Çünkü o sırada Avrupalılar, kendi uygarlıklarını "tek" uygarlık olarak düşünmeye başlamışlardır. Bu zihniyet bir ulusun uygarlığının manevi ürünleriyle değil, teknik düzeyiyle ölçülmesinden doğuyordu.
"1789 Fransız inkilabinin insan hakları beyannamesiyle kavustugu insanın hürriyet, musavat ve bunlara bağlı getirdiği haklardan muhammed aleyhis selamın şeriatı bin iki yüz yıl öncedir"
Arkasında da insan haklarına tüm hassasligiyla riayet eden bir ümmet bırakmıştır ki o ümmet milyonlarca insanın temel insani haklarını asla istismar etmemektedir(!)...
"İnsan kalbi taşıdığın için ne mutlu sana, Feyre. Bırak hiçbir şey hissetmeyen zavallılar kendine acısın."
Bu okuduğum ve basit görünen alıntı bugünlerde çok daha anlamlı. Kafa dağıtmak için okuduğum fantastik bir kitapta dahi günümüz insanlarının pek bilincinde olmadığı şeylere rastlıyorum ve bugün bile insan türü olarak insanlık namına bir şey yapmaktan ve insan olmanın yüklediği sorumluluktan ne kadar uzaklaştığımızın üzülerek farkına varıyorum.