Sinema'ya dair heves duyduğum esnada filmlerini izlediğim Tarlovsky'nin bugün doğum günü. .O'nun filmleri tıpkı bir şiir, bir rüya adeta İsmet Özel'in söylediği gibi "bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini ..."
Üniversite okurken belli not aralıklarına sığdırılan bir nesneye dönüşüyoruz. Bb alınca Ba alabilirdin sözleriyle karşılaşıyoruz. Daha iyisi olmak adına sadece notlar ve diplomalara sığdırılıyoruz. Notlar düşük olursa akademik geleceğin ; diploman olmazsa da kariyerin mümkün olmuyor. Fakülteler ve içindeki hocalardan aldığımız bilgiler baloncuklar gibi heyecan uyandırıyor sonra yok oluyor. İlkel dönemdeki hikaye anlatan gezginlerden daha fazla bilginin kaynağı olan bu mekan Ortaçağ kiliselerinin saklı kütüphaneleri gibi hareketsiz ve keşfedilmeyi bekliyor. Ne var ki hocalar bundan müstesna. Onlara ulaşmak kitaplara dokunmaktan çok daha güç. Sınavlar var bir de ne öğrendiğimizi bir yana bırakıp ne öğrenemediğimizi aradıkları yegane yer. Oysa üniversite için çok kitap okuyacağımız bir merhale olarak gösterirken en çok kendi derslerini tekrar edeceğimizi, ders notlarını okumamız gerektiğini kastediyorlarmış. İrfan, marifet, uluhiyet öğrenmemiz gerekirken bütün bunlar bir hakikat iken yalnızca gerçeklik ile yüzleşiyoruz. Dolayısıyla süreç mahiyeti itibariyle önemini kaybederken sonuç üryanlığı ile utandırıcı yahut gurur verici bir durum oluyor .