Döneminin en zeki ve zengin kişilerinden biri olan Albert Ellingham, Vermont’un ulaşımı zor Mount Morgan daglık bölgesine inşa ettirdiği Ellingham Akademisi’ne, ögrenciye özel hazırlanmış müfredat doğrultusunda lisenin son iki yılını kapsayan eğitimi almaları için secme öğrencileri kabul ediyor, her türlü ihtiyaçlarını ücretsiz karşılıyor ve tüm öğrencilere her yönden zengin olanaklar sunuyordu. Öğrencilerin her biri ileri düzey bir yeteneği, ilgi alanı ve zekası nedeniyle bu özel eğitim için seçiliyordu. Albert, eğitim sürecinde oyunun önemine inanıyor ve oyunlarla öğrenmeyi de teşvik ediyordu.
Albert, karısı İris ve kızı Alice, akademi arazisinde kendileri için özel olarak inşa edilmiş ‘Büyük Köşk’te yaşıyorlardı.1936 Nisan’ında kendilerine ‘Şeytanın Ta Kendisi’ diyen kişiler tarafından İris ve Alice kaçırılana, akademinin en parlak öğrencilerinden Dottie Epstein ortadan kaybolana dek mutlu bir yaşamları vardı. İris ve Alice’i kaçıranlar fidye istediler ve fidye de ödendi ama bu, İris ile Dottie’nin öldürülmesi ve Alice’in sırra kadem basmasını engelleyemedi. Yıllar süren ve sonuçsuz kalan aramalar Albert’i ve ailenin yakınlarını çok üzdü. Bir kaç yıl sonra da Albert ve bir dostu, garip bir yat kazasında hayatını kaybetti. Bu olayların gizemi ise, yıllar boyunca çözülemedi.
2010’lu yıllara gelindiğinde ise, yukarda bahsedilen trajedi yaşandıktan sonraki bir kaç yıl kapalı kalan ama, sonra tekrar ögrenci kabulüne devam eden akademiye, hayattaki en büyük tutkusu suçları, cinayetleri çözmek olan Stevie (Stephanie) Bell kabul edildi. Pittsburgh’lu fakir bir ailenin kızı olan Stevie Bell, akademinin her biri farklı isimlerle anılan ögrenci yurtlarından biri olan Minerva’da, Janelle Franklin, Nate Fisher, Ellie(Element) Walker, David ve Hayes Major’la birlikte kalıyordu.