerine inecektir; insanda kendi sapıklıklarını dengeleyen, örten tek özelliği kaldırmaya cesaret eden her bahtsız er geç yıkılacak, kendi korkunç sisteminin kurbanı olacaktır.
Suçu resmederken kullandığım fırça darbeleri seni rahatsız edip canını sıkarsa, bil ki kurtuluşun yakındır; zira en başından beri ulaşmayı amaçladığım hedef budur. Ancak burada betimlenen gerçek seni gücendirip yazarına lanet etmene yol açarsa... bil ki, zavallı okur, burada karşılaştığın, asla iflah olmayacak kendi benliğindir.