1- martin'i en çok şaşırtan şey onların cehaleti olmuştu. ne olmuştu onlara? eğitimlerini ne yapmışlardı? kendisinin okuduğu kitaplara onlar da ulaşabilirdi. nasıl olurda kitaplardan bir şey öğrenmezlerdi?
2- geçmişte işçi sınıfına göre daha derli toplu görünen, iyi giyimli kimselerin zekanın iktidarına ve güzelliği takdir gücüne sahip olduğunu sanmakla ne büyük aptallık etmişti.
hayatı boyunca sevgi açlığı çekmişti. varoluşunun temel talebiydi. ama hiç sevgi görmemiş ve zaman içinde katılaşmıştı. sevgiye ihtiyaç duyduğunu fark etmemişti bile. şimdi de bilmiyordu bunu.
martin'i çok benimsemiştim ya bitmesi o kadar üzdü ki beni.. açıp tekrar okumak istiyorum ama bu beni daha üzer. neyse gelelim söylemek istediklerime. martin'in inanılmaz bir zekası ve gücü olması beni tüm kitap boyunca beni en çok etkileyen şeydi. inanılmaz birisi uykusu bile çok geliyordu ama sonunun böyle olacağıda bu yüzden belliydi. ruth ile ilişkisine girmek bile istemiyorum belki martin için gelişim olur derken bambaşka şeyler yaşandı. hiç sevmiyorum ruth ve ailesini. brissenden'e de değinmek istiyorum: martin'den sonra en sevdiğim karakter inanılmaz birisiydi ve onun hayatından ve sonundan martin'in yaşayacağı şeyleri çıkartmakta zor değildi. kitapta en çok martin'in bir kez olsun büyük başarısının tadını çıkarmasını isterdim ama olmadı... çok fazla diyecek bir şeyim yok sadece şunu eklemek istiyorum: sonuna çok kırgınım ama daha iyiside olamazdı. mükemmel bir kitaptı ya. görüşürüz martin eden.